31 Ağustos 2014
Her yetkiliden, her olayda dinlediğimiz; son yıllarda özellikle SURİYE ve IRAK için ‘’Biz Irak’ın, biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız’’ sözlerini hatırlayacaksınızdır. Bu ifadeleri kullananların, kendi ülkesi için nasıl koruyucu tedbirler aldıklarını, insanın refahı, saygınlığı ve özgürlüğü için neler yaptıklarını ise duyamazsınız!
31 Temmuz 2014
Türkiye son yıllarda izlediği yanlış iç ve dış politikalar neticesinde; gerektiği şekilde hareket etmediği veya edemediği için merkez olma yolundaki adımlarını hep geri atıyor. Bunun bir değil, sayısız nedenlerini hepimiz sıralaya biliriz. On iki yıl önce başlayan devleti öğrenme tecessüsü, aşama aşama bizleri bugünlere getirdi. Ve hak etmediğimiz bir bedel ödedik. Kuşkusuz bizlere bu bedeli ödeten AKEPE, onun başkanı olan Erdoğan’dır.
09 Temmuz 2014
Ey.. zatı ile kaim, ebedi olan ALLAH’IM.. Rüzgârların, yarattığın âlemin sıkıntılarını alsın, şefaatinle huzurun daim kalsın.. Dualarımızı taşınır, kapılarını bize açılır kıl. TÜRK MİLLETİ’NİN İNSANLIK âlemiyle dost yaşamasını, zulümlerden korunurken, halis emeller peşinde koşmasını, sarsılmaz bir imanla coşmasını nasip et, Rahman olan Allah’ım..
31 Mayıs 2014
Öncelikle, ‘’Bülbüle güllük, kargaya küllük yaraşır’’ atasözüne kızmayacağını düşünerek, sana birazcık sitem etmek istiyorum. Bazen o güzel sesini (!), bazen tüylerinin parlaklığını (!), bazen aptallığını, bazen şeytanlığını dile getirirsem, herhalde alınganlık göstermezsin (!). Tereddüdüm, son günlerde ‘’algı’’ diye bir şeyden bahsediliyor. Sanırım ne olduğu yeni keşfedilmiş olmalı. Bilmem ki sen de ‘’algı’’dan mı, yoksa alıklıktan mı beslenmektesin?
30 Nisan 2014
2004 Yılından günümüze kadar yazdığım SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI yazıları, herhalde yüz’e yaklaşmıştır. Yıllardır gerektiği kadar yayının yapılmadığı, yapılanların ise sadece bir-kaç kaynağa dayandırıldığı hepimizin yakından bildiği bir gerçektir. Hâlbuki Osmanlı Arşivlerimizdeki belgelerle, binlerce kitap yazılabilir. Ancak kim çalışacak, kim yazacak, kim basacak, dahâ da önemlisi kim ve kimler okuyacak?
01 Nisan 2014
Tarihe, bütün olarak bakmadan, yaşanmış olayların insanları, nereye ve nasıl sürüklediğini anlamakta zorluk çekeriz. Çekilen her zorluk ise vereceğimiz kararların sağlıklı olup olmadığını tartışmalı hale getirir. Sözde Ermeni meselesini de bu bakıştan uzak tutamayız. Her şeyden önce, Ermeni meselesini ele aldığımız her alanda ilk söylenenin bin yıllık bir beraberlik ve Osmanlı-Ermeni ilişkileri olduğunu görürüz.
28 Şubat 2014
Dünya’nın hiç de huzurlu olmadığı bu dönem de, ne kadarının barış, ne kadarının savaş halinde, ne kadarının iç karışıklıklar yaşadığından bilmem ki haberdar mı sınız? Dünya’ya ilgisiz kalmayacağımız gibi, öncelikle kendi evimizi, kendi topraklarımızı her yönüyle huzura kavuşturmamız gerekiyor. Hâlbuki bugün yaşadığımız Türkiye’ye baktığımız da, hiç de huzurlu olmadığımızı, bunun yanında bugünkü iktidarca da iyi yöneltilmediğimizi görüyoruz.
30 Ocak 2014
Türk Milliyetçiliği’nin son ŞEHİDİ CENGİZ AKYILDIZ’A Allah’tan rahmet, kederli ailesine, Türk Milliyetçileri’ne baş sağlı diliyorum. Mekânı cennet olsun. Bu vahşeti görmeyen basının da, bu yüzsüzlüğü hepimize ibret olsun. 20 Ocak 1990 BAKÛ ve 25/26 Şubat 1992 HOCALI Katliamı’nda hayatlarını kaybeden aziz ŞEHİTLERİMİZİN huzurunda tazimle eğiliyorum. Çekilen acıların kısa sürede sonuçlanmasını gönülden temenni ediyorum.
30 Aralık 2013
2013 yılının şu son gününde, Sayın DOĞU PERİNÇEK’in dünyaya bir daha kabul ettirdiği ‘’ERMENİ SOYKIRIMI’’ yoktur GERÇEĞİNİ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin nasıl kabul ettiği KARARINI yazacaktım. Ermenistan’ın ve İsviçre’nin nasıl da telaşlandığını anlatacaktım. Gel, gör-ki, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele ettiğini iddia eden AKEPE’nin, şu son günlerde içine düştüğü durum başka şeyler yazmaya mecbur etti.
30 Kasım 2013
Yeni tabiri ile TELEVİZYONLAR ‘’Kitle İletişim Araçları’’ olarak tanımlanıyor. Haber, bilgi verdiği gibi eğitmek ve eğlendirmek amaçlarını da gerçekleştirmiş oluyor. Gel gör ki, saniyeler içinde tükenen ve yenilenmesi gerekli olan bu araçların ürünlerinin, kendi bünyelerinde yaşanan yanlışlıkları ve eksiklikleri bir türlü giderilmiyor. Yayıncı kuruluşlar tarafından küçük bir öz-eleştiri ile de düzeltilmiyorlar. Toplum, yani izleyici kitlesi ‘’ne yerse’’ onunla doymuş oluyor!