11 Eylül 2006
Herkes devleti bilir mi…? Şeklindeki bir soruya hepimizin vereceği cevap hayır olacaktır.Burada kast ettiğimiz yönetmek üzerinedir. Devlette görev almadan, o alanda yol kat etmeden, devlet bilinmez. Devlet terbiyesi almış olmak vasfına da erişilmez. Sistemi tanımadan,bildiğini sanarak onu yönetmek ise hiç düşünülmemelidir. Buradan da her bilenin de devleti yönetebileceği anlamı çıkmamalıdır.
29 Ağustos 2006
Asım Bezirci, ÇOK KAPILI ODA isimli eserinde, ‘’ Elbette, bir sanatçının çağını (çevresini,zamanını, yurdunu, ulusunu, halkını, toplumunu) açık ve doğru olarak yansıtması için onu iyi bilmesi gerekir. Yurdunun özelliklerini bilmeyen, ulusunun ve halkının yaşayış ve kültürüyle ilgilenmeyen, yöresinde olup bitenlerin (tarihin) içyüzünü, kat ve tabakalar arasındaki ilişkileri görmeyen, toplumun geçirdiği oluşum özünü kavramayan bir sanatçıdan
13 Ağustos 2006
Ölüm üzerine yazılanları nedense dikkatle okumuşumdur. Ölümün anlatılması dualarla şiirle farklı bir ulviyet kazanır. Sonra artılarınız, hele de eksileriniz film şeridi gibi önünüzden geçer. Ama filmi bir daha seyredemezsiniz. Yaşanmış birliktelikleri, paylaşılan düşünceleri bir bir sıraya koyarsınız. Yapacağınız başka bir şey yoktur, artık çaresizsinizdir. Mihrali Aksu’yu çok geç tanıdım. O öğrenciyken, ben iş hayatındaydım. O Erzincan’a döndüğünde ise ben gurbet denen diyara gelmiştim.
25 Temmuz 2006
Türk Dil Kurumu, sözlüklerimizden bir çok ata sözünü çıkaracakmış. Özellikle kadını aşağılayan sözler seçilerek, kadına yöneltilen olumsuz bakışlar böylece ortadan kaldırılacakmış. Kendi söylediklerine, kendilerinin de gülerek, inanmadıklarını sanıyorum. Bu sözleri yazılmış metinlerden, şiirlerden nasıl çıkaracaklar. Varlığından şüphe duymayacağımız olumsuzluklar, kadın dahi olsa nasıl ifade edilecek.
10 Temmuz 2006
Sözde Ermeni Soykırımı hakkında yine söyleyeceklerim olacak. Bu hafta başka ne yaza bilirim diye düşünürken; Ortadoğu’nun nasıl devletçiklere bölünmek istendiğini, arzı-endam edeceği belirtilen Özgür Kürdistan adlı sözde devletçikten ve yine cetvelle çizilen bir haritanın ortalarda gezindiğini görüyoruz.
03 Temmuz 2006
Umarım bu satırlarımı tesadüfen de olsa okursun. Hala dünyanın kimler için büyük, kimler için küçük olduğunu düşünüyor musun bilmiyorum. Aynı nokta da isen bırak bunları başkaları düşünsün. Hani, beraber olduğumuz bir akşam yemeğinden sonra, Amerika’ya gideceğini ve mutlu bir evlilik düşlediğini de ifadelerinin arasına yerleştirmiştin. Mutlu olacağına senin adına sevinirken, bir dostu kaybetmekten elem duymadım, dersem yalan söylemiş olurum.
19 Haziran 2006
İstanbul’un kısa ve tadına varamadan yaşadığı, Anadolu’nun fışkıran tabiatıyla, doya doya soluduğu ilkbahardan sonra, sıcak yaz günlerine başlamış olduk. Isınan günlerimizin yanında, siyaset, ulusal ilişkiler ile ekonomide birden ısınıverdi. Mevsimin getirdiği sıcaklıktan faydalanmayı veya korunmayı bilmeyenimiz yok. Diğer sıcaklıklardan ise ne korunmanın ne de kurtulmanın çaresi yok.
11 Haziran 2006
Eşsiz güzelliklerle dolu Anadolu’muzun üzerinde, Ermeni, Kürt, Fransız ve diğerlerinin sinsice emellerinin açıkça konuşulduğu, nereye gittiğini göremediğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Her milletin olduğu gibi, Türk Milletinin de saydamlıktan uzaklaşmadan, var olan değerlerimize sahip çıkarak beğensek de, beğenmesek de şu alemde yerini bulması kaçınılmazdır.Barbar Türklerden….! Hasta Adama….! Hasta Adamdan Cumhuriyete
04 Haziran 2006
Kalemimiz yazdıkça, dilimiz döndükçe sözde Ermeni soykırımı iddialarının yalan olduğunu, özellikle küreselleşen dünya safsatasının peşinden koşan bilinçsiz ve bilgisiz gençlerimizin vb.lerin anlamasını sağlamak için bu konuya ağırlık veriyorum. Haklı, çok yerinde de mazlum ve mağduru olduğumuz konunun yeterince bilinmediğini anlatmak için yazıyorum.İlgililerin artık savunarak değil, haklı olduğumuzu dünyaya anlatmaları gerektiği için yazıyorum.
28 Mayıs 2006
Bugüne kadar Ermenilerin ve özellikle Fransızların Türkiye’ye karşı yüz yıldır sürdüre geldikleri sistematik ve piskolojik savaş da istemeyerek söylememiz gerekirse; onlar başarılı olmuşlardır. Adına isterseniz küresel tehdit diyelim, isterseniz adına başka bir isim bulalım, geçen bu uzun zaman diliminde maalesef hep savunma reflekslerimizle hareket etmekten başka bir şey yapamamışız.