29 Mart 2026
Tuva (TIVA) TÜRK Cumhuriyeti (II)
Günümüz Tuva Türklerinin yaşadığı toprakları üzerinde, tarih boyunca çeşitli millet veya kavimlerin hâkim olduğunu dikkatten kaçırmamak için, Hunlar, İskitler, Köktürkler, Uygurlar, Yenisey Kırgızları, Moğollar, Altın Hanlar ve Cungarların da hâkimiyetini unutmadan, Tuva Tarihine kronolojik olarak bakmaya çalışalım.
MÖ 9.- 8. Yüzyıllara ait Tuva’da Sakalardan kalan en ünlü buluntular, tarihlendirilen Arjan Kurganları ve bunların içinden çıkan nesnelerdir.
M. Ö. 386 – 534 Güney Sibiryadaki Türk toplulukları içerisindeki "Tuo-ba" veya "Tuo-ba Shi" diye bilinen kut almış Türk kağan hanedanı Çin'e egemen olduğunda Çin'e Tabgaç denilmiştir. Tuo-ba Türkleri içinde Hun, Dingling, Kırgız, Jujuan, Wuhuan ve doğu Siyanpileri gibi 31 topluluk bulunuyordu. Tuo-ba’lar Kuzey Wei Hanedanlığı nı kurarak Çin’i aşağı yukarı 150 yıl hâkimiyeti altında tutmuştur. Dolayısıyla batıdaki kavimler Çin’i "Tabgaç" (Taughast) adıyla anmışlardır. Orhun Yazıtları’nda da görülen "Tabgaç" adı Orta Asya’da Çağatay dönemine kadar kullanılmaya devam etmiştir. Fakat Çinliler (Hanlar) "Qin", "Çin" , "Kıtay" , Çin'e egemen olan eski Türkleri ifade eden "Tabgaç, Tawgaç" adını benimsememişlerdir. Yalnız ilginç olan şudur ki, "Tabgaç (Tawgaç)" adı Tang (T’ang) Hanedanlığı için de kullanılmıştır. Demek ki Çin'e hâkim olan Türk kağanlar sülalesinin adı asırlar sonra bile kaybolmamıştır. Mesela Singku Seli Tutung "Hsüan-tsang (Xuan-zang)’ın Biyografisi"nde Çince (Táng Cháo: "Tang (T’ang) Hanedanlığı")yı "t(a)vgač" diye tercüme etmektedir: "il-lig barca t(a)vgač ilingä kirdi" (Devletlerin hepsi Tang Hanedanlığı’na girdiler) "ymä kutlug ulug t(a)vgač elin[tä]" (ve kutlu büyük tawgaç elinde (ilinde).
Göktürk Kağanlığı döneminden çok sonralara kadar Çin adı yerine bu sözcüğü kullanmayı sürdürdüler. Çin kaynaklarının Topa diye zikrettiği Tabgaçların adı, Kâşgarlı Mahmud tarafından "ulu, saygıdeğer" diye açıklanmıştır ki yaşadığı dönemde Türkistan coğrafyasına egemen olan Hakaniye Devleti veya gerçek adıyla Türk Hakanlığı hükümdarlarınca "tafgaç, tamgaç" şeklinde unvan olarak kullanılmaktaydı. Modern Köken bilimsel araştırmalarda ise L. Bazin değişik bir yorum getirmiş: Türkçe tab+gaç = (mala, mülke) sahip, malik. Kâşgarlı Mahmud'un Türklüğünü iddia ettiği Tabgaçlar, Çin kaynaklarına göre de Hiung-nu'lardan bir bölüktür ve Motun (Mete)'u eski Toba hükümdarı sayarlar. Kaşgarlı Mahmud, Tabgaçları Türklerden bir bölük olarak kaydeder. Çin kaynaklarından saptanan bazı etnografik ve dilsel bulgular da, onların Türklüklerine ilişkin ipuçları vermektedir. Örnek sunmak gerekirse, kurt ve göç efsanelerinin varlığı; mağara, dağ ve orman kültleri (Tengricilik); dillerinde tespit edilen bitegçin (bitikçi, kâtip), kapukçın (kapıcı, hacip?), atlaçın (atlı, süvari), korakçın (koruyucu, muhafız alayı), aşçın (aşçı), törü (yasa, töre), il (devlet) gibi sözcükler mevcuttur. Tabgaç Türklerinin büyük bir bölümünün Çin'in işgaliyle Çinlileştiği ve Türk özelliklerini yitirdikleri belirlenmiştir.
MÖ 209-MS 216 Bölgeye sonradan Asya Hun İmparatorluğu hâkim olmuştur. Bu dönemde Moğolistan’dan Tuva’ya gelip yerleşen Hun soylularının mezarları günümüzde arkeologlar tarafından kazılmaktadır.
552-745 Göktürk Kağanlığı Tuva’ya hâkim olmuştur.
572-581 6. yüzyılda kurulan günümüz tarihçilerinin Kök Türk Devleti adını verdikleri Türk Kağanlığı kağanlarından Tapar/Taspar Ḳaġan hanedanına Çince Tuvaların atası anlamında Tuobo denilmişir.
581-618 Tarihi kaynaklarda Tuba adı Çin'in Su hanedanının kayıtlarında görülmektedir. Bu kayıt kaynaklarına göre Türk kağanının soyundan gelen Tubalar, Kırgız Türklerinin doğusunda ve Baykal Gölünün güneyinbatısında, Uygurların kuzeyinde Yenisey dolaylarında Ötüken taygasında yarı yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Tuva, Tofa, Duha, Toba şekillerinde günümüzde İrkutsk'tan Doğu Türkistan ve Altay'a kadar yaşayan Türk soylu Tuva topluluklarının Hun, Tabgaç ve Kök Türk kağanlığı'nın Tanrı'dan kut almış kutlu hakanlar sülalesinden geldiği anlaşılmaktadır. Günümüzde Ötüken ve dolayına, Ötüken tayga bölgesine en yakın Türk topluluğu dahi Tuva Türkleridir.
744-840 Ötüken Uygur Kağanlığı Tuva’ya hâkim olmuştur. Uygurlardan kalan ve Tere-Höl adlı göldeki bir adada bulunan Por-Bajın Kalesi günümüzde Tuva’nın en ünlü tarihî ve turistik noktalarından birisidir.
825 – 830 Kök Türk Kağanlığından başka ad olarak kullanıldığı bir öbür yer ise Hazar Kağanı'nın adı Tuvan Kağan dır.
1206-1227 Cengiz Han (Çiŋgis Kan) döneminde (hükümdarlığı) Tuva bölgesi Moğol hâkimiyetine geçmiştir.
1207 yılında Tuva, Cengiz Han devrinde Moğol Devletinin işgaline uğramıştır. Moğolların Gizli Tarihi adlı tarihî esere göre Tuba, Tubas şeklinde kuzeybatıda, Hanghaslar ile birlikte söylenmiş bir Türk halkıdır. Cengiz Han'ın oğlu Coçi, Oyrat, Buryat, Barhun, Ursut, Habhanas, Hakas ve Tuba'ları Moğollara bağlamıştır.
Moğol egemenliği devrinde Tuva Türkleri, Türklüklerini sıkı şekilde muhafaza etmişlerdir. Moğol ırki ile her anlamda bir kaynaşmayı reddetmişler, hatta işgaller sırasında ormanlarda asırlarca saklanmışlardır. Bazı kaynaklarda bu sebepten orman halkı manasında Uranhay adlandırılması yakıştırılmıştır. Ardından Oyrotların ve Çungarya'nın egemenliğine dâhil edilmiştir. Daha sonra ise Çin'in Mançu idaresine girmiştir.
1251-1259 Möŋke Kağan’ın (hükümdarlığı) ölümünün ardından Moğol İmparatorluğu’nda yaşanan iç savaşlar yüzünden imparatorluk parçalanmıştır.
1264-1294 Kubilay Kağan (hükümdarlığı) devletin başkentini Moğolistan’daki Karakorum’dan Çin’deki Hanbalık’a taşımış ve Çin’i Yuan Hanedanı (1271-1368) adıyla yönetmeye başlamıştır. Bu tarihten sonra Tuva bölgesi de Yuan hâkimiyeti altında kalmıştır.
1368’de Devlet, Moğolların Çin’den kovulmalarının ardından Moğolistan’da Kuzey Yuan (Bei Yuan Hanedanı (1368-1635) olarak devam etmiştir ve bu dönemde Tuva’daki Moğol hâkimiyeti sürmüştür.
1616’da Çar Mikhail Fedorovich döneminde Rus elçileri Tuva’da Shola Ubashi Khun-Taiji ve oğlu Ombo Erdeni-Khun-Taiji ile ilişkiler kurmuştur.
1634-1758 17. yüzyılın başlarında Moğolların Halha kolunun bir parçası olan Hotogoid boyunun kurduğu hanlık Tuva’yı ele geçirmiş, ardından bölgenin hâkimiyeti Oyrat Moğollarının kurdukları Cungar Hanlığı’na geçmiştir.
1644 yılından itibaren Çin’de hüküm sürmeye başlayan Mançu (Çing) hanedanlığı 1757’de Tuva’yı fethetmiştir ve hanedanlığın son bulduğu 1911 yılına kadar Tuva, Çing İmparatorluğu’nun bir parçası olmuştur.
1689 Çing Hanedanlığı (Çin) ile Çarlık Rusya’nın Doğu Sibirya bölgesini kapsayan sınır ilk olarak 1689’da Nerçinsk Antlaşması ile çizilmiş, Çarlık Rusya ile Çin arasındaki sınırların belirlenmesiyle ilişkin Burin (1727) ve Kyakhta (1728) antlaşmaları imzalanmıştır.
1717-1911 yıllarında aynı bölge Mançurya’nın hâkimiyetinde kalır.
1758’de Tunguz halklarından Mançular ise Çin’i ele geçirerek ülkeyi Qing Hanedanı (1644-1912) adıyla yönetmeye başlamışlar ve Cungar Hanlığı’nı yıkarken Tuva bölgesini hâkimiyetleri altına almışlardır. Mançular Tuva bölgesini Tannu Uryanhay (Tangnu Wulianghai) adıyla yönetmişlerdir. Bu dönemde Sibirya’nın geniş bölgelerini işgal eden Ruslar da 19. yüzyılda yavaş yavaş tüccarlar, madenciler ve yerleşimciler olarak Mançu hâkimiyetindeki Tuva’ya sızmaya başlamışlardır.
1800'lerin başlarında, Tuva'dan bir grup insan Çin'in Altay bölgesine göç etti ve bu durum onları günümüz de ana Tuva nüfusundan ayırıyor. Rusya ve Moğolistan'daki Tuvalılardan farklı, kendilerine özgü bir dil ve gelenek geliştirdiler.
1830’lu yılların sonlarından itibaren Rus madencileri bölgede var olan altın madenleri için maden arama yerleşimleri kurmaya başlamıştır.
1856 yılında Rusların bir kısmı gayri resmi bir şekilde Çing İmparatorluğu toprağı olan Uryanhay bölgesine yerleşmiştir.
1860 yılında Rus İmparatorluğu ve Çing Hanedanlığı (Çin) arasında imzalanan Pekin Antlaşması Tuva’da ticari ilişkilerin önünü açmış ve 1881’de ise Ruslara bu bölgede kalıcı yerleşme kurmalarına izin verirmiştir.
1860 yılında Moğolistan’da da, Uryanhay’da da, Ruslara ticaret yapma iznini veren, fakat sürekli olarak yerleşmelerini yasaklayan Pekin Anlaşması yapılmıştır. Ama artık Mançu Çini bu tür yasakları gerçekleştirecek güçte değildi. Engelleme girişimlerine rağmen Ruslar bölgeye gelmeye ve yerleşmeye devam etmişlerdir. Tuva Topraklarına Rusların gelişi şu anda Rus idaresinde bulunan diğer Sibirya halklarından farklı olarak, Tuvalar Rusya’nın egemenliğine 17. asırda değil, ancak 20. asırda girmişlerdir. Bu husus, Rusya Federasyonu içinde bulunan diğer halklardan da Tuvaları ayırmaktadır.
1860 yılındaki Rus-Çin antlaşması gereğince Rus tüccar ve göçmenlerine o günkü adı ile Uranhay-Uygurların ülkesinde yerleşme müsaadesi verilmişti. Tuva'ya Rus istilası başlamıştır. Aynı zamanda Çin işgali de yaşanmıştır. Tuva Cumhuriyeti, Rus-Çin antlaşması gereğince Rus tüccar ve göçmenlerine o günkü adı ile Uranhay-Uygurların ülkesinde yerleşme müsaadesi verilmişti. Tuva'ya Rus istilası başlamıştır. Aynı zamanda Çin işgali de söz konusudur.
1861’de Rus İmparatorluğunda serfliğin kaldırılması sadece Rus topraklarından Türkistan bölgesine topraksız köylülerin göçüne yol açmamış aynı zamanda Rusların etkisinin hissedildiği bölgelerde de yaşandığı bilinmektedir.
1870 yılında ise ilk Rus ticaret merkezleri kurulmuştur.
1870’li yıllardan itibaren Rus İmparatorluğundan, Tannu Uryanhay’a doğru göç hareketinin başladığı bilinmektedir.
1870’lerde Rus göçü daha da artmıştır. Gittikçe artan Rus yerleşmeleri ve üstüne üstlük buradaki Rus tüccarların bütün Sibirya’da uyguladıkları sömürü yöntemlerini kullanmaları, yerli halk ile Ruslar arasındaki gerilimi tırmandırarak Tuvaların yerli yönetimden sömürüyü durdurma talebinde bulunmalarına, sonuç alınamayınca da çatışmalara sebep olmuştur. Diğer taraftan yerleşen Ruslar “yerlilerin saldırılarına karşı” Rus Çarı’ndan askeri korumayı istemişlerdir. Durdurulamayan Rus göçünün karşısında 1870’lerde artık 200 kişiyle sınırlı olmak şartıyla sürekli yerleşimlere izin verilmiştir.
1881 yılında Göç hareketinin yaşanması sonucunda Rusların, Tuva’da yapılan antlaşmayla kalıcı yerleşme hakkı elde etmesinde önemli katkısı olmuştur.
1883 yılındaki Tuva ayaklanmasında Çin yönetimi çok sayıda Tuva Türk'ünü öldürmüş, Tuva Türklerine karşı tam bir soykırım yapılmıştır. Soykırımdan kaçan bazı Tuva Türkleri Altay ve Hakasya'daki başka Türk topluluklarına sığınmıştır.
1883-85 yıllarında Çin-Mançur hükümranlığına başkaldıran 300 kadar Tuvalıdan altmışı, liderleri Sambajık idaresinde, dağlarda aylarca direnmişler, sonunda Çin‟in ordu güçleri tarafından yakalanarak başları kesilmiş ve Tuvalarca kutsal sayılan aşıtlara dikilmiştir. Tuva tarihinde bu olaya “Aldan Maadırlar” veya “Aldan Durgunnar” adı verilmiştir. Tuvaların en önemli tarihî olaylarından biri olan bu başkaldırma tarih sayfalarında yerini almıştır.
1890’lı yıllarda Rus tüccarların bu topraklara gelmesinden sonra Rusların aracılığıyla Çinli tüccarların da bu topraklara geldiği bilinmektedir.
1907-1911 yıllarında Uluğ-Hem ve Kaa-Hem kojunlarında Rus köyleri (Atamanovka, Znamenka, Nikolskoye) inşa edildi. Rus yönetimi bölgede yerleşimlerini çoğaltmak ve konumunu güçlendirmek maksadıyla bu tarz hareketler içerisinde yer almıştır. Rus nüfusunun bu topraklara yerleşme sürecinde yaşanılan zorlukların azaltılması hedeflenmiştir.
Kasım 1911 de Rusya Bakanlar Kurulu, Tuva’nın zengin kaynaklarından dolayı hızla kolonileştirilmesi gerektiği planını kabul etmiştir.
1911 yılında Çin’de Xinhai Devriminin sonrasında Moğolistan ve Tuva’da yaşanılan kurtuluş hareketlerinin sonucunda bu bölgelerde Çin hâkimiyeti sona ermiş ve 1911 yılında Moğolistan bağımsızlığını ilan etmiştir.
1911 yılında bu bölge Türkistan’ın kalbi sayılabilir. Tarihi süreçte Hun, Gök-Türk, Kırgız, Moğol, Mançu-Çin ve Rus hâkimiyetinde yaşayan Tuva Türkleri, isyan ederek bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir.
1911 Tuvalar tarafında yaşanılan devrim , (Xinhai Devrimi veya 1911 Devrimi veya Çin Devrimi, Çin'in son imparatorluk hanedanının devrilip yerine Çin Cumhuriyeti'nin kurulduğu devrimdir.) sonrasında 1911 yılında Uryanhay Cumhuriyeti kurulmuştur.
1911 yılındaki Çin Devrimi, Mançuların Moğolistan ve Tuva üzerindeki kontrolünü kaybetmesine sebep olmuştur. Bu ise, Uryanhay’a Rus göçünü arttırmıştır. Rusya ile bağları artmasına rağmen Tuva eliti arasında Moğolistan ile birleşme isteği yaygındı. Moğolistan’la olan bağlar o kadar güçlüydü ki, Moğolların Çin’e karşı başlattığı bağımsızlık mücadelesine Tuva’dan asker bile gönderilmiştir. Tuva elitinin bir kısmı kaderlerini Moğolistan’la birleştirmek niyetinde olsalar da, Ruslar bu konuda farklı düşünüyordu.
1911 ’deki bağımsızlık mücadelesi sonucunda, Moğolistan Çin’den ayrılmıştır.
15 Şubat 1912 Moğolistan’ın başarısından ilham alan Uryanhay seçkinlerinin küçük bir kısmı, Uryanhay’ın bağımsızlığını ilan etmiş ve en yüksek dini liderlerini devlet başkanı yapmak istemiştir. Bununla beraber, Rusya’dan onları korumasını ve savunmasını istemişlerdir. Bunun üzerine Rusya, Moğolistan ile görüşmelere başlamıştır.
31 Mart 1992’de Birliğin dağılmasıyla birlikte eski Sovyet cumhuriyetleri tarafından Rusya Federasyonu kurulmuş ve Tuva da bu federasyonun kurulmasını resmîleştiren antlaşmayı imzalayan taraflardan birisi olmuştur.
1912-1913 yılları arasında Uryanhay seçkinleri Rusya’ya başvurarak Tuva’nın Rus İmparatorluğu’na dâhil edilmesini arzu etmiştir. Bunun üzerine, 1913 yılında Ruslar, “Uryanhay beylerinin daveti ve mazlum Uryanhay halkının ricası” ile askeri kuvvetlerle Tuva topraklarına girmişlerdir. Böylece, resmi olarak Tuva Rusya’nın protektoratı ilan edilmeden önce, Ruslar bu bölgede hâkimiyetlerini sağlamışlardır.
1912 yılında Rus İmparatorluğu himayesine girme hususunda karar alınmıştır. 1914'te Ruslar tarafından işgal olunmuştur.
1912-1913 yıllarında Tuva noyonları (Kombu-Dorzhu, Buyan-Badırgı, Chamzı Khambı Lama, vb.) tarafından çarlık hükümetine aşağıdaki yazıda şunlar belirtirmiştir: “Uryanhaylar, Ruslar ile komşudur, karşılıklı bağlantıları vardır, çok sayıda maddi çıkarları vardır” diye tercih ederler. Sonuç olarak Tuvalar geleneksel dinlerine ve yaşam tarzlarına dokunulmaması koşuluyla Rus İmparatorluğu’nun tebaası olabilmek amacıyla Rus İmparatoru olan II. Nikolay’a başvuruda bulunmuşlardır.
1914'te Rus İmparatorluğu Tuva'yı himayesi altına aldı ve Rusların oraya yerleşmesine izin verdi; bu durum Tuvalıları büyük ölçüde kızdırdı ve zaman zaman Ruslara saldırdılar.
1914 yılında kurulan ve ilk adı Hem Beldiri (İki nehrin katıştığı yer) olan, Ülkenin başkenti, Kızıl şehridir.
1914 yılında Tuva’nın, Rus İmparatorluğunun 1. Tuva Cumhuriyeti, anayasasında resmi olarak “Tıva” olarak adlandırılsa da, akademik bağlamlarda ağırlıklı olarak “Tuva” ifadesi kullanılmaktadır.
1914’de II. Nikolay, Tuva üzerinde bir Rus himayesinin kurulmasına ve bu bölgeyi İrkutsk Genel Valiliği’nin Yenisey eyaletine dâhil edilmesine karar vermiştir.
Mart 1914’ün sonunda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Sazonov, Rus Çarına, Tuva kozhuun yöneticilerinin Tuva’yı, Rus himayesi altında kabul etme talebini doğrulayan bir muhtıra sunmuştur. Bunun üzerine 4 Nisan 1914’te Rus İmparatorluğu Çarı II. Nikolay bu notun kenarına kendi eliyle “Kabul ediyorum” yazısını yazmıştır. Böylece Rus İmparatorluğu’nun son toprak kazanımı Uryanhay (Tuva) bölgesi olmuştur.
18 Nisan 1914 tarihinde Rus İmparatorluğu idari olarak Uryanhay Krayı bölgesi adı altında Yenisey valisinin yönetimine bağlanan Tuva üzerinde resmi olarak bir protektora ilan etti.
Temmuz 1914 yılında ise Uryanhay Rusya’nın protektoratına dönüşmüştür. Fakat bu statü gizli tutulmuştur. Tuva, Rusya’nın protektoratı haline dönüştükten sonra bölgeye olan Rus göçü daha da artmıştır. Bölgedeki demografik durum gittikçe Ruslar lehine değişiyordu. Böylece Tuva da, Rusya’nın ilhak ettiği diğer bölgelerde olduğu gibi Rus göçmenleri sömürgeleştirme aracı olarak kullanılmıştır. Tuva, Çarlık Rusyası’nın etki dairesine girdikten sonra, zaten daha önce artmaya başlayan Rus göçüne maruz kalmıştır.
1914-1921 yıllarında kısmen Rusların egemenliğinde kalan bölgede, 1917-1921 yılları arasında Çarlık Rusya’sı ile Bolşeviklerin iktidar mücadelesi görülür. Şüphesiz bu yollardan en önemlisi: önce Moğolistan’da, çünkü komünizm Moğolistan’a resmî olarak 1920’li yılların ortalarında girmiştir, daha sonra Tuva’da gençlerin komünist ideoloji doğrultusunda eğitilmesi olmuştur. Eğitilen bu gençler, ülkelerinde yeni açılan okullara öğretmen olarak atanmışlar, kısa süre sonra da yönetimde söz sahibi olmuşlardır.
1917’de Rus İmparatorluğunda meydana gelen Ekim Devrimi ve sonrasında yaşanılan iç savaş Tuva’da var olan siyasi durumu daha da kötü hale getirmiştir.
Şubat 1917’deki Rusya’daki Burjuva devrimi, Rusya’nın Tuva’ya olan tutumunu değiştirmemiş, fakat Tuva’nın ilhakı artık gizli bir olay olmaktan çıkmıştır. İş başına gelen Geçici Hükümet, Uryanhay bölgesinin Rusya’nın protektoratı olma kararını onaylamıştır.
1917 Tannu Tuva Cumhuriyeti’nin Kurulması Tuva’nın kaderini değiştiren 1917’deki Bolşevik Devrimi olmuştur. St. Petersburg’da iktidarın değişmesi Rusya’nın bütün bölgelerinde otorite boşluğunu yarattığı gibi, Uryanhay bölgesinde de otorite boşluğunu yaratmıştır. Bu otorite boşluğu ortamında Uryanhay’da Bolşevikler, Beyaz Ordu, Çinliler ve Moğollar, Tuva toprakları üzerine nüfuz mücadelesine girişmiştir. Ekim Devrimi’nden başlayarak Tuva’nın siyasi statüsü belirsizleşmiştir. Ülkenin toprakları Kızıl ve Beyaz Rusların birbirine karşı savaştığı İç Savaşa sahne olmuştur. Bu esnada Tuvalar iki taraftan da zarar görmüştür. Savaşan iki taraf da birçok Tuvaların ölümüne sebep olmuş, gıda malları ve hayvanlarına el koymuştur. Bu tür olaylar, Tuvaların yabancılara karşı ve özelikle Ruslara karşı olan düşmanlıklarını daha da arttırmış ve bölgedeki bazı Rus yerleşimlerini yıkmalarına sebep olmuştur. Tuva topraklarındaki otorite boşluğunun ve Kızılların-Beyazların silahlı çatışmalarının yarattığı karışıklıktan faydalanmak isteyen Çinliler ve Moğollar da bölgedeki etkilerini arttırmaya çalışmışlardır.
1918 Kızıl şehri, Rus Çarının onuruna Belotsarsk olarak isimlendirilirken; 1918 yılında ise Biy-Hem ve Kaa-Hem nehirlerinin birleştiği yer anlamına gelen Hem-Beldir olarak adlandırılmıştır.
18 Haziran 1918’de ise, Rusya ve Tuva arasında Tuva’nın kendi kaderini belirleme hakkını içeren Rus ve Tuva halklarının dostluk ve işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bolşevikler Tuva’nın bağımsızlığını tanımışlardır. Anlaşmada ayrıca daha önce sahip oldukları toprakların Rus kolonicilerine geri verilmesini kararlaştırmışlardır. Anlaşmada ayrıca olası tehlike karşısında birlikte hareket edecekleri de belirtilmiştir-bu madde daha sonra Rusya’nın Tuva’nın içişlerine karışmasını kolaylaştıran bir bahane olmuştur.
18 Temmuz 1918’de toplanan Bütün Tuva Huralı (Kurultayı), Tuva’nın bağımsızlığını ilan etmiştir.
1920’li yıllarda kendi alfabesi bulunmayan Tuva Türkleri; Moğol, kısmen de Rus alfabesini kullanmıştır. Bilim adamları Eski Türkçeyle, Tuva Türkçesi arasındaki münasebeti daha fazla incelemeye başladılar.
1920’li yılların başında 20 tane hüree (Budist tapınağı) bulunuyordu. 30’lu yılların başında bu tapınakların ve lamaların sayısı hızla azaldı.
29 Ekim 1920’de Moskova tarafından eğitilmiş yerliler önem kazanıyordu. Bunlardan biri, daha önce Komintern tarafından Tuva’ya gönderilen Buryat kökenli Çenkirov, Tuva Halk Devrim Partisi adında bir Marksist parti kurmuştur. Bu parti Rusların yoğun olarak yaşadığı Turan bölgesinde kurulmuştur. Kısa sürede bu parti, Tuva’yı yöneten esas siyasi güç haline gelmiştir.
1921'de Rusya'daki yeni komünist hükümet Rus monarşisi tarafından daha önce kurulan himaye yönetiminin geçersiz olduğunu ilan ederek Tuva'yı bağımsız bir devlet olarak kurdu. Gerçekte, 1921'den 1944'e kadar hüküm süren sözde "Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti" Sovyet kukla yönetimiydi.
(DEVAM EDECEK)
Cem Cüneyd Canan