29 Mart 2026
Tuva (TIVA) TÜRK Cumhuriyeti
Tuva Cumhuriyeti veya Tıva Cumhuriyeti Rusya Federasyonu'nda Güney Sibirya'da, Ekonomik ve Federal bölgede özerk bir Türk cumhuriyetidir. Tuva cumhuriyeti, adını, Türk halklarından biri olan Tuvalardan alır. Tıva Cumhuriyeti olarak da Türkiye Türkçesinde kullanımı vardır. Moğolistan'a komşu olan cumhuriyetin yüzölçümü 168.604 km²'dir. Nüfusu 336.651 kişidir. Konumu ise kuzeyinde Rusya Federasyonuna bağlı Krasnoyarsk Krayı, kuzeybatısında Hakas Özerk Cumhuriyeti, batısında Altay Özerk Cumhuriyeti, güneyinde Moğolistan, doğusunda Buryatya çevrelemiştir. Çevresindeki ülkelere göre Türk nüfusunun en yoğun olduğu Güney Sibirya ülkesidir. Başkenti Kızıl, Moskova’ya uzaklığı 4.668 km’dir. Hem Sibirya Federal Bölgesinin hem de Doğu Sibirya Ekonomik Bölgesi’nin bir parçasıdır. Tuva toprakları 17 idari birime ayrılmıştır. Kuruluş Tarihi 31 Mart 1992 dir. Bazı bilim insanları tarafından yapılan hesaplamalar neticesi Asya kıtasının doğu-batı uzantısında tam orta noktasının Tuva Cumhuriyetindeki Kızıl şehri olduğu belirtilir. Tuva Asyanın tam orta noktasındadır.
Ekonomi; Rengeyiği evcilleştirme Türk toplulukları tarafından başlatılmış ve daha sonra terk edilmiştir. Altay-Sayan bölgesindeki Eski Çağ kaya oymalarındanki resimlerden Ren geyiklerinin evcilleştirmesi en azından M.S. 1. yüzyıla kadar geriye gittiği izlenimini uyandırır. Bilim insanları (Laufer, Leimbach, Mänchen-Helfen) Tuva tarzı geyik-sürübesiciliği, Avrasya'nın en eski biçimi olabiliceğini söylerler.
Yeraltı zenginlikleri yönünden önemli bir ülkedir. Tuvada kömür, demir, civa, altın, asbest, kobalt, nikel, bakır, çinko, kurşun, taşkömürü, madeni tuz boldur. 1970 yılında Tuvanın en büyük sanayi kuruluşu olan asbest fabrikası, Akdovurak dolayında açılmıştır.
Tuva'nın ekonomisinde tarım sektörü ağırlıklıdır. Verimli toprakları vardır. Burada 115.000 ton hububat elde edilir. 27.000 ton patates üretilir. Buğday ve arpa üretilir. Tuvaların geleneksel uğraşları avcılık ve çobanlıktır. Kolektif tarım 1950'lerin başından bu yana önem kazanmıştır. Darı üretimi ve balıkçılık öteden beri önemini korumaktadır.
Tuvada besicilik yaygındır. Hayvancılık da önemli yer tutar. Tuva'da 1.229.000 küçükbaş hayvan, 201.000 büyükbaş hayvan yetiştirilmektedir. Koyun, inek, domuz gibi hayvanlarla birlikte at, deve ve Ren geyiği beslenir. Tuvanın çoğunluğunun ormanlık olması buralarda vahşi kürk hayvanlarının avlanmasına uygundur.
Sanayide önemli yeri hammadde çıkarılması faaliyetleri almaktadır. Bununla beraber kereste imalatı, gıda maddeleri üretimi, hafif sanayinin bazı kolları gelişmiştir. Başkent Kızıl şehrinde ağaç, deri ve gıda sanayileri mevcuttur. Rus ve Ukraynalılar Tuvaya yerleştirilmiş, sanayi dalında işler öncelikli olarak Slav kökenlilere verilmiştir. El sanatları olarak en çok dikkati çeken yumuşak mermer gibi taşlardan yontularak yapılan hayvan heykelcikleridir. Özellikle Baytayga bölgesi taraflarında yaygın bir el sanatı niteliğindedir.
Doğal kaynakları; Faunası samur, vaşak, porsuk, gelincik, maral, Sibirya dağ keçisi, misk geyiği, ayıları, kar leoparları, yer sincapları, yarasaları ve kartalları içerir.
Din; Tuva Türkleri, inanış olarak Eski Türklerin dini olan Şamanizm diye bilim insanlarının kabul ettiği Gök Tanrı veya Tengricilik inancına mensuptur. Çok az sayıda Tuvalı ise Rusya’nın ve başka Hristiyanların yaptığı misyonelik faaliyetler sonucu Hristiyanlık dinine geçmiştir. Tuvada Sovyet etkisi ile sistemli bir şekilde Şamanların halk arasındaki itibarı zedeletilmiş, aydınlar ve din adamları öldürülmüştür. Baskı ve yasaklar aşırı artmıştır.
Müslüman olan Tuvalı da az da olsa vardır. Kur’an-ı Kerim ve önemli İslami kaynak eserler Tuva Türkçesine henüz tercüme edilmemiştir.
Tuvalar 17. yüzyıldan itibaren, eski inançları kamlıkla beraber, Budizmi de 18. Yüzyılda Moğolların da inandığı Lamaist Budizmi kabul etmişlerdir. Bu dinin kabulü, Moğol etkisini önemli ölçüde arttırmıştır. Özellikle Tuvaların Moğolca yazılan dini kitapları kullanmaları ve yazı dili olarak Moğolca’yı kullanmaları bu etkiyi arttırma sebeplerindendir.
Nehirler; Tuva Yukarı Yenisey Nehri havzasındadır. Bölgenin başlıca yüzey şekilleri olan geniş Tuva ve Todja havzalarının sularını Yenisey nehri'nin iki ana kolu toplar. Aralarında kuzeybatıdaki Batı (Zapadni) Sayanlar'la kuzeydoğudaki Doğu Tuva dağ sıraları bu iki havzayı kuşatır.
Tuva cumhuriyetinde 8.000 den fazla nehir vardır. Alanı dünyanın beşinci en uzun nehri olan Yenisey Nehri’nin üst kolunu kapsar. Cumhuriyetin nehirlerinin çoğu Yenisey Nehrinin kollarıdır. Alanda sayısız mineral kaynakları vardır. Başlıca nehirleri şunlardır:
Yenisey Nehri (Ulug-Khem olarak da adlandırılır)
Hantigir Nehri, Hemçik Nehri, Küçük Yenisey Nehri (Ka-Khem veya Kaa-Khem olarak da adlandırılır), Yukarı Yenisey Nehri (Biy-Khem veya Bii-Khem de denir).
Göller; Ülkede 400'e yakın irili ufaklı göl yer alır bunların başlıcaları Azas, Tere-Höl, Çağatay, Süt-Höl, Hindiktiğ-Höl ve Noyan-Höl'dür. Tuva'da cumhuriyetinde en büyüğü Toju Gölü, Azas gölü (100 km²) ve Ubsa Gölü (Moğolistan ve Dünya Mirası Alanı ile paylaşılmaktadır) lmak üzere çoğu buzul ve tuzgölü olan sayısız göl vardır.
Dağlar; Cumhuriyetin alanı, Sayan ve Tannu-Ola sıradağları ile çevrili yaklaşık 600 m yükseklikte dağlık bir havzadır. Bölgenin 80%'inden fazlasını dağlar ve tepeler kaplar. Mongun-Tayga ("Gümüş Dağı", 3,970 m) cumhuriyetteki en yüksek noktadır ve adını buzulundan alır. Moğolistan ile Tuva arasındaki Tannu-Ola güney Sibirya'da yer alan önemli bir dağ sırasıdır. Tuva Cumhuriyetinin güney tarafındadır.
Şehirler; Başkenti Kızıl’dır. Ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri başkenttedir. Başkent Kızıl şehrinin eski adları Hem Beldiri, Kızıl Hoto olmuştur. Turan, Erzin, Ak-dovurak (dovurak: toprak) belli başlı şehirlerdir. Tuva Özerk Cumhuriyeti'nde başta başkent "Kızıl" olmak üzere beş kent ve üç kentsel yerleşme vardır.
Bölgeler; Tuva, 1 Ocak 2012 tarihinden beri yeni bir idari yapılanmaya ayrılmıştır. 2 büyük şehir yönetimi, 17 kojuun (ilçe idaresi) ve bunlar da kendi içinde 4 şehir idari yapılanması ve 120 sumon (köy, kırsal yönetim) idari yapılanması olarak bölünmüştür.
2010 yılına göre ulus dağılım;
Tuvalar %82- Ruslar %16,3 – Diğer %1,7 dir
Sülaleler; Tuva Cumhuriyetinde kişilerin hangi sülaleden geldikleri soyadlarına yansımıştır. Bu sülale adlarının çoğunluğu eski Türk hanedanları ve kabilelerinin adlarıdır. Belli başlı sülaleler: Kırgız (Kırgıs), Hertek, Maadı, Oorjak (Oğur-Oğuzlar), Küjit, Çoodu, Todot ve diğerleridir. 13. asır elyazma eserlerde Monguş, Tumat, Toju, Tongok ve Salçak (veya Selçuk) geçer.
Tuva, dağlık ve bozkır bölgelerinin 30-40 bin yıl öncesine, erken Paleolitik döneme kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğu, kadim kültürlerin anavatanıdır. Tuva’nın ilk sakinleri ise Pithecanthropus’lardır. Bunu takip eden Neolitik dönem, avcılığı yeni bir seviyeye taşıyan yay ve okların icadıyla bilinir. Bronz Çağı, Tuva’da avcı-toplayıcılıktan göçebe hayvancılığa ve sulama kanalları kullanılarak yapılan tarıma geçişi gösteren, nispeten iyi incelenmiş bir arkeolojik dönem olarak kabul edilir. Tuva, Avrasya’nın Büyük Bozkırları’nın bir parçasıydı ve en bilinenleri İskitler olmak üzere çok sayıda göçebe kabile yerleşmişti. Bir bölümünün Yenisey Kırgızları, bir bölümünün ise Güney Sibirya’daki diğer Türk boylarından kaldığı düşünülen, genellikle 8.-9. yüzyıllara tarihlendirilen ve Eski Türk Yazısı’yla (Türk Runik Yazısı) yazılmış olan Yenisey Yazıtları’nın bir kısmı da Tuva’da bulunmaktadır.
açTuva kelimesi günümüzde Tuva'da Tıva şeklinde yazılmakta ve söylenmektedir. Eski devirlerde de Tuva, Toba, Tuba gibi adların Türk dilinin Küçük Ünlü uyumundan dolayı halk ağzında Tıva olması gerekmektedir. Zaten günümüz Tuva Türkleri kendilerine bu ses uyumundan dolayı Tıva derler. Orijinal şeklinin Toba olduğu düşünülmektedir. Toba, toplum anlamına geldiği sanılır. Yenisey akarsuyunun eski adının Toba olduğu ve Toba akarsuyu çevresindeki Türk yerleşimcilere Toba dendiği söylentisi bulunmaktadır.
Güney Sibirya'daki Türk toplulukları içerisindeki "Tuo-ba" diye bilinen kut almış Türk kağan hanedanı Çin'e egemen olduğunda Çin'e Tabgaç denilmiştir. Tuo-ba Türkleri içinde Hun, Dingling, Kırgız, Jujuan, Wuhuan ve doğu Siyanpileri gibi 31 topluluk bulunuyordu.
Modern köken bilimsel araştırmalarda ise L. Bazin değişik bir yorum getirmiş: Türkçe tab+gaç = (mala, mülke) sahip, malik. Kâşgarlı Mahmud’un Türklüğünü iddia ettiği Tabgaçlar, Çin kaynaklarına göre de Hiung-nulardan bir bölüktür ve Mete’yi eski Toba hükümdarı sayarlar. Kaşgarlı Mahmud, Tabgaçları Türklerden bir bölük olarak kaydeder. Çin kaynaklarından saptanan bazı etnografik ve dilsel bulgular da onların Türklüklerine ilişkin ipuçları vermektedir. Örnek sunmak gerekirse, kurt ve göç efsanelerinin varlığı; mağara, dağ ve orman kültleri (Tengricilik); dillerinde tespit edilen bitegçin (bitikçi, kâtip), kapukçın (kapıcı, hacip?), atlaçın (atlı, süvari), korakçın (koruyucu, muhafız alayı), aşçın (aşçı), törü (yasa, töre), il (devlet) gibi sözcükler mevcuttur. Tabgaç Türklerinin büyük bir bölümünün Çin'in işgaliyle Çinlileştiği ve Türk özelliklerini yitirdikleri belirlenmiştir.
Tarihsel kaynaklarda "Tuba" adına Çin'in Su hanedanının (581-618) kayıtlarında görülmektedir. Bu kayıt kaynaklarına göre Türk kağanının soyundan gelen Tubalar, Kırgız Türklerinin doğusunda ve Baykal Gölünün güneyinbatısında, Uygurların kuzeyinde Yenisey dolaylarında Ötüken taygasında yarı yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Çin kayıtlarında türlü yazılış şekli Dubo -Tubalar Sayan dağlarının geniş vadilerinde meskûn idiler. Kök Türk Kağanlığından başka ad olarak kullanıldığı bir öbür yer ise Hazar Kağanı'nın adı Tuvan Kağan’dır (825 - 830). "Moğolların Gizli Tarihi" adlı Çince eserde de Tuva Türklerinden "Tuba" diye bahsedilir. Çin Tarihi konusunda uzman olan W. Eberhard Tova (Toba) Devletini kuran 119 topluluğun Türk soyundan gelenler olduğunu belirtir. Günümüzde Tuva (Tıva), Tofa (karagas), Tuba (Altay Türklerinin bir kolu) şekilleriyle karşılaştığımız adlar hep aynı kökene dayanmaktadır. Ünlü Türkbilimci N.F.Katanov da aynı soydan geldiklerini eserlerinde belirtmektedir.
Sonuçta Tuva, Tofa, Duha, Toba şekillerinde günümüzde İrkutsk'tan Doğu Türkistan ve Altay'a kadar yaşayan Türk soylu Tuva topluluklarının Hun, Tabgaç ve Göktürk Kağanlığı'nın Tanrı'dan kut almış kutlu hakanlar sülalesinden geldiği anlaşılmaktadır. Tuva’daki yer adları Eski Türk yazıtlarında geçen yer adları ile aynıdır. Bunlar arasında; Ödügen, Kögmen, Kazırgan, Altay vb. sayılabilir. Günümüzde Ötüken ve dolayına, Ötüken tayga bölgesine en yakın Türk topluluğu dahi Tuva Türkleridir.
Tuva Cumhuriyeti’nde yaşam izleri Paleolitik dönemine kadar uzanmakta ve bu topraklarda genel olarak nehir vadilerinde, özelde ise Yenisey (Enesey/Anaçay) kıyıları yerleşim bölgeleri olmuştur. Çin kaynaklarına göre Tuvalar Kırgızlar’ın doğusunda, "Küçük Deniz"in (Muhtemelen Baykal Gölü) güneyinde ve Uygurların kuzeyindedir. Bugün de Tuvalar buralarda oturmakta ve buraya da Tannu-Tuva denilmektedir.
VIII. asırda ise Tuva topraklarının asıl yerlisi olan Yenisey Kırgızları güçlenmiş ve hakanlık kurup Uygurlardan egemenliği almıştır. Yenisey Kırgızları 10. asrın başına kadar bölgede egemen kalmışlardır. 840 yılında Yenisey Kırgızlarının, 1207 yılında Tuva toprakları Cengiz Han Devleti’nin idaresine girmiştir. Çin’deki Moğol sülalesinin yıkılmasıyla ve Moğol devletinin bölünmesiyle, Tuva toprakları Doğu Moğolların veya Oyrotların egemenliğinde kalmıştır. 16. yüzyıldan itibaren Tuva toprakları Altın Hanların idaresinde bulunmuş, XVII. yüzyılda Cungarya’nın idaresine girmiştir.
16. yüzyılın sonları ve 17. yüzyılın başlarından itibaren Tuva-Çarlık Rusya ilişkileri Tuva tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzyılda Rusların nüfusu başta Uryanhay olmak üzere Güney Sibirya’nın farklı bölgelerine göre çok daha kontrollü bir şekilde göç etmiştir. Tuva’nın Asya kıtasının merkezindeki elverişli coğrafi konumu, geniş toprakları, Sibirya ve Orta Rusya için tarımsal hammadde kaynağı olması ve çok sayıda büyükbaş hayvanın varlığı Tuva’yı, Rus tüccarlar, köylü yerleşimciler ve ilgili askeri liderler için cazip hale getirmiştir. Uryanhay bölgesinde ilk Rus köyü, Tuva’nın henüz Rus İmparatorluğunun bir parçası olmadığı, ancak uzun yıllar boyunca dünyanın geri kalanından izole edilmiş Çin egemenliği altında olduğu bir dönemde ortaya çıkan Turan köyüdür.
1756-1758 yıllarında Mançu-Moğol idari yönetim sisteminin Tuva kabilelerinin topraklarına nüfuz etmesi, 1912’de Tuva’nın, Çing İmparatorluğu’nun yönetiminden kurtulması ve 1921 yılından günümüze Tuva halkının egemen olduğu Tuva Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla başlanan süreci kapsamaktadır. Çing İmparatorluğu döneminde Tannu Uryanhay bölgesi askerileştirilmiş idari bölgesel birimlere (kojun, sumon ve arban) bölünmüştür. 1758‟den itibaren Mançur-Çin hükümranlığına geçen bölge toprakları, Mançur-Çin imparatorluğunun çökmesiyle (1911-12) Rusların idaresine geçmiştir. 18. asrın ortasında Cungarya’nın yıkılmasıyla Tuva toprakları Çin’in Mançu idaresine girmiştir. Diğer birçok Sibirya halkı gibi, Tuvalar da aynı coğrafyada yaşayan Moğolların kültürel etkisinde kalmışlardır. 1914 yılında yapılan bir antlaşmayla bölge Rusların idaresine bırakılmıştır.
Tuva sınırları, 17. ve 20. yüzyıllar arasında Uryanhay olarak adlandırılmaktaydı. Uryanhay bölgesinin kapsadığı alanları, Tuva Cumhuriyeti’nin günümüzdeki topraklarına göre kıyasladığımızda sınırlarında farklılıklar bulunmaktadır. Bu duruma göre Tuva Cumhuriyetine giden süreç içerisinde toprak genişliğinin olduğunu söyleyebiliriz.
19. asırda bu bölge, Çin ve Rusya arasındaki nüfuz mücadelesine sahne olmuştur. Bu mücadelede, bölgeye gelen Rus göçmenleri Rusya’nın emperyal politikasının araçları olarak kullanılmıştır. Bölgeye gelen ilk Ruslar, takipten kaçan Eski İnançlılardı. 19. asrın başından itibaren bölgeye kitlesel Rus göçü başlamıştır. Buraya göçen Ruslar her yerde olduğu gibi topraksız köylüler ve tüccarlardı. Üstelik o zamanlar Uryanhay denilen Tuva topraklarında bulunan altın madenleri, 1830 yılından beri madencileri de çekmeye başlamıştır. Mançu idaresi Rus göçünü engellemeye çalıştıysa da, başarılı olamamıştır.
19. yüzyıldan itibaren Rusların, Tuva topraklarına yerleşmeye başlamalarına rağmen 20. yüzyılda bu topraklar Rus egemenliği altına girmiştir. Sibirya’da yer alan diğer toplulukların daha önceki yüzyıllarda Rus egemenliğine girdiği düşünüldüğünde Tuva bu açıdan diğerlerinden farklılaşmaktadır. Bölgeye ilk gelen Ruslar dini zulümden korunmak ve sığınmak isteyen Eski inananlar olmuştur.
Tuva Cumhuriyeti tarih boyunca sadece günümüzdeki adıyla adlandırılmamış, farklı zaman dilimlerinde değişen koşullara bağlı olarak bölge adlandırılmasında farklılıklar gözlenmiştir. Çing Hanedanı döneminde Tannu Uryanhay olarak adlandırılma yapılmıştır.
Dil; Türkiye ile yaklaşık olarak aynı sayılan Latin Alfabesi yasaklanmış ve yerine Rusların millî alfabesi olan Kiril alfabesi dikta edilmiştir. Tuva'ya komşu Hakas ve Altay ile Saha Kiril Alfabelerinden ayrı harflerin olmasına en yüksek oranda çalışılmıştır. Tuvaca Türkçenin Sibirya Grubuna aitir. Tuvaların İlk ve ulusal alfabesi Göktürk, Turan, Orhun alfabesi olarak da bilinen Eski Türk Alfabesidir. Geçen yüzyılda yazı dili Latin harfleri esasına göre düzenlenmişti, fakat 1941'den sonra diğer Türk dillerinde olduğu gibi Tuva Türkçesi için de Kiril harfleri kullanılmıştır. Bunda Rusyaya ekonomik bağımlılığın büyük etkisi vardır. Geçmişte Tuva diline Soyon dili, Uranhay dili de denilmiştir. Tuva halkının en önemli destanı olan "Keser" 1963 yılında yayınlanmıştır. Mesela Cumhurbaşkanı Şolban Kara-ool'un adı Tuvacadır. Şolban, çolpan yıldızının adıdır. Kara, siyah demek olup ool sözü de oğul'dur. Tuva parlamentosunda genellikle Tuvaca konuşulur.
Etnografik yazılarda onlardan ayrıca Uriangkhais, Urianghais, Tannu-Uriankhaitsy ve Soyots olarak da bahsedilmiştir. Sibirya Türk dilleri grubuna mensuptur ve UNESCO tarafından savunmasız diller arasında sınıflandırılmıştır. Moğolistan ve Çin'de hâlâ küçük gruplar halinde konuşanları bulunmaktadır.
(DEVAM EDECEK))
Cem Cüneyd Canan