YA BÜYÜK ZAFER ÜSTADIM

31 Ağustos 2012


Büyük Zaferi benim ifade etmem, birkaç satır yazmam, idrak yoksunlarının at gözlüğü ile baktıkları yolu değiştirmeyecektir. Şayet DERS ALMAK denilen bir kavram hâlâ geçerli ise, sizinle iki büyük ÜSTAD’DAN; bir mektup ve de bir konuşmanın bir bölümünü paylaşmaya çalışalım.

Magosa zindanından, Rodos zindanındaki Ebuzziya Tevfik’e 18 Ağustos 1875’de yazdığı mektupta Namık Kemal diyor ki:

‘’Kardeşim, sen bugünlerde kalem yerine, yılan dişi mi kullanıyorsun, nedir ?...Yazdığın şeyler insana zehir kadar tesir ediyor.. Zararı yok! Talîhimin en büyük ciheti haksız yere ceza görmek, tabîatımın en sevdiğim bir hassası dost sitemine, velev ne kadar haksız olsa tahammül etmektir.

Sana kırılacak gönül, bana hiç lâzım değil, cellât elinde paralansın. Bununla beraber mektubunun birkaç yeri gücüme gitmedi desem yalan söylemiş olurum.

Bu teessür ile cevaba mektubunun tâ nihayetinden başlıyorum: Ciddi bir mektubun imzasına ‘’kardeşim’’ demediğime gücenmişsin. Ah kardeşim, bir hiddet üzerine bu kadar insafsızlığı ele almak lâik mi dir? Sun-i kudretin fikren, mesleken, hamiyeten benimle tevem ve belki yapışık yarattığı bir kardeşimi ben nasıl kardeşlikten çıkarabilirim? Vehhab-î hürriyete talim-i hikmet mi edeceğim. Mader-i vatanın namusunu mu lekeleyeceğim? Beni okadar haddini bilmez, beni okadar vazifesini düşünmez mi zannediyorsun? Adıma Kemal dedilerse noksandan, biraz idrakim varsa nisyandan, bütün bütün arî olduğumu mu istiyorsun?

Tevfik, Tevfik!.... Elim ermez ki boynuna sarılayım. Şu mektubu yazarken gözlerimi, görmekten beri edecek hale getiren yaşları yüzüne, göğsüne dökeyim de böyle insafsızca bir tekdirden ne kadar müteessir olduğumu, kardeşliğinin vicdanımda ne derece kıymetli bulunduğunu göz yaş ile olsun gönlüne nakş edeyim….’’

Ne demeli, biz de ‘kardeşim’ dediğimiz kardeşlerimizi kaybettik. Hepsi aklın yolu tek iken, türlü saiklerle savrulup gittiler. Heyhat…! Artık onların biat ettikleri var…

Gelelim 30 AĞUSTOS ZAFER Bayramının gerektiği gibi kutlanmamasına.

İstiklal Marşımızın büyük şairi Mehmet Âkif Ersoy, (20 Aralık 1873-27 Aralık 1936) Mısır’dan hasta olarak döndüğü Türkiye’de tedavi altına alınmıştı. 1 Temmuz 1936 günü gazeteci Kandemir’le son röportajını yapıyor;

‘’ - İSTİKLAL MARŞI’NI NASIL YAZDINIZ?

- Doğacaktır, sana vaat ettiği günler Hakkın!.. Bu, ümitle, imanla yazılır. O zamanı düşünün..İmanım olmasaydı yazabilir miydim? Zaten ben, başka türlü düşünüp, başka türlü yazanlardan değilim. Bu, elimden gelmez. İçimde ne varsa, bütün duygularım yazılarımdadır… fiu var ki, ‘’İstiklal Marşı’nın şiir olmak üzere bir kıymeti yoktur. Ancak tarihî bir değeri vardır.’’

- YA BÜYÜK ZAFER ÜSTADIM.. O ANDA NE DUYDUNUZ?

- Ah.. Allah’ım ne muazzam zaferdi o! Ortalık hercü-merç oldu… Beş altı saat içinde bir başka dünya doğdu. Ve biz, mest olduk!...

— O ZAMAN BİR ŞEY YAZMADINIZ MI?

- Artık benim ne düşünecek, ne duyacak, ne yazacak, hatta ne yaşayacak takatim kalmıştı. Bizim dilimiz tutulmuştu. ORDU, BİZZAT YAZIYORDU.’’

Büyük şairin ‘’ORDU, BİZZAT YAZIYORDU’’ dediği 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI ne yazık ki, gerektiği gibi kutlanmıyor.

Kısacası, ÂKİF’İ anlamak hamasetle, lafla, O’nun şiirlerini okumakla, olmuyor.

Gazeteci Kandemir tekrar soruyor:

- YA EN SON YAZINIZ?

— Mısır’da geçen sene bir resmimi çekmişlerdi. Güneşli bir hava idi, gölgem de upuzun, kumlarda duruyordu. Bu resmin altına şöyle yazmıştım;

- ‘’HEPSİ GÖÇMÜŞ, HANİ YOLDAŞLARININ HİÇ BİRİ YOK
SEN Mİ KALDIN YALNIZ, KAFİLEDEN BÖYLE UZAK
POSTU SERMEKSE MERAMIN YOLA, SERDİRMEZLER
HADİ, GÖLGENLE BERABER SİLİNİP GİTMENE BAK.’’

Herkes yaptığından utansın…Biz Üstadın Hilvan’da yazdığı ‘’Firavunla Yüz Yüze’sin deki,’’ şu mısralarla bitirelim..

‘’BİLEYDİN, EY KOCA MISIR’IN İLÂHÎ ÜRYANI!
MEZARA, HEYKELE AİT BÜTÜN BU VELVELELER
BEKAN İÇİN Mİ HAKİKAT? MERAMIN OYSA, HEDER;
EVET, BÜTÜN BEŞERİN HAKKIDIR BEKA EMELİ
FAKAT Bu HAKKI NE TAŞTAN, NE LEŞTEN İSTEMELİ!’’
 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön