TÜRK MİLLETİ; BAŞINSAĞOLSUN

21 Ekim 2011


Mustafa Kemal ATATÜRK, Nutuk’da;

‘’Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, nüshacılara talih ve hayatlarını emniyet eden insanlardan mürekkeb bir kütleye, medenî bir millet nazarıyla bakılabilir mi? Milletimizin hakikî mahiyetini, yanlış manada gösterebilen ve asırlarca göstermiş olan bu gibi anâsır ve Müessesat, yeni TÜRKİYE Devleti’nde, TÜRK Cumhuriyeti’nde idâme edilmeli mi idi? Buna atf-ı ehemmiyet, terakki ve teceddüt namına, en büyük ve gayr-i kabil-i telâfi hata olmaz mıydı?

İşte biz, Takrir-i Sükûn Kanunu’nun mer’iyetinden istifade ettik ise bu tarihî hatayı irtikâb etmemek için, milletimizin nâsıyesini olduğu gibi açık ve pak göstermek için, milletimizin mutaassıp ve Kurûn-ı Vustâî zihniyette olmadığını isbât etmek için istifade ettik.

Efendiler, milletimizin ictimâi, iktisadî hulâsa bi’l-cümle medenî muâmelât ve münasebatında feyizli neticelerin zamîni olan yeni kanunlarımız da…. Hürriyet-i nisvânı temîn ve hayat-ı aileyi tarsîn eden Kanun-ı Medenî de bu bahsettiğimiz devrede vücuda getirilmiştir. Binâenaleyh biz her vasıtadan, yalnız ve ancak bir nokta-ı nazardan istifade ederiz. O nokta-i nazar şudur: TÜRK milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is’âd etmek ve TÜRK Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün, daha ziyade takviye etmek… Ve bunun için de istibdat fikrini öldürmek.

Muhterem Efendiler, sizi günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyânâtım, en nihayet mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve müstakbel evlâdlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek bazı noktalar tebâruz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.

Efendiler; bu beyânâtımla, millî ve asrî bir devleti nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.

Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musîbetlerin intibâhı ve bu aziz vatanın her köşesini SULAYAN KANLARIN bedelidir.

Bu neticeyi, TÜRK GENÇLİĞİNE emanet ediyorum.’’



Birlikte bu ifadeleri tekrar okuyalım. Henüz 1927 yılında Mustafa Kemal ATATÜRK bunları neden söylemiş? Elimizi başımızın arasına alarak bir daha düşünelim. Türk’le problemi olanların hangi amaçlara hizmet ettiklerinin ne olduğunu bir daha görelim.
‘’EY TÜRK GENÇLİĞİ!

BİRİNCİ VAZİFEN,
TÜRK İSTİKLÂLİNİ, TÜRK CUMHURİYETİNİ,
İLELEBED, MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEKTİR.

MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBÂLİNİN YEGÂNE TEMELİ
BUDUR.

BU TEMEL, SENİN, EN KIYMETLİ HAZİNENDİR.

İSTİKBÂLDE DAHİ SENİ,
BU HAZİNEDEN MAHRUM ETMEK İSTEYECEK,
DAHİLÎ VE HARİCÎ BEDHAHLARIN OLACAKTIR.

BİR GÜN, İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİ MÜDAFAA
MECBURİYETİNE DÜŞERSEN,
VAZİFEYE ATILMAK İÇİN,

İÇİNDE BULUNACAĞIN VAZİYETİN İMKÂN VE ŞERÂİTİNİ
DÜŞÜNMEYECEKSİN!

BU İMKÂN VE ŞERÂİT, ÇOK NÂ-MÜSAİT
BİR MAHİYETTE TEZAHÜR EDEBİLİR.

İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİ’NE KASTEDECEK DÜŞMANLAR,
BÜTÜN DÜNYADA EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR GALİBİYETİN
MÜMESSİLİ OLABİLİRLER.

CEBREN VE HİLE İLE AZİZ VATANIN,
BÜTÜN KALELERİ ZAPT EDİLMİŞ,
BÜTÜN TERSANELERİNE GİRİLMİŞ,
BÜTÜN ORDULARI DAĞITILMIŞ VE
MEMLEKETİN HER KÖŞESİ Bİ’L-FİİL İŞGAL EDİLMİŞ
OLABİLİR.


BÜTÜN BU ŞERÂİTTEN DAHA ELÎM VE DAHA
VAHÎM OLMAK ÜZERE,

MEMLEKETİN DAHİLİNDE,
İKTİDARA SAHİP OLANLAR,

GAFLET VE DALÂLET VE HATTA HIYANET
İÇİNDE BULUNABİLİRLER.

HATTA BU İKTİDAR SAHİPLERİ
ŞAHSÎ MENFAATLERİNİ,
MÜSTEVLÎLERİN SİYASÎ
EMELLERİYLE TEVHİT EDEBİLİRLER.

MİLLET, FAKR Ü ZARURET İÇİNDE HARAP VE BİTAP DÜŞMÜŞ OLABİLİR.

EY TÜRK İSTİKBÂLİNİN EVLÂDI!
İŞTE, BU AHVÂL VE ŞERÂİT
İÇİNDE DAHİ, VAZİFEN;
TÜRK İSTİKLÂL VE CUMHURİYETİ’Nİ KURTARMAKTIR!

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET,
DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’’

Bir nebze olsun, ‘’AKLIN YOLUNUN BİR OLDUĞUNUN’’ gereği neden yapılmıyor? Bir kere daha düşünelim. Bu ÜLKE ŞEHİTLERİNE ağlarken, bir başbakanın, muhalefetle kavgaya devam ederek, nasıl ‘’ben bu milletin % 50 oyunu aldım’’ diyebildiğini kendi vicdanlarımıza bir daha soralım. Oy almakla, milletle beraber olmanın aynı anlamı ifade etmeyeceği gerçeğini tarihe bakarak bir kez daha düşünelim.

‘’Kendi düşen ağlamaz’’ ile ‘’Anlayana sivri-sinek saz, anlamayana davul-zurna az’’ Atasözlerimizin boşuna söylenmemiş olduğunu unutmadan, bu millete nasıl bir ANAYASA dayatılacak? Bekleyip görelim.
 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön