KIZILELMA "HEDEF TURAN" AMA NASIL? (IX)

26 Ağustos 2022


ÇEÇENİSTAN

                                                Toplam Nüfus              Türk Nüfus                            Km2

Çeçenistan  

1.394.686        

1.310.00                       

17.300  

      “Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti Çeçenistan, Rusya Federasyonu’nun güneybatı kesiminde, Büyük Kafkas Dağları’nın kuzeyinde bir cumhuriyettir. Sınır komşuları, Rusya Federasyonu, Kuzey Osetya ÖC, İnguşetya ÖC, Gürcistan, Azerbaycan ve Dağıstan ÖC’dir. Başkenti Çaharkale (Grozni)” dir.

      “Çeçenistan’ın güneyini geçit vermeyen Büyük Kafkas Dağları kaplamaktadır. Rakım Tebulos Dağı’nda 4.493 ve Şan Dağı’nda 4.451 metreye ulaşır. Terek ve Şunfa ırmaklarının oluşturduğu vadiler, ülkeyi batıdan doğuya bir uçtan bir uca geçer ve burası tarıma elverişlidir. Ülkenin kuzey kesimini Nogay bozkırları oluşturur. Ekonomisi petrole dayanmakta olup, Grozni ve Gudermes şehirlerinde Rus savaş uçakları için son derece önemli, gravitesi yüksek petrol çıkar. Çeçenistan’ın bulunduğu bölge petrolün dışında doğal gaz, kireçtaşı, alçıtaşı, kükürt ve diğer madenler bakımından da zengindir. Maden su kaynakları burayı bir kaplıca merkezi haline getirmiştir. Çeçenistan halkının %83’ü Çeçen, %11’i İnguş, %6’sı diğer olup, Çeçenler Sünni Müslüman’dır. Çeçenler Kafkas dillerinden “Nah” grubundan bir dil konuşurlar. Kuzey Kafkasların yerli halkından (eski Kafkasyalı) olan Çeçenler, SSCB dağılırken daha çok asıl yurtları olan Çeçen-İnguş Özerk SSC’nde yaşamaktaydılar. Bu cumhuriyet Rusya SFSC’nin parçası idi. 19. yüzyılda Çarlık istilasına karşı savaşlarda yurtlarını terk eden birçok Çeçen Osmanlı ülkesine, Orta Doğu bölgelerine ve özellikle Ürdün’e göç etti. Günümüz Çeçen mücadelesine bu ülkelere daha önce göç etmiş olan Çeçenlerin kurmuş olduğu vakıflar ve dernekler aracılığı ile ve gönüllü olarak katılmak suretiyle büyük bir destek ve ilgi vardır. Daha önce Ortodoks rahiplerinin ilgi alanına girdiği halde 17. yüzyıldan itibaren Çeçenler İslamiyet’i kabul ettiler.

      Çeçenler ve İnguşların yaşadıkları bölge 1774 yılından itibaren Rus saldırı ve işgallerine maruz kaldı ve buna karşı 19. yüzyılda müridizm yolunu seçtiler. Önce Gazi Muhammed’in önderliğinde daha sonra Şeyh Şamil ile yıllarca süren bağımsızlık mücadelesi verdiler. Kırım Savaşı sonrasında toplanan 1856 Paris Konferansı kararları gereği Osmanlı bölgeden desteğini çekmek zorunda kalınca Şeyh Şamil’e bağlı birlikler Ruslar karşısında daha fazla dayanamadılar ve Şeyh Şamil 1859 yılında Ruslara esir düştü. Bu olayla birlikte Kafkaslara bir döneme damgasını vuran bağımsızlık mücadelesi sona erdi. Çeçenler bundan sonra da her fırsatta ve zeminde mücadelesini sürdürdü ve 1917’de yaşanan olaylarda Bolşeviklere karşı cephe aldılar. Yeni yönetimin Kafkaslara hâkim olmasından sonra bölgeye özerklik verildi. 1922 yılında Özerk Çeçen Eyaleti, 1924'de ise Özerk İnguş Eyaleti kuruldu. 1934’de bu iki eyalet birleştirilerek Özerk Çeçen-İnguş Eyaleti oldu; iki yıl sonra da 1936 Anayasası ile Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüştü. 1944 Şubat ayında Nazilerle işbirliği yapmakla suçlanarak bütün Çeçen-İnguş halkı, Kabardin, Balkar, Kalmuklarla birlikte Sibirya'ya ve Kazakistan'a sürüldü. 1957 yılında, Çeçenlerin gittikleri bölgede bir bakıma müridizm hareketini çok daha geniş kitlelere yaymaları ve Moskova’ya gelen şiddetli taleplerin de etkisiyle, Çeçenlerin yeniden ülkesine dönmelerine izin verildi. Ancak sürgüne gidenlerin önemli bir kısmı sürgün şartlarında hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalanlar topraklarına dönerek özerk Çeçen-İnguş SSC’ni yeniden kurdular. 1992’de İnguşetya’nın ayrılmasından sonra resmi sözleşmelerde kullanılan adı “Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti” veya “Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti”dir. Bazen de İngilizce isminin tercümesi olarak “Çeçenistan Cumhuriyeti İçekerya” şeklinde görmekteyiz.” ([1])

ÇEÇEN ADI VE KÖKENLERİ :“Çeçenler kendilerine Nahçi ya da Nahçuyu adını verirler. Kumuklar ise Çeçenleri Miçigiş adıyla anarlar. Bu ad XI-XVII. yy.’ da Rus kaynaklarında da kullanılmıştır. Çeçen kelimesi Rusça’da “Kuş Cıvıltısı” ve “Zerafet” demektir. XX. yy’ın başına kadar soylar ve klanlar halinde yaşayan Çeçenler’in boyları arasında sürekli savaşlar olmuş ve kan davaları güdülmüştür. Yurtlarını korumak için bir yandan Kabartay, Kumuk ve Dağıstanlılar’a karşı uzun savaşlar yürüten Çeçen ve İnguşlar, bir yandan da Ruslarla çarpışmışlardır. Bu savaşlar sonucu 1732 yılında Çeçen adı, 19 yy.’ ın ikinci yarısında ise İnguş adı, Rusça’da kullanılmaya başlamıştır. Köken olarak L. Rasony’de Türk boylarının sınıflamasında Çeçenlere yer vermemiştir. Fakat bir görüşe göre Avarlar, Sibirya-Ural-Kore-Moğolistan ve Türkistan gibi geniş toprakların hâkimi Cücen Türk İmparatorluğunun boylarından olup, Göktürk isyanı sonucu batıya çekilen Türk kollarından birisidir. Burada Avarlar kavramı içinde Çeçenlerden de söz edilmektedir. Bir diğer görüş ise Urartologlar tarafından kabul edilen Çeçenler için Önasya'da devlet kuran Urartular olduğudur. Bunun dayanağı ise Urartuca’nın Çeçence’ye yakın oluşudur.”

TARİH’TE ÇEÇENLER VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİ : “Ermeni, Gürcü ve Yunan- Roma kaynaklarında Nahçiy genel adıyla Gargar, Durdzuk, İsadnk (Sod), Kist gibi Çeçen kavim isimlerinin geçmeye başlaması milattan önce IV.- III. yy’dan itibarendir. Milattan sonra I. yy’da Alan Kavim Birliği’ne katılan Çeçenler, IV. yy’ daki Hun istilasından sonra Orta ve Kuzeydoğu Kafkasya’ya yayılmışlardır ve bütün Kafkasya’nın siyasi hayatında aktif rol oynamışlardır.

      Arap- Hazar savaşları sırasında Emeviler’in Ermeniye genel valisi Mervan b. Muhammed’in (sonradan halife II. Mervan) 736-738 yıllarında Durdzukistan’a (Çeçenistan) yaptığı akınlarla bölgede İslam hâkimiyeti yerleşmeye ve bu dönemden itibaren Dağıstan ve Çeçenistan halkları İslamlaşmaya başladı.  XIII. yy’da Çeçenistan Moğol saldırısına uğradı. Hankal Vadisinde yapılan savaşı Çeçenler kazandılarsa da 1238-1240 yılları arasında Mengü Han’ın önünden dağlara çekilmek zorunda kaldılar ve dağlar hariç ülkenin bütün arazisi Cuci ulusu topraklarına katıldı. 1395 yılında ise Timur’un Sunja Nehri havzasına varması ile İkinci Moğol istilası başladı; ancak 3-4 yıllık hâkimiyeti sırasında Timur da dağlık kesimleri ele geçiremedi. Çeçenler, Moğollar’ın toplam iki asır kadar Kuzey Kafkasya’nın step bölgelerini kontrol altında tuttukları dönemde çekildikleri dağlarda bağımsızlıklarını korumayı başardılar ve bu uzun savunma yıllarında farklı bir kale mimarisinin ortaya çıkmasına yol açtılar. Çeçen-İnguş mimarlarının ünü bütün Kafkasya’ya yayıldı; bugün de Çeçen ülkesinin dağlık kesimlerinde muazzam kale kalıntılarına rastlanmaktadır.

       XVI. yy’ ın ilk yarısında Ruslar Kuzey Kafkasya’ya doğru sistemli bir şekilde yayılmaya başladılar ve Terek Nehri boyları Rus Kazaklarının iskânına sahne oldu. 1567’de bu nehrin kıyısında Terki Kalesi, 1718 yılından sonra da daha başka kaleler inşa edildi ve böylece Kafkasya’daki Rus Cephesi iyice kuvvetlendirildi. Rusların korkmadığı Çeçen topraklarından 7 Temmuz 1732 tarihinde Yarbay Koh kumandasındaki Rus birliklerini yenilgiye uğrattılar. Bu dönemden itibaren Rus kaynaklarında Nahçiy halkının adı Çeçen, ülkelerininki de Çeçenya olarak geçmeye başladı. 1735 yılında Kırım hanının kuvvetlerini de yenen Çeçenler bu yüzyılda bir taraftan Rus ordularına diğer taraftan da onlarla işbirliği yapan Kabardin, Kamuk ve diğer kabilelere karşı savaşlarını yoğunlaştırdılar ve özellikle Beybulat Taymiyev’in, daha sonra da Şeyh Mansur’un (Uşurma) liderliğinde başarılı bir mücadele verdiler.

       II. Katerina Dönemine denk gelen bu zamanda “Müdirizm” adı altında dini ve askeri teşkilatlanma gerçekleşti. Tarihte “İmam Devri” olarak bilinen Kafkasların bağımsızlık savaşlarının en kanlısı bu devrede meydana geldi. İmam Mansur’un idamından sonra Şeyh Şamil önderliğinde direniş en üst seviyeye çıktı. Şeyh Şamil’in teslim kararından sonra 1810’da İnguşlar kendi istekleriyle Rus tabiiyetine geçtiler ve imzaladıkları antlaşmayla savaş sırasında onların yanında yer almayı kabul ettiler. Böylece Çeçenler’le aynı kökten gelen İnguşlar onlardan kopmuş oldular ve Ruslar tarafından farklı bir halk olarak ilan edildiler.

      Rus baskısıyla dağlara çekilen Çeçenler, verimli topraklarının Kazaklara verilmesi üzerine İmam Gazi- Muhammed’in Dağıstan’da başlattığı ve halefleri Hamza Bey ile Şeyh Şamil’in devam ettirdikleri ünlü direnişe katıldılar. Çeçenler özellikle Şeyh Şamil’in 1859’da teslim oluncaya kadar 25 yıl süreyle verdiği, tarihte eşine pek rastlanmayan amansız mücadelede onun en sadık müttefiki olmuşlardır. Bölgenin Rus kontrolüne girdiği 1860’lı yıllarda Kuzey Kafkasya’dan Türkiye’ye doğru göçler başladı. Rus hükümeti, Çeçenistan ve Dağıstan göçmenleriyle beraber Yahudileri de Türkiye’ye sürdü. 1877’e kadar sürdürülen isyanlar Alibey – Hacı’nın Grozniy’de idamıyla son bulmuş başarıya kavuşamamıştır. Rusya’daki Bolşevik İhtilali sırasında Çeçen ülkesinde yeni isyanlar baş gösterdi. 1917’de kurulan Şeyh Uzun Hacı İdaresindeki Çeçenlerin de dâhil olduğu Kuzey Kafkasya Halklarının Dağlık Cumhuriyeti adlı Kafkas Devleti (Dağıstan) 11 Mayıs 1918’de Rusya’dan ayrıldığını ilan etti. Bolşevikler Dağıstan topraklarını işgal ederek cumhuriyeti feshetti (1924). Etnik farklılıkların olduğu bölgeleri otonom idarelere bölerek yaşayan halkları birbirinden ayrıma politikası izlemiştir.

       Rusya Federasyonuna bağlı Çeçen İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adı altında birleştirildi. 1937-1939 yıllarında Sovyetler Birliği’nde yaşayan pek çok halk gibi Çeçenler de Stalin’in totaliter idaresi sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. II. Dünya Savaşı sırasında 1943’teki Tahran toplantısından sonra 500.000 kişiyi toplu olarak imha etmeyi planlayan Moskova hükümeti 1944’te bundan vazgeçerek Çeçenleri Orta Asya’ya ve Kazakistan’a sürgüne yolladı. Bu hareketin başlıca sebebi, Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı almaya kalkışan Stalin’in Kafkaslar ’da herhangi bir mukavemetle karşılaşmak istememesiydi.

      1989 yılında Sovyetler Birliği’ne bağlı devletlerin hâkimiyetlerine kavuşmaya başlamaları üzerine doğrudan Rusya Federasyonu içinde yer alan Çeçenlerle İnguşlar da faaliyete geçtiler. 6 Eylül 1991’de Çeçen Generali Cahar Dudayev, Doku Zavgayev başkanlığındaki Çeçen – İnguş Cumhuriyeti yönetimine el koydu. “Çeçen Devrimi” denilen bu yönetime el koymanın ardından, 27 Ekim 1991’de Çeçenistan’da parlamento ve cumhurbaşkanı seçimleri yapıldı ve oyların % 85’ini Çeçen Halkının Milli Kongresi Yönetim Kurulu lideri Cahar Dudayev aldı. Ardından 1 Kasım 1991’de Çeçen Cumhuriyeti’nin Rusya’da bağımsızlığı ilan edildi. Çeçenistan'ı tanıyan ilk devlet Gürcistan oldu ve sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile karşılıklı tanıma anlaşmasına imza atıldı. Ocak 2000'de Afganistan tarafından tanındı. Fakat bunu kabul etmeyen Moskova hükümeti 7 Kasım’da olağan üstü hal uygulaması başlattı ve 8-9 Kasım’da çıkan olayların arkasından ülkeye ordu birliklerini gönderdi: ancak daha sonra bu birlikleri geri çekmek zorunda kaldı. Boris Yeltsin sıkıyönetim ilan ederek savaşa devam etti.

       Temmuz 1992'de Çeçen-İnguş parlamentosu Latin alfabesini kabul etti. 1997'de Çeçen alfabesine geçtiler, Çeçenler Rusya ile federasyon anlaşmasını imzalamayı reddettiler. 1996'da çatışmalara son vermek amacıyla Zelimhan Yandarbiyev Ruslarla barış anlaşması imzaladı. O yıl geçici başbakan olarak Aslan Mashadov atandı. Ardından 1997'de rakibi Şamil Basayev'i geride bırakarak Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu fakat 2005'te öldürüldü. Ölümünden sonra Argun'lu Abdul-Halim Sadulaev cumhurbaşkanı oldu fakat o da 17 Haziran 2006'da öldürüldü. Şu an ki cumhurbaşkanı ise Ramazan Kadirov’dur.

       Gerilimler hala Çeçenler ve Ruslar arasında devam etse de tarih boyunca Çeçenlerin yaşamış olduğu göç, sürgün ve katliamlar tarihe Çeçenlerin Rusların kendilerine soykırım yaptığı görüşünü ortaya koymaktadır. Örneğin, Haybah Katliamı olarak bilinen Haybah Köyü’nde NKVD polisleri bu köyün halkını sürgüne gönderilecekleri zamanda kadın, erkek, ihtiyar, çocuk ayrımı yapmaksızın ahırlara doldurularak diri diri yakmışlardır. Bu örnek Çeçen Tarihi için öne çıkan sadece bir acı olay olmayıp Kafkasların yerli halkı olarak kabul görülmüş bir topluluğun yani Çeçenlerin, Ruslarca dağıtılma politikasında odak nokta olarak geçmişten günümüze denk hararetini korumuştur.” ([2])   

KÜLTÜR ve EDEBİYAT; Çeçen halkının tarihi, dili ve gelenekleri hakkında en değerli kaynak Çeçen folklorudur. Milâttan önceki yıllarda meydana geldiği sanılan Nart destanı sözlü halk edebiyatının başlıca temsilcisidir. Özgünlüğüne rağmen dünya motifleriyle kaynaşmış olan Çeçen folkloruna, ünlü yazar Tolstoy ile P. K. Uslar ve L. P. Semenov gibi araştırmacılar büyük değer vermişlerdir. İlk örnekleri Arap alfabesiyle yazıya geçirilmiş olan halk edebiyatında kahramanlık şarkıları önemli bir yer tutar. Çeçenistan ve Dağıstan dâhil Kuzey Kafkasya’da Arap dili özellikle Şeyh Şâmil döneminde geniş ölçüde yaygınlık kazanmıştı. Arapça ve Çeçence şiirler yazıldığı gibi bu dilde kaleme alınmış dinî ve din dışı konuları içeren kitaplar da Arap alfabesiyle yayımlanıyordu. Önemli olayları konu edinen “tyaptar” (defter) yaygın bir edebiyat türü idi.

      Sovyet idaresinde Çeçen edebiyatının gelişimi komünizmin dogmatik görüşleri çerçevesinde olmuş, Komünist Parti’yi övmek, buna karşılık dini ve gelenek, görenekleri eleştirmek Çeçen “devlet edebiyatı” nın ana teması haline gelmiştir. Bu edebiyatta insanî, beşerî değerlerin yerini sınıf kavgalarının aldığı görülür. 1924’te Arap alfabesi yasaklanarak yerine Latin alfabesi konulmuş, 1938’de de Kiril alfabesi getirilerek kitaplar Çeçen ve Rus dillerinde yayımlanmıştır. Ancak uygulanan yasağa rağmen uzun süre Arap alfabesiyle yazılan kitaplar el altından dağıtılmıştır. Birçok şair ve yazar hayatını 1937-1939 yıllarındaki baskı rejimi sırasında trajik şekilde kaybetti; bir kısmı da hapishanelere kapatıldı veya Sibirya’ya sürüldü. Ayrıca Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin feshedilip halkının Kazakistan’a sürüldüğü 1944 yılından itibaren Çeçen edebiyatının bütünüyle ortadan kaldırılmasına çalışıldı. Arapça ve Arap alfabesiyle yazılmış Çeçence kitaplar 1944’te Grozni’ nin merkezindeki meydanda yakıldı. Günümüzde bu edebiyatın bazı ürünlerine sadece özel koleksiyonlarla Moskova ve Petersburg’daki şarkiyat enstitülerinde rastlanabilmektedir. Büyük Çeçen yazar ve düşünürü Muhamad-Salih Gadayev’in (ö. 1972) bazı eserleri de ancak 1980’li yılların sonlarına doğru yayımlanabilmiştir. Bugün ülkede çoğu Grozni’ de olmak üzere bir üniversite, iki yüksekokul, çeşitli teknik ve sosyal araştırma enstitüleriyle birçok kütüphane faaliyet göstermektedir.” ([3])

SOVYET ZAMANINDA SÜRGÜNE GÖNDERİLEN TÜRK HALKLARININ NÜFUSU:

ÇEÇENLER

362.000

İNGUŞLAR

134.178

KARAÇAY TÜRKLERİ

 68.327

MALKAR TÜRKLERİ

 37.406

KIRIM TATARLARI

183.155

DİĞER KIRIMLILAR

 45.237

AHISKA TÜRKLERİ

 94.555

TOPLAM

924.858

 ([4])

 

[1] Doç.Dr. Alâeddin Yalçınkaya-KAFKASLAR’DA “TÜRKİ” KAVIMLER

[2] Ali ÖZCAN-KAFKASYA VE İDİL- URAL BÖLGESİ COĞRAFYASI ÇEÇENLER

[3] Jamuhanov Culeyman Sultanoviç-Çeçenistan Kuzeydoğu Kafkasya’da Ülke (İslâm Ansiklopedisi)

[4] Ali ÖZCAN-KAFKASYA VE İDİL- URAL BÖLGESİ COĞRAFYASI ÇEÇENLER

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2024 Her hakkı saklıdır. Başa Dön