KARIŞIK İŞLER

10 Temmuz 2006


Sözde Ermeni Soykırımı hakkında yine söyleyeceklerim olacak. Bu hafta başka ne yaza bilirim diye düşünürken;

Ortadoğu’nun nasıl devletçiklere bölünmek istendiğini, arzı-endam edeceği belirtilen Özgür Kürdistan adlı sözde devletçikten ve yine cetvelle çizilen bir haritanın ortalarda gezindiğini görüyoruz.

Sonra, Ülkemizi ziyaret eden Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, ‘’ Türkiye’nin K.Irak’ta PKK ya karşı Irak Toprakları içinde sınır ötesi operasyon düzenlenmesine karşı olduğu’’nu söylemiş. Herhalde bizde emriniz olur demişizdir, majestelerine…!

Bakın konular nasılda devam ediyor. AB ile İran’ın bu hafta içinde anlaşamaması halinde Ham Petrol fiyatlarının 75.65 doların çok üzerine çıkacağı konuşuluyor.. ..Bize dokunur mu dersiniz…!

Sayın Başbakan halkı anlamış gibi…! ‘’Sessiz devrim denilecek son derece önemli reformları hayata geçiren hükümete yönelik bu değerlendirme büyük bir haksızlıktır. AB yönelimimizde en ufak bir sapma yok. Hükümetimiz, halkımız ve kurumlarımız AB hedefine bütünüyle bağlıdır. Reform gayretlerimiz müzakere sürecinden güç alarak devam ediyor.’’ şeklinde
Beyan eylemişler, AB hedefine hangi kurumlarımız bağlıdır, bilemiyorum ama, Başbakanın tarif ettiği halkın bağlılığını anlamak oldukça güç….

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Nuri Ok’un ‘’Hükümetin yargı gibi çalıştığı’’ ifadeleri ön plana taşınırken, ‘’ Bu faşist barbarlık, unutulacak, geçiştirilecek, göz yumulacak , sıradan bir olay değildir. Bu katliam girişimi, hedeflerine şiddet yöntemleri uygulayarak, hatta katliamları göze alarak ulaşmak isteyen radikal çevrelerin, kışkırtıldıklarında, özendirildiklerinde, himaye duygusu verildiğinde neler yapabileceklerine, nelere cüret edebileceklerine en yeni ve canlı örnektir. Çok acı ama ibretlik olay, özellikle hedef gösterenlerin, kışkırtıcıların, düşünmeden, ölçüsüz ve sorumsuz öfkeli tepki verenlerin dersler çıkarması gereken vahim olay’’ dediği nedense her yerde ön plana çıkarılmamıştır.

Bu konuşmaya sert tepki veren, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek, konuşmasının sonunda ‘’ Yargı mensubu olmak başkadır, kendini yargı yerine koymak başkadır.’’ Dediğini bilmem sizler nasıl değerlendiriyorsunuz. Bir Adalet Bakanı ve Cumhuriyet Başsavcısı neden basın aracılığı konuşur, neden suçsuz olan bir hükümet, suçlamalara tepki verir, anlayamıyorum.….

Günlerdir, İsrail bir onbaşının kaçırılışını bahane ederek, Filistin de vahşet senaryosunu oynuyor. Bizler, 8 Bakan, 60 Milletvekili ve onlarca Filistinlinin öldürülmesinden kısacası Filistin’in yaşadığı trajediden, neler anlaya biliyoruz……?

Merkez Bankası’nın yaptırdığı beklenti anketinden, hükümetin ve Sayın Başbakan’ın enflasyon hedeflerimiz tutturulacaktır demesine karşın, enflasyon beklentisinin 10.17 çıkması sizlere neleri çağrıştırıyor. Bir kere olsun düşündünüz mü….? Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül’ün Amerika da, Amerikalı meslektaşı ile yapmış olduğu görüşmede, Irak, terör, Filistin’deki gelişmeler, İran, Kıbrıs ve Enerji Konularını ele aldıklarını söylediğini dinlemişsinizdir.. Ne yazık ki, biz ne zaman Amerika ile bir konuyu ele alsak, o konuda bir şeyler kaybetmişizdir. Bu defa ne kaybedeceğiz bir türlü bulamıyorum…!

Birde, her zaman yanında olduğumuz, taktir ettiğimiz TRT nin yaptığına ne dersiniz…? Onlar, Pontus Rum sözde soykırımı, ruhban okulu konularını basbas bağırarak, benim Ülkem de, cirit atarak, söylemediklerini bırakmayacak, TRT-1 ise Atina’dan Cuma günü akşamı yaptığı yayınla Rum propagandası yapacak Bu dahiyane zamanlamayı tespit edenler kimlerdir…? Kimlerden öğrenebiliriz, bilmiyorum.

İşte geldiğimiz noktada, karşılaştıklarımız, karışık işler ve ne yazacağını düşünmek. Şimdi gelelim şu sözde soykırımı meselemize.Ve tarihten bir not aktararak yazımızı noktalayalım.

Amerika’ya sonradan yerleştiklerini bildiğimiz Ermenilerin, Amerikalı misyonerlerle birlikte yürüttükleri , Amerika’da Ermeni propagandasının geçmişi de çok eskilere dayanmaktadır.

‘’ Yıl 1820 : İlk Amerikan Protestan Misyonerleri Pliny Fisk ve Levi Parsons İzmir’e ayak bastılar. Levi Parsons, İzmir’e çıkar çıkmaz, ‘’ Bu günah imparatorluğunu tamamen yıkmak ahdim olsun’’ diye yazdı ve ardından g elen misyonerler onun için şiirler, methiyeler, destanlar düzdüler. Osmanlı Ermenileri arasında çalışmaya başlayan Amerikan misyonerleri, bol paralı ve donanımlı olarak Türkiye’ye geldiler ve bazı Ermenileri çabucak kendilerine çektiler. Fanatik misyonerler, Müslüman Türklerle Hıristiyan Ermeniler arasına ayrılık tohumları ektiler ve Amerika’da Türkler aleyhinde sistematik propagandanın ilk adımlarını attılar.’’

Buyurun size, dost ve müttefik Amerika’nın 186 yıl önceki yaptıklarından sadece bir örnek . Ya bugünlerde yaptıkları…..? Elbet bir gün onları da, sizlere yazacağım…. Ve yine birlikte ulusalcılık nedir, milliyetçilik nedir, yeniden öğreneceğiz.




KAYNAK: Osmanlı Diplomatik Belgelerinde Ermeni Sorunu

(TTK.Yayınları Bilal N.Şimşir)

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön