ERMENİSTAN MESELESİ ve BAŞBAKANIN SORUN DEDİĞİ BELGELER

18 Mayıs 2009


Yayınlanan yeni ve eski BELGELERLE Sözde Ermeni soykırımına bakışımı, gelişen olayları değerlendirerek sizlerle paylaşıyorum. Okuyucularım iyi bilecektir ki, hemen, hemen yazılarımın tamamında mutlaka kaynak gösterilmiş, rüzgarla savrulacak düşüncelerim dahi bir vesikaya dayandırılmıştır.

Dün Sayın Başbakan, yaptığı bir konuşmada yazarlara, gazetecilere, siyasi parti başkanlarına BELGE sorun demiş. Bir an düşündüm, ama şaşırmadım. Zira kimin hangi yazarı, hangi gazeteyi okuyacağına da zaten o karar veriyordu.

Duramadım, bunun için yine TDK Sözlüğüne baktım. BELGENİN birbirine yakın tam on iki karşılığını veriyor. Buraya sadece birisini alalım.. ‘’BELGE ; Bir olgunun, bir olayın bir savın doğruluğunu gösteren tanık değerindeki yazı,yazıt, söz, nesne, yapıt.

Osmanlıca da; Kayıt, vesika, vesaik,
Fransızca da; Document
Demek ki, benim BELGEYİ anlama ve ona dayalı yazılarımı kaleme almamda herhangi bir problem yok. Öyleyse problem, BELGE SORUN diyen kişi ve anlayışta.

Ermeni iddiaları ve Tarihi gerçekleri, ‘’Meds Yeghern’’ konusunu değerlendirmiş ve buna devam edeceğimi yazmıştım. Şimdi kaldığımız yerden başlayalım.

Geçen zaman içinde konu çok farklı mecralara taşındı. Sanırım Soçi’de Erdoğan-Putin görüşmesiyle de dinlendirme dönemine geçildi. Bu noktaya gelinceye kadarda, hani acemi şoförlerin araçlarını park ederken, çevresindekilerin, yardım amacıyla ‘’topla,topla, hayır biraz sağa, tamam.. biraz sola, tamam.. topla, topla, HOP..’’dedikleri, misali AZERBAYCAN-KARABAĞ-ERMENİSTAN-SINIRIN AÇILIP AÇILMAMASI adlı araç nihayet, bir süreliğine bir yere PARK edildi.

Şimdi bir aya yakın zamandır yaşananları alt alta yazarken biraz EDEBİYATLA ilgilenenlerin, Sayın Cumhurbaşkanımızın şu ifadelerini değerlendirmelerinizi istiyorum. ‘’Obama’nın açıklamalarında katılmadığım yönler var, özellikle 1915 ‘te hayatını kaybeden yüz binlerce Türk ve Müslüman var. Hayatını kaybeden herkesin acısının paylaşılması gerekir.’’Derken acaba ne demek, neyi kabullenmek istiyor..?

22 Nisan 2009 da Dışişleri Bakanlığımızın( önce ki yazımda aktardığım) resmi açıklaması var. Hemen sonrasında, Amerika Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Wood’un yaptığı yazılı açıklamayı okuyoruz. Ne diyor ; ‘’ Ermenistan ve Türkiye’nin üzerinde mutabık kalınan çerçeve ve yol haritası doğrultusunda ilerlemelerini istiyoruz. İki hükümetle de normalleşme sürecinin desteklenmesi yolunda birlikte çalışmayı ve böylece tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarın geliştirilmesini bekliyoruz.’’ Bununla aynı zaman dilimin de Olli Rehn de ‘’ Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını desteklediklerini ve AB üyelik sürecine olumlu yansıyacağının’’ mesajlarını veriyor. Bende Ermenistan yöneticilerinin, bizim yöneticilerimizin mesajlarını alınca, kalemime söz geçiremiyorum.

Mesela, Ermenistan Cumhurbaşkanı neler söylemiş ona da bakalım;’’Elbette ki eğer sınır açık ise veya açılmak üzere ise, rövanş maçı için Türkiye’yi ziyaret edeceğim. Ancak Türkiye’yi sade bir turist veya bir futbol taraftarı olarak seyahat etmem söz konusu değil.’’

Serj Sarkisyan, sınırın açılması konusunu değerlendirirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın KARABAĞ sorunu çözülmeden sınıra ilişkin bir anlaşmanın olmayacağı sözlerine karşılık, ‘’Elbette ki Başbakan Erdoğan’ın beyanı bizim anlaşmalarımız çerçevesinde değildi’’

Sarkisyan, tarafların ön koşulsuz görüşme fikrinden yana olduğunu söyledikten sonra ‘’Cumhurbaşkanı Gül’ü Ermenistan’a davet ederek Türk tarafının, soykırımı tanımasının iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde aşılamaz bir engel olmadığı yönündeki pozisyonumuzu tekrarlamış olduk. Parametrelerin belirlenmiş olduğu ve büyük bir ilerlemeye yakın olduğumuz, bir arada ön koşulların konulması bizim için kabul edilebilir değil.’’ Diyor. Bunları Amerika’da, New York da, Wall Street Journal gazetesine verdiği beyanatlar içinde söylüyor.

Serj Sarkisyan’ın bu beyanatları için gerek Cumhurbaşkanlığı, gerek Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığımızdan siz herhangi bir açıklama duydunuz mu..? Bir yerler de verilen herhangi bir cevabı okudunuz mu..?

Yine bir belge, Nisan sonu toplanan Milli Güvenlik Kurulunun yayınladığı bildiri ; ‘’Bazı ülkelerce 1915 olaylarıyla ilgili olarak yapılan son açıklamalara tarafımızdan gösterilen tepkiler ve bu konuda yapılan girişimler değerlendirilmiştir. Ayrıca, Türk-Ermeni uluslarının ortak tarihlerinin ancak gerçekliği tartışılmayacak kanıt ve belgeler temelinde, önyargılardan arındırılmış olarak, tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilebileceği vurgulanmıştır.’’

Buna bir şey söylemem takdir edersiniz ki, mümkün değil. Bu gün gizli olan kararların içindeki tepki ve yapılan girişimleri de zamanı gelince öğrenmiş oluruz.

Başladığım da, bir türlü bitmeyen, sizleri de yoran, bu yazımı da yine hoş görünüze sığınarak, İki BELGEYİ bilgilerinize sunarak noktalayayım.
‘’Dışişleri Bakanlığı, No: 54 22 Nisan 2009 TÜRKİYE İLE AVUSTRALYA ARASINDAKİ TARİHTEN GELEN ÖZEL İLİŞKİ HK:

Türkiye ile Avustralya arasında tarihten gelen özel bir ilişki mevcuttur. 94 Yıl önce Çanakkale Savaşı’yla başlayan süreç, Türkiye ile Avustralyalılar arasında gerçek bir dostluğun temelini atmıştır. Aynı karşılıklı saygı ve sevginin tüm ülkeler ve kültürler arasında diyalog ve işbirliğiyle oluşturulmasını hedeflemeli ve bunların gereklerini yerine getirmeliyiz.

Türklerin şanlı tarihinde birçok altın sayfa bulunmaktadır. Bunların arasında Çanakkale Zaferi’ni özel yapan, etki ettiği toplumları ve insanları birbirine bu kadar yaklaştırması ve barışın değerini öğretmesidir. İki ülke arasında ortaya çıkan saygı o derece kutsal ve yüce bir nitelik kazanmıştır ki, ülkemiz topraklarında ölen Anzakları, Türk halkı bağrına basmış ve kendi evladı saymıştır. Bu çerçevede, her sene 24-25 Nisan günlerinde ‘’Çanakkale Kara Savaşları’nın Yıldönümünü Anma Törenlerine’’ Avustralya hükümeti üst düzeyde katılım sağlamaktadır. Keza bu sene, anılan törenlere Avustralya Dışişleri Bakanı Stephen Smith katılacaktır. Dost ülke Avustralya’nın söz konusu törenlerde üst düzeyde temsil edilmesinden memnuniyet duyuyor, bu yaklaşımın bugüne kadar olduğu gibi bundan böylede devam etmesini ümit ediyoruz.

Paylaştığımız evrensel değerler ve tarihi bağlar, iki ülke arasındaki işbirliği ve dostluk ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Özellikle son beş yıldır karşılıklı gerçekleştire geldiğimiz üst düzey ziyaretler ikili ilişkilerimizin hızla gelişmesine katkıda bulunarak ekonomik ve ticari ilişkilerimize ivme kazandırmıştır.’’

Bu açıklamanın hemen sonrasında, hak deyimi ile daha mürekkebi kurumadan gelen ikinci BELGEYİDE birlikte okuyalım.

‘’Dışişleri Bakanlığı No: 65 07 Mayıs 2009
AVUSTRALYA’nın ALTI EYALETİNDEN BİRİ OLAN GÜNEY AVUSTRALYA’nın PARLAMENTOSU’nun ALDIĞI KARAR HK.
Avustralya’nın altı eyaletinden biri olan Güney Avustralya’nın Parlamentosu, Alt ve Üst Kanatlarında Nisan ayında, 1915-1923 yılları arasında Ermeni, Pontus, Süryani ve Küçük Asya’da ki diğer azınlıklarla ilgili olayları soykırım olarak tanımlamayı da içeren kararlar kabul etmiştir. Bu kararları esefle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz.

Türk halkı asırlar boyunca Ermeni, Pontus, Süryani ve Küçük Asya’daki diğer azınlıklara aynı topraklar üzerinde karşı hoşgörü ve barış içinde yaşamış olup bu halklara karşı insanlık dışı hiçbir girişimde bulunmamıştır.

Birinci Dünya Savaşı koşullarında cereyan eden ve Türklerle Ermenilerin büyük acılar çekmesine yol açan olayların çarpıtılarak, tek taraflı bir yaklaşımla soykırım olarak nitelendirilmesi ileri derecede sorumsuz bir davranıştır. Avustralyalı yerel politikacıların, kin ve nefret duygularıyla, hatta ırkçı bir anlayışla tarihi gerçekleri tahrif ederek insanları kandırma yeteneğine erişmiş propaganda uzmanı Ermeni ve Rum lobilerinin baskısına boyun eğdiği üzüntüyle müşahade edilmiştir.

Tarihi olaylar hakkında en sağlıklı kararın tarihçiler tarafından verilebileceği gerçeğinden hareketle Türkiye, Ermenistan’a Türk, Ermeni ve üçüncü ülke tarihçilerinin katılımıyla bilimsel ve nesnel çalışmalar gerçekleştirecek bir ‘’Ortak Tarih Komisyonu’’ oluşturulmasını önermiştir.

Güney Avustralya’nın eyalet parlamentosunun ortak tarih komisyonu önerimizi desteklemek yerine, 1915 olayları hakkında tahrif edilmiş bilgilere dayalı bir karar alması Türk halkını üzmüştür. Söz konusu Eyalet Parlamentosu’nun bu davranışı, Türk ve Avustralya halkları arasında Çanakkale Kara Savaşları sonrasında gelişen derin dostluk duyguları ile de çelişmektedir.

Türkiye-Avustralya ikili ilişkilerinin ruhuna aykırı olan bu tutum ülkemizde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.’’

Belge istemek, belge sorun demek başka şey, topluma önce farklı mesajları verip, sonra farklı davranışlarda bulunmak bambaşka bir şeydir. Hayallerimi değil hükümet cenahının yaydığı bilgilere ve de BELGELERE dayanarak yazıyorum.

Neden SÖZDE SOYKIRIM değil de, 1915 olayları diyoruz..? Küçük Asya’da ki diğer azınlıklar kim..?
Bu kadar TUTARSIZLIĞINIZI, pardon..NORMALLEŞMEYİ ..! başka nasıl anlatsam ki…?


KAYNAK : Dışişleri Bakanlığı
www.tümgazeteler.com.
Başbakanın Bursa İl Kongresi Konuşması

 

 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön