ERMENİ PROTOKOLLERİNİN GÖLGESİ

13 Temmuz 2010


Hamas ve Hamaset başlığı altında yazdıklarımla Haziran 2010’ un ilk yarısına kadar yaşananları, bir bölümü ile sizlere aktarmaya çalışmıştım. Geldiğimiz noktada ne Hamas ne de Gazze kaldı. Başbakan Erdoğan bu konu da pek konuşmazken, Dışişleri bakanı Davutoğlu numaraladığı şartları tekrarlayarak, öncelikle İsrail’den bir özür bekliyor.

Üzülerek izliyoruz ki; dış politikada bütün çizgiler sıfır problemsizlik denklemiyle, maalesef sıfır sonuç veriyor. Herhalde matematik kurallarına uyuluyor! Amerika, AB, Birleşmiş Milletler kısacası bütün dünya hani İsrail’i dışlamıştı! Hani İsrail yalnızlığa mahkûm edilmişti!

Öyle olsa, ABD Başkanı Barack Obama, İsrail Başbakanı Benjamin Netayanhu ile görüştükten sonra; ‘’ABD İsrail’den güvenliğini tehlikeye atacak bir adım istemez’’ demezdi.

Brüksel’de 2,5 saat süren Binyamin Ben-Elizer’le yapılan gizli görüşme, Barack Obama’nın, İsrail yöneticilerinin ve diğer açıklamaları bir tarafa, bizim Dışişleri Bakanımızın yaptığı açıklamaları diğer tarafa yazdığımızda ne düşüne biliyoruz.

Diğer tarafta AB bir başlık daha açıyoruz diyor. Türkiye’nin bir bölgesi terör tehdidi, İran, İsrail en sıcak gündem iken; Barack Obama, ‘’Türkiye tam üye olarak Avrupa’da yer almalıdır’’, İngiltere Dışişleri Bakanı Williams Hague, ‘’AB Türkiye’yi reddederse büyük bir hata yapmış olur’’ diyor.

Bu süreçte, acaba bizim bilmediğimiz AB’liğinden ret edilme konusu mu gündeme geliyor ki, bu tür açıklamalar yapılıyor. Yoksa umutsuz bir beklentinin sıcaklığını temin için bir rica, bir tavassutun sonucunu mu izliyoruz.

Emekli Büyükelçiler, ‘’ Dış politika uzun soluklu ciddi bir iştir. Bilgi, birikim, öngörü, soğukkanlı analiz yeteneği gerektiren ciddi bir uğraştır. Hükmünü, soğukkanlı bir yaklaşımla, bir satranç oyununun incelikleri ve stratejik derinliği ile geçmişi dikkate alan ve aynı zamanda geleceği hesaplayan bir perspektiften verir’’ diyorlar.

Bu perspektifi kim görecek, kim anlayacak.


AKP hükümetinin, dış politika zikzakları, iç politikada da içinde ne olduğu bir türlü açıklanmaya açılım adlı bir serüvenle devam etmiyor mu? Güneydoğu Anadolu’dan gelen ŞEHİTLER, basılan karakollar, susmayan ‘’uzun namlulu’’ silah sesleri. T.B.M.M.’ne kadar ulaşan, dağda ki terörün taraftarlığı. Diyarbakır ‘da bir isyankârı anma toplantıları. Bunları söylemek ve yazmak o kadar acı ki.

Ne oldu? Biz bunları neden yaşıyoruz?

Dışişleri Bakanlığında Ermeni kompartımanının nedense bir süredir kapalı olan kapıları, herhalde hafif, hafif aralanıyor. Ne oldu o protokoller. Van’a Eylül ayında beş bin Ermeni gelecekmiş. Vanlı yurttaşlarımız atalarını katleden, eski Van’ı yakarak harabeye çeviren, Ermenilerin torunlarını evlerinde ağırlamaya hazırlanıyormuş.

Peki, siz beş yüz Türk vatandaşının birlikte hiç Erivan’a gittiğini duydunuz mu?

Ermeni Protokollerinin imzalandığı ülkede çekilen fotoğrafı kaçımız hatırlıyoruz. Davutoğlu, Nalbandyan, Michelie Calm Rey, Sergey Lavrov, Hillary Clinton, Bernard Koucchner, Samuel Zbogar ve Javier Solana. Bu görevlilerin, bu ülkelerin Türkiye-Ermenistan ilişkileri konusunda imza töreninden bu güne kadar neler söylediklerini, Ermenistan yetkilileri ile neler konuştuklarını kaçımız biliyoruz.

En son, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Erivan ziyaretinde, soykırım anıtını ziyaret etmesini nasıl ve nereye not etmiş olabiliriz.

Clinton, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Minsk Grubu eş başkanlarının yaptığı toplantıda, işgal altındaki yedi rayondan sadece beşinin ‘’koşulsuz’’Azerbaycan’a iade edileceği açıklanmış. Lâçin ve Kelbecer neden yok.

Clinton, Serj Sarkisyan’la neler konuştu.

Almanya, Arjantin, ABD, Avustralya, Avusturya, Bulgaristan, Belçika, Brezilya, Etiyopya, Ermenistan, Fransa, Gürcistan, Güney Kıbrıs, İsviçre, İsrail, İngiltere, İran, İtalya, Hindistan, Hollanda, Lübnan, Kanada, Mısır, Polonya, Suriye, Şili, Uruguay, Ukrayna, Venezüella ve Yunanistan’da Ermeniler tarafından yaptırılan sözde soykırım anıtlarının sayısından hangimizin haberi var.
Acaba ÜLKEMİN Başbakanı ve Dışişleri Bakanı biliyorlar mı? Bunlar için ne yaptık? Ne yapabiliyoruz?

Ermenistan hangi iftira ve iddiasından vazgeçti. Bakanlık, Kars Valiliğine sınırın açılması ile ilgili çalışmaların hangi sürede tamamlanacağını sordu mu, sormadı mı?

‘’Dış politika, öyle günü kurtarmaya yönelik kendisiyle çelişki içinde ‘perakende’ açılımlarla, üç-beş yabancı sözcüğü yerli yersiz kullanmakla, diplomatlara karşı küçük düşürücü ifadelerle yürütülmez. Yürütülmeye kalkışılırsa bedeli ağır olur. İşin acı tarafı, bu bedeli de sadece bu hesapsız, kitapsız, yüzeysel tutumları benimseyenler değil, tüm ulusumuz öder’’ diyor akil adamlar.

AKP İktidarı da, doksan gün sonrasında referandum, daha mı, yüz doksan gün sonrada seçim için gerilimi artırmak, inatla açılımın ne olduğunu açıklamadan, ülkeyi germek için düğmeye bastı.

Bizler ise, kişisel beklentilerimiz doğrultusunda sessiz ve de tepkisiz sadece seyrediyoruz.
‘’Durmak yok’’ sessizliğe ve tepkisizliğe devam! Böyle bir ANAYASA değişikliğine ise HAYIR.
 

 

 

 

 

 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön