ŞEHİT ALBAY SUAT KARADAĞ'A

09 Ağustos 2010


P.ALB.
SUAT KARADAĞ
4. KOMANDO TUGAYI
PİYADE ALAY KOMUTANLIĞI



TUNCELİ


Sevgili Suat;
Hınzırlık olsun, diyerek, önce görevli olduğun adresi başlığa taşıdım.

P.Alb. Suat Karadağ
4. Komando Tugayı
Şehit Albay Suat Karadağ Kışlası

Tunceli’ de (MUKİM Dİ) diye yazsam daha mı doğru olurdu dedim; hala anlamayanların varlığını düşünerek,

EDİRNE KAPI ŞEHİTLİĞİ – İSTANBUL şeklinde yazmağa karar verdim.

Sevgili Suat,
Şahadet mertebesine ulaştığın o günü, anmaya az bir süre kaldı. 16 Eylül 1994 den bu güne vedalaştığımızın üzerinden tam on altı yıl geçmiş. Taşınan fotoğrafına bakarken belki ‘’KÖR’’ belki ‘’PİK’’ belki bir daha ‘’RÖLANS’’ diyeceğini bekliyordum. Sense, Peygamberlik mertebesinden sonra ki, en yüce makama gidiyordun.

Senede bir-kaç gün görüşmek varken, bu kadar zamandan sonra nereden çıktı mektup yazmak deme sakın. Kutsal bildiğimiz, uğruna senin CANINI verdiğin, bu CENNET VATAN’DA hiç de güzel şeyler olmuyor. Üzüleceğini bildiğim halde, maalesef yaşadıklarımızı yazmak durumundayım.

Senden sonra, Dursun da kalp krizi geçirerek o taraflara geldi. Bize ben gidiyorum, Allahaısmarladık bile demedi veya diyemedi. Belki siz orada görüşüyorsunuzdur. Ona biraz göz-kulak ol. Sitem ettiğimi söylemeyi de sakın unutma!

Erzincan’a gelince; Derler ya ne sen sor, ne de ben söyleyeyim. Sadece Sarıkaya Yaylasında olanları anlatsam kanın donar. Gel gör ki, hükümet güçlerinin bir şey yapamadığı bir yana, şehir merkezinde yaşayanların ne olduğundan haber dahi yok.

Anlayacağın, Erzincan merkezi güllük gülistanlık gösterilirken, yaylalar gasp ediliyor, teröristler belirli aralıklarla merkeze yakın noktalarda hala eylem yapabiliyor. İktidar, Bakan, Milletvekili ve partilileri, Erzincan da güzel şeyler olacak diye halka bunları anlatmadan, bir takım istihdama yönelik işler yapmağa çabalarken, Kelkitli, Bayburtlu, Pülümürlü, Diyarbakırlı, Ağrılı, hemşerilerimizle (!) şimdilik Erzincanlı kardeş kardeş yaşamaya devam ediyor.

Sevgili Suat,

Buradan sonra yazacaklarımın seni inciteceğini, üzeceğini biliyorum. Peşinen beni, bizi lütfen af et. Olanları önlemeye kalemimiz, elimiz ve dilimiz maalesef yetmiyor. Senin tamam dediğin operasyonlar ne oldu. Pervari de ne işin vardı. O gün Pülümür’e niye gitmiştin. O helikopter neden düşmüştü Tunceli’de. Yerinden kalkıp ‘’güzel şeyler olacak’’ diyenlere bir anlatsana.

Evet, Sevgili Suat;
O Tunceli de sekiz yıldır, Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılıyor. Bu yıl da 31 Temmuz–3 Ağustos 2010 tarihleri arasında yapıldı. Buraya kadar bir şey yok.

Şimdi sıkı dur. Dört gün süren festival Seyit Rıza, Ahmet Arif, Hrant Dink ve Mehmet Uzun’a adandı. Bitmedi ve ora da kalınmayarak, KIŞLA meydanına vatan haini Seyit Rıza’nın heykeli dikildi. Seyit Rıza parkının açılışı yapıldı.

O meydanda ki KIŞLANIN adını ne koymuşlar dı biliyor mu sun. Söylüyorum;

ŞEHİT ALBAY SUAT KARADAĞ KIŞLASI

İşte Türkiye, muktedir olamayan bir iktidar tarafından bu günlere getirildi. Lanet olacak PKK terör örgütünün melanet dolu hareketlerini güya önlemeye çalışanlar, açılım diye diye, vatan hainin heykelinin dikilmesine sessiz kaldılar.

Sen şimdi bir de açılım ne demek diye soracaksın. Merak etme ‘’pas’’ geçmeyeceğim.

2002 Yılında iktidara bir parti geldi. Adını AKEPE koydular. Meraklı Melahat gibi, her şeyin altından girip üstünden çıktılar. Kırıp dökmedikleri tek bir kurum kalmadı. Paramızla bile oynayarak, millete cambaza bak derken, senin bildiğin yirmi liralıklarımız iki yüz liralıklar olu verdi. Hala kimse neyin, nasıl olduğunun farkında değil. Bunu yapan başbakan bile her konuşmasında bir yeni bir eski değeri söylemek durumunda kalıyor.

Söz konusu bu iktidar hükümette görevli olduğu altıncı yılın sonunda, kısacası geçen yıl bu günlerde, Kürtçülük ve terörü önlemek adına AÇILIM diye bir proje sundu. Ancak bu projenin içeriğinde neler olduğunu topluma açıklayamadı. Sonra her kesime dönerek alçımın içini siz doldurun dedi. Vellhasılı kimse bundan da bir şey anlayamadı. Her gün bir-kaç ŞEHİT uğurluyoruz, sadece bu nedenle.

Bütün bunların öncesinde ve sonrasında, hukukun siyasallaştığı kanaati toplumda hâkim oldu. İnanır mısın, oturduk, tutuklanan general ve subayların dışında, general ve subaylar başka bir konuda tutuklanacak-tutuklanmayacak diye bekliyoruz. Sakın şaşırma, general ve subaylar da tutuklanır deme.

Hele bir YAŞ izledik ki, anlatmak bile ayrı bir yetenek ister. Hukukçunun yakalayın dediği orgeneral, Başbakan ve kurul üyeleriyle aynı masada. Cumhurbaşkanının verdiği yemekte ise birlikteler. Böyle bir garabet işte. Neyse bu bilmeceyi anlatmakla bitiremem. Biz tekrar şu açılıma gelecek olursak;

Herhalde, Munzur Kültür ve Doğa etkinliğini yapanlar, başbakanı çok iyi anlamış olacaklar ki; AÇILIMIN içini doldurmak üzere, PKK’nın dümen suyunda giden bir belediye başkanı

‘’demokratik müreffeh bir Türkiye nasıl olacak? Özerk Doğu Karadeniz olacak. Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Demokratik Türkiye Özerk Kürdistan olacak ‘’ ‘’TBMM var olmaya kesinlikle devam edecektir. Asla buna itiraz yok. İstiklal Marşı Türkiye de okunmaya devam edecektir. Buna hiçbir itiraz yok. Türk Bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir. Buna da hiçbir itirazımız yok, ama bununla birlikte her bölgede bölgesel parlamento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de Kürdistan bölgesel parlamentosu olacaktır. Türk Bayrağının yanında, Türkiye Bayrağının yanında benim dedelerimin, hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri, bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk Bayrağımızla, sarı-kırmızı-yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur.’’ diye açık açık söyledi.

Başbakan açılımın içini doldurun dedi, PKK yanlıları da böylece doldurdular.

Yetmedi, bir vatan HAİNİNİN heykelini, SENİN ŞEHİT olduğun yere diktiler.

Maalesef hepimiz sustuk. Neylersin ki ‘’böyle başa böyle tarak’’

Bitmedi Canım Kardeşim;

Bu hükümet Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesini kuru inadı nedeniyle TBMM’den çıkarmasını beceremedi. Şimdi yaz sıcağında Türkiye’yi ayrıştırarak Anayasa maddelerini referanduma götürüyor. Anayasa değişikliğinin 12 Eylül 1980 le hiçbir ilgisi olmamasına rağmen, savunmak için başka delil bulamayan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül’ün arkasına sığınıyor.

MHP’lilere bilsen ne methiyeler düzüyor. Bunu yaparken içine düştüğü çelişki doğrusunu istersen bir başbakana hiç yakışmıyor. Bir gün 12 Eylül sonrası idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu’nun yazdığı mektubun işine gelen bölümlerini okuyarak timsah gözyaşları döküyor. Bir gün, CHP-MHP-BDP-YARSAV terör örgütü PKK hepsi bir arada şer odağıdır, demekte. Cemaat ve ümmet zihniyetinden beslenenlerin, tutunacağı, ne milli bir kahramanı, ne milli bir önderi, ne de demokrasi şehidi olmadığı için, daha doğrusu bu topraklar uğruna vermiş oldukları hiçbir şey olmadığı için MHP’lileri kardeş ilan etme riyakârlığını gösteriyor.

Bunu sadece başbakan yapmıyor. Mesela Erzincan’da kendini şair, yazar gazeteci ilan eden bir zat Rahmetli Mihrali Aksu’ ile olan eski arkadaşlığını, ölüm yıldönümü nedeniyle timsah gözyaşları içinde anlattıktan sonra, sıkılmadan Onun Ruhu’nu sızlatacak şekilde referandum da evet denmesi gerektiği aymazlığına düşüyor.

Bu insanlar gerçek ERZİNCAN aklına sahip olsaydılar, menfaatlerini bir kenara koyarak, siyasi istismara girişmeden, bir SOKAĞA, Bir MEYDANA MİHRALİ AKSU, bir SOKAĞA, bir MEYDANA ŞEHİT ALBAY SUAT KARADAĞ ismini verirlerdi. Şehit’e, ölene saygı, ahde-vefa böyle olmalıydı.

İslam’da olmayanı uygulayarak, bazılarını putlaştıranlar, zerre kadar dinden imandan nasiplenmiş olsalardı, Erzincan’ın manevi hazinesi olan bir kabristanın hemen karşısına beton santralini kurmaz, anamızın, babamızın mezarlarının üzerine çimento tozunu, menfaatleri doğrultusunda yağdırmazlardı. Kendisine saygısı olmayanların, hiç değilse ölülerimize saygı göstermelerini beklemek hakkımız değil mi?

Dünya da, imanın kimlerde olmadığı, paranın kimlerde olduğu herhalde, hiç bu kadar aleni olmamıştır.


Bir iktidar düşün ki; Anadolu neresi, Anadolu’da Doğu Anadolu’nun yeri neresi bilmiyor. PKK’lı diyemiyor. Kürt diyemiyor. Doğu Kökenliler diyor. Kürtçüleri kast ederken. Söyler misin, Erzincanlı, Erzurumlu, Ağrılı ve diğer bütün illerdekiler, acaba BİZLER nere kökenli oluyoruz. Bu iktidarın TÜRK fobisi olduğunu söylemek herhalde yanlış olmayacaktır.

Bütün bu olanlardan sonra; ‘’durmak yok’’ sessizliğe ve tepkisizliğe devam! Böyle bir ANAYASA değişikliğine ise HAYIR.

Seni çok üzdüğümün farkındayım. Ne olursun af et. Senden özür diliyorum.

Çamlık’da birlikte olduğumuz o masa da bir başıma düşünüyorum.

Sevgili Suat; sahi sen Tunceli’de ne uğruna ŞEHİT olmuştun?

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön