KÜLTÜR KÜLTÜRSÜZLÜK ve KEMAH

27 Şubat 2006


24 Şubat 2006 Tarihin de Ulusal Kanallarımızdan TGRT de, Kemah Kaymakamlığı, Kemah Belediye Başkanlığı ve Kemah Derneği (Mrk.İst.da) sözde Kemah ve Kemah Kültürünü yansıtan bir program yaptılar.Program da ekrana yansıyan tek Kemah karesi hamur açan hanımefendiler ve onların tülbent bağlama şekilleriydi. Kemahlı olmadıklarını söyleyenleri bırakın, Kemahlı olduğunu ifade eden sanatçı dahi, sahne kıyafetiyle Kemahlı olamazdı.

İzlediğimiz program da Kemah yoktu. Kemah kültürü yoktu. Kemah kültürünü bilmeyen bir avuç kültürsüz insan ve kültürsüzlük vardı. Yapılanların tamamı Kemah’a ve Kemahlıya hakaretti. Kemah’ı Kemah Kültürünü ve Kemahlıları tanıyan biri olarak bu rezilliği sergileyenlerin tümünü ve program yapımcısını kınıyorum. Onların adına mazeret bulmaya çalışıyorum, bulamıyorum. Sonra, düşünüyorum….. Bu insanların sığınabilecekleri tek-bir mazeret olabilir, diyorum. Bu kültürsüzlüğün nedeni, kendi köylerini dahi tanımadan belki de Kemah ve Erzincan’ı hiç görmeden İstanbul’a gelmiş olmalarıdır. O nu başka pencereden düşünmeye çalışıyorum. Aklıma başka bir şey gelmiyor. Bir yerde kütle kültürü olabilir mi diyorum, o da yerini bulmuyor. Kültürsüzlükten başka bir şey kalmıyor. Peki bu insanlara bu hakkı kim veriyor, bunun sorumlusu kim ve kimler olacak….? Yapılan bu yanlışlık, zihinlere kazınan yanlışlıklar nasıl düzeltilecek. Bilmiyorum.

Bu programın hazırlanışında, sadece 4-5 Kemahlının, bilgisine başvurulmuş olsaydı böyle bir rezillik yaşanmazdı. Bu konuları bilen sayısız insan halen hayattadır. Bu KÜLTÜRLÜ insanları, Erzincan da, Kemah da ve İstanbul da her zaman bulmanız mümkündür.Mesela ben sizlere sadece İstanbul’dan birkaç isim vereyim. Mehmet Koçyiğit, Süleyman Payalan, A. Turan Akaya, Aşkın Köprücüoğlu, Kazım Kolak ve Cevdet Bayram. Bu insanların bir kaçına baş vurmak, bilgi almak , o kadar mı zordu. Sordunuz da cevap mı vermediler. Ayıp, ayıp….Boşa denmemiş ; Bilmemek değil, öğrenmemek ayıpmış.

Bazılarının öğrenmesi için, KÜLTÜR ve KÜLTÜRSÜZLÜK ne demekmiş bir bakalım. Prf.Dr. Muharrem Ergin ‘’ Türkiye’nin Bugünkü Meseleleri’’ isimli eserin de, KÜLTÜRÜ ; ‘’ Bir topluluğu, bir cemiyeti, bir milleti, millet yapan, onu diğer milletlerden farklı kılan, hayat tezahürlerinin bütünüdür. ‘’ şeklinde tarif etmektedir. Sayın Ergin, yine aynı eserinde ‘’Kültürü, cemiyetlerin doğuşu ile beraber birer ikişer var olan ve gittikçe dallanıp budaklanan nesneler’’ olarak da anlatmış ve devamla, ‘’ İptidai cemiyetlerden itibaren, bütün insan cemiyetlerinde daima bu unsurlar sosyal şekillenmeye az veya çok istikamet veren değerler olarak görüle geldiğini’’ de ifade etmiştir.

Diğer bir tarafta, Mehmet Bayraktar ‘’ Kültürel Yönleri ile Anam Babam Erzincan’’ isimli eserinde ;
1 - KÜLTÜR ; Kişiden, kişiye aktarılan, öğrenilmiş bir hayat tarzıdır.
2 - KÜLTÜR ; Milletten, millete farklı bir yapıya sahiptir.
3 - KÜLTÜR ; Irkla değil, eğitim ve öğretimle kazanılan sosyal bir mirastır.
4 - KÜLTÜR ; Bir toplumun üyelerince paylaşılan ortak bir sosyal vakıadır.
5 - KÜLTÜR ; İnsanın ne şekilde hareket etmesini ortaya koyan sosyal bir olgudur.
6 - KÜLTÜR ; Zaman ve mekan içinde değişikliğe uğramaktadır.

Sayın Bayraktar aynı eserinde devamla ‘’ Toplumun fertlerini bir arada tutan KÜLTÜR ; birçok alt unsurdan meydana gelmiştir. Bunlar, Dil, Din, Örf- adet ve an’aneler, Eğitim, Sanat, Hayat felsefesi, Tarih ‘’ olarak da sıralamaktadır. Her önüne gelenin, bilmediği konular da olur olmaz işler yapmasını önlemek amacıyla, birazda sözlüklere, ansiklopedilere bakalım.

Ş. Sami’ nin KAMUS-İ TÜRK-İ eserinde,
KÜLTÜR ; 1. Bir milletin maddi ve manevi varlıklarının, değerlerinin bütünü. Fikir, sanat , adet ve gelenekleri, bütünüyle yaşayış ve davranış şekli. (Eşanl.hars) 2. Bir milletin düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. 3. Bir kimsenin bilgi, terbiye, alışkanlık, zevk vb. bakımlardan gelişmiş olma hali. 4. Bir kimsenin kazandığı umumi bilgi.
KÜLTÜREL ; Kültüre ait, kültürle ilgili.
KÜLTÜRLÜ ; Kültürü olan,bilgi, terbiye, zevk vb. bakımlardan gelişmiş olan.
KÜLTÜRSÜZ ; Kültürlü olmayan, kültürel nitelikleri bulunmayan
KÜLTÜRSÜZLÜK ; Kültürsüz olma hali.
Meydan Larousse’ de ise,
KÜLTÜR : Bir toplum da geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü duygu, düşünce, dil, sanat, yaşayış unsurlarının tümü, medeniyet. Şeklinde ifade ediliyor.

Cumhuriyetin 50. Yılında Erzincan İl Yıllığın da ( 1973) Genel Kültür Durumu : Başlığı altında da; ‘’ Kemah, bir çok yönleriyle merkez ilçeye benzer. Ancak, yerleşme şekillerine ve mutfak araçlarına Kemah halkı daha çok önem verir. Halka ait her evde porselen tabak bulunması, evlerinin tabanını kendilerine özgü bir şekilde toprağı döverek yapmaları (möhre) bu kasabanın çok eski devirlerde bir KÜLTÜR merkezi olduğunu düşündürür. Kemah civarında tarihi eserlerin çok olması da görüşümüzü doğrular. Erzincan’ın birçok yerinde kızlar, başlık tabir edilen para karşılığı evlendirildiği halde Kemah’ta bu durum yoktur.’’

Bunlara ilave edilecek Kemah’ın o kadar çok KÜLTÜREL değeri var ki, Dil, oyunlar, türküler, halaylar, yemekler, düğünler gibi.Yine, bugün modern evlerde gördüğümüz ebeveyn banyoları, Kemah’ da hep var olmuştur. Bunlar özenle sedirlerin içine gizlenmiş şekilde yapılır, hiçbir zaman orada bulunduğunu anlayamazdınız. Bu bir terbiye, bu bir zevk bu kısacası bir KÜLTÜR örneğidir. Kemah KÜLTÜRÜ ile ilgili o kadar çok yazılacak konu olduğu gibi, burada sayamayacağımız kadar da çok eser vardır.

Başa dönersek; Tarihi, coğrafyası, KÜLTÜRÜ, insanı ile TÜRKİYE de Kemah’ın ve Kemahlının gerçekten kıskanılacak bir yeri vardır. Ancak, ilgili televizyon kuruluşunda görevli program yapımcısı, Kemah’ın yöneticileri, sözde Kemah’ın değerlerini savunduğunu ve yaşattığını öne süren sivil toplum örgütleri, yöre sanatçısı olduklarını iddia eden sanatçılar KÜLTÜRSÜZ olduktan sonra, buna Kemah ne yapsın, Kemahlı ne yapsın, Kemah KÜLTÜRÜ ne yapsın. Söylermisiniz, nerede maddi ve manevi değer, nerede fikir, sanat, adet ve gelenekler. Nerede bilgi, terbiye, zevk. Nerede dil ve düşünce. Nerede bunların tümüne sahip insanlar. Bırakın artık kendi adınıza şovu, bırakın vitrinlere, hem de beceriksizce oynamayı, bırakın artık Kemah üzerinden kendi reklamınızı yapmayı. Dahası, Kemah’ın yakasını bırakın. Sizi Kemah ve Kemah Kültürü, adına, KÜLTÜRSÜZLÜĞÜNÜZÜ tekrar kınıyorum.

Bu arada, Erzincan’ın tümünü temsil ettiklerini iddia eden sivil toplum örgütlerimizde, şayet KÜLTÜRDEN haberdar iseler, ki, olduklarına inanıyorum, bu tür programlara müdahale etmeli, yol göstermeli, bilgi aktarmalı, kaynakları işaret etmeli, sonucunda, bir köyümüzün, bir ilçemizin nede Erzincan’ı küçük düşürecek etkinliklere izin vermemelidirler.

Her ne kadar, konumuzla ilgili olmasa da, yazımı,rahmetli arkadaşım Yunus Nadi Akın’ın ‘’Geçmişten Cumhuriyete Unutulmayan Erzincanlılar’’ isimli eserindeki şu bölümle bitirelim. ‘’ Kemah ilçe merkezinde bulunan ve Gülabi Bey adıyla bilinen caminin kuzey cephe duvarındaki kitabede şu satırlar okunmaktadır. (Türkçesi) Eşsiz bir güzelliğe sahip, evliyalar diyarı olan Kemah beldesini unutanlar (unutan gençler kendilerine) zulmedip küçülmüşlerdir. Allah (C. C. )’ın , Meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerne olsun. Onu (H 870 ) te yazdı. (yazdırdı) ‘’ Muhatabına ithaf olunur. (Y.N. Akın)

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön