İSYANLAR ve KÜRTÇÜLER

31 Aralık 2015


Dün de bugün de bakıldığında görülecektir ki; her daim Kürtçü terörün arkasında ve devamında emperyalist güçler vardır. Geçmişte, Osmanlının Hristiyan ve Kürt tebaasını, imparatorluğun parçalanması yönünde, o güçler teşvik etmiş desteklemişlerdir. Kimlerin kimleri bu yönde teşvik ettiği de Ermenilerin ve Kürtlerin burada aldığı roller de dün olduğu gibi, bugün de tüm açıklığı ile bilinmektedir.

Düne dönüp bakmak zahmetinde bulunacaklar; 1806, 1820, 1833, 1838, 1842, 1843, 1855, 1878, 1880, 1881, 1885, 1887, 1889, 1890, 1892, 1894, 1895, 1896, 1904, 1905, 1908, 1909, 1915, 1918, 1919, 1920, 1921, 1924, 1925, 1926, 1927, 1929, 1930, 1931, 1937 yılların da Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kimlerin isyan ettiğini, bu isyanlar da Ermeni ve Kürtlerin zaman, zaman işbirliği içinde olduklarını ayrı ayrı görmüş olacaklardır. Bugün ki gibi görememek ise hastalığın başkaca bir boyutudur. Bu isyanların bazıları kısmen bağımsızlık taleplerinden, bazıları ise, kışkırtan güçlerin Anadolu üzerin de ki emellerini desteklemeye yönelikti. Haksız da olsalar; İngiliz, Yunan, Rus, Sırp, Romen, Bulgar, Arnavut, Makedon, İtalyan, Fransız, Libya (Senusiler) ve Arapları hadi bir noktaya kadar anlaya bilirdiniz ama Ermenilerin, özellikle Kürtlerin yaptığını, bugün de o gün de anlamakta oldukça zorlanırdınız, zorlanıyoruz.

Söz konusu isyan hareketleri ve isyanları gerçekleştirenler, ne yazık ki o gün de, bugün ki gibi SÖZDE BARIŞ tan dem vuruyorlardı. Özellikle Ermenilerin Marksist ideolojiden beslenen hareketlerinin sonucunda, Sosyalist ve bağımsız bir Ermeni devleti kurma kararlılıkları vardı! Şimdi terörist Kürtçülerin hedefledikleri gibi! Ne sihirli bir kelime imiş şu BARIŞ!

Bu sahte barış, nasıl barış ise, İmparatorluğa ve Cumhuriyete başkaldıranlar kendi aralarında da çatışmaktan kaçınmıyorlardı. Sason da, Talori de Ermeniler ile Kürtlerin çatışması gibi.

Kürtçülüğün getirildiği nokta da, pek dikkat edilmeyen husus ise, her daim başka güçlerce kullanılmaya teşne olanların, yarın da mezhep farklılıkları, aşiret menfaatleri üzerinden, önce kendi içlerinde sonra dışa karşı tekrar çatışacak olmaları ve çatışmaların da hiç bitmeyeceğidir. Bunu da en çok İsrail-Rusya ve ABD destekleyecektir.

Kürtçüler görüldüğü gibi bunu ilk defa yapmıyorlar. Bu noktaya gelişin, Devlet dediğimiz organı yöneten hükümetin, işleyen çarkın dişlilerini kırmasında yönetme eksikliğini görmemiz de gerekiyor. Nereden çıktı, çözüm? Nereden çıktı “artık analar ağlamasın” lafı? Son on beş yılda, bütün bunların yaşanması için ne değişti? Şayet kaşınan mesele Kürtçülük değil de Kürtlük ise, tüm Anadolu’ya yayılmış yıllardır beraber yaşadığımız Kürtlerin neden sesi çıkmıyor? Devletin, doksan yıldır uyguladığı eğitim sisteminde hangi Kürt hala TÜRKÇE bilmiyor? Bütün yaşadıklarımızı çok daha uzun uzun yazabiliriz.

Çare, Devlet çarkını döndüren hükümetin T.C. KANUNLARINI ve CUMHURİYET değerlerini eksiksiz uygulamasıdır. Kürtçülerin, söylediklerine kendilerinin de inanmayacağı, özerklikmiş, demokrasiymiş, öz yönetimmiş, bölgesel yerel yönetimmiş, komünmüş, özgün örgütlenme imiş, safsatalarını bir kenara atmak ve ciddiye almamaktır. Hukuk zemininde CUMHURİYETE BAŞKALDIRMANIN cezası ne ise vakit geçirmeksizin uygulanmasıdır.

Kürtçülerin, zamanında ki ağa babalarının ve Ermenilerin benzer talepleri ile bugün ki taleplerinin hiçbir farkı yoktur. Seksen yıl sonra, özellikle 15 yıldır ne değişmiştir? Kürtçülerin kimlerin maşası olduğunu var mı bilen?

Sağduyunun egemen olmasını, 2016 yılının TÜRK MİLLETİ’NE, bütün insanlığa sağlık, barış ve başarı getirmesini diliyorum. Aziz ŞEHİTLERİMİZİN ruhları şad olsun.

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön