''İSTİSNAİ OLUMSUZLUKLAR''

17 Şubat 2010


Yazımın başlığını, Başbakan Erdoğan’ın ifadelerinden aldığımı belirterek başlayalım;

Son yıllarda nedense tarihe olan merakımız bir hayli arttı. Her yerde, tarihin değişik dönemleri konuşulup duruyor. Bu konuşmalara bir de, ‘’hiç tekerrür eder mi’’ ifadelerini kullanarak başlarsanız, sizi hemen tarihi bilen adam yerine oturtuyorlar! Dün yine benzer bir konuşmada, padişahlar anlatırken, ben de, Başbakan Erdoğan’ın her nasıl oldu ise bir gecede AKP’LİLERCE ‘’padişah’’ da ilan edildiğini hatırladım.

İnsan bu, hatırlayamaz mı?

Bir an milletvekillerinin nasıl aday seçildiğini düşündüm. Refah Partisi geleneğinden geçenlerin seçilmesi kadar normal bir davranışın aksini zaten beklememeliydik. Ancak, sözde MHP’Lİ olanların, DYP’LİLERİN, CHP’LİLERİN ve diğerlerinin AKP’DEN nasıl milletvekili adaylığına seçildiklerini, hatta milletvekilliğine seçildikten sonra bakan olduklarının da nasılını anlayamıyordum. Başka anlamadığım bir konu ise, AKP’CE hiç de aynı düşüncede kabul edilmeyen ALEVİ adayların bulunması ve AKP’DEN milletvekili seçilmeleri idi.

Olmaya ki, ‘’padişah’’ parti yetkililerine, belki de milletvekili veya bakanlarından bazılarına,- bana bu farklı insanları bulun- demiş olamaz mı? Bu parti yetkilileri, milletvekilleri, hatta bazı bakanları, hatırlı dostlarının aracılığı ile AKP’CE farklı kimliklere, etnik mensubiyete mensup aday seçileceklere; -sizi aday göstereceğiz, milletvekili seçtireceğiz, ancak siz, bilinen kimliğinizi, siyasi düşüncenizi ortaya koymayacaksınız- demiş olabilirler mi? Hatırlı dostların, bu adayların, verdikleri sözlerine kefil bile olduklarını, bu aday veya adayların hiçbir yanlışlık yapmayacaklarına dair söz aldıklarını, acaba yaşanmamış sayabilir miyiz?

İnsan bu, kefil olamaz mı? Söz veremez mi?

Mesela, bu düşündüklerimizin gerçek olduğunu kabul edelim, kaydettiğiniz, ses kayıtlarını MHP Milletvekili Osman Durmuş’a verseniz, o da T.B.M.M.’NİN bir oturumunda, Başbakan Erdoğan’a; - Padişah olan Başbakan şunları, şunları yapmış mıdır- diye sorsa, acaba Meclis’te nasıl bir gümbürtü çıkar, merak ediyorum.

İnsan bu, hiç merak etmez mi?

Başbakan Erdoğan, Şubat 2010’un ilk günlerinde, hatırlarsınız ‘’ Bizi iktidara TEKEL işçisi getirmedi’’ demişti. İster hafızamızı zorlayalım, ister kaynaklara bakalım. AKP iktidarı acaba tütün yetiştirilen, sigarası fabrikası bulunan bazı illerimizden kaç milletvekili çıkarmış, ne miktarda oy almış beraberce görelim.

Adana 6 Milletvekili, % 36.89
Adıyaman 4 Milletvekili % 65.31
Batman 4 Milletvekili % 46.41
Bitlis 4 Milletvekili % 58.82
Bursa 10 Milletvekili % 50.75
Edirne 4 Milletvekili % 35.83
İzmir 9 Milletvekili % 30.50
Malatya 6 Milletvekili % 66.72
Muş 2 Milletvekili % 38.60
Samsun 6 Milletvekili % 57.90
Tokat 5 Milletvekili % 51.95
Trabzon 6 Milletvekili % 56.76

İlgili, illerde AKP’NİN aldığı bu oy oranlarıyla, iktidara gelmelerinde TEKEL işçilerinin payının olmadığını söylemek ne kadar mümkündür? Söylenen sözü de acaba, ‘’ideolojik’’ tarafına bakmadan mı değerlendirelim.

İnsan bu, düşününce aklına neler geliyor neler!

Üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen, AKP il başkanlarından birisinin, Başbakan Erdoğan’a ‘’ İkinci Peygamberimiz’’ ifadelerine o gün tepki göstermeyenlerin, MHP’Lİ bir milletvekili nin T.B.M.M. de ki ifadeleriyle celallenmek, o günkü il başkanını partiden şimdi ihraç etmek, türban üzerinden ülkeyi germek de, acaba ‘’İstisnai olumsuzluğa’’ girer mi?

İnsan bu, hiç ‘’istisnai olumsuzlukları’’ olamaz mı?

Girer veya girmez de desek, Başbakan Erdoğan’ın, Kur’an-ı Kerim’in ‘’ Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinizin babası değildir. O, ancak Allah’ın rasülü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi çok iyi bilendir.’’ Dediği’ni, ilahi hükmü, bilmediğini, düşüne bilir mi siniz? Manevi dünyamızda ‘’İstisnai olumsuzluğa’’ yer var mı dır?

İnsan bu, düşününce aklına neler geliyor neler!

Başbakan Erdoğan’ın devri iktidarında, ekonomik nedenlerle, ellerine bakmaya mecbur edildiğimiz, çoluk-çocuğumuza; ‘’Avrupa’nın gözleri kör mü?’’ Gaz vermek’’ ‘’Paslaşmak’’ ‘’Sinir uçlarına basmak’’ ‘’yolgeçen hanı’’ ‘’yalama’’ ifadelerinin ne anlama geldiğini zorlanarak biz mi anlatacağız? Yoksa bakın çocuklar, Başbakan, her konu için, bunu da ‘’ Biz düşünürüz’’ diyor, artık siz de bunları -Başbakan’a sorun- mu, diyeceğiz.

İnsan bu, kime, ne soracağına karar veremez mi?


Bakınız, Erzincan’dan uzun bir süredir, hiç alışmadığımız olayları, dinliyor, okuyoruz. Bir türlü kimsenin aklı almıyor. Erzincan’da bir şeyler oluyor. Sonra, düşünüyorum… Düşüncelerim beni alıp, 13 Mart 1992’e götürüyor. O acı dolu günlerin, bu gün Erzincan’ı nereden nereye getirdiğini bulmaya çalışıyorum.

Erzincan spor’un Türkiye Kupa elemelerine katılışını, neredeyse ikinci ligden birinci lige çıkmağa yaklaştığını, sonra nasıl oluyorsa bırakın üçüncü ligi, amatör kümeye düştüğünün nedenlerini arıyorum. Kafam karmakarışık oluyor. Erzincan spor’un amatör kümeye düşmesi ile Erzincan’ın küme düşürülmesi arasında acaba bir irtibat var mı, diye arıyorum. Kendi kendime binlerce soru soruyorum.

İnsan bu, bir şehrin küme düşürüldüğünü soramaz mı?

Esrar, fuhuş, hırsızlık, gasp gibi, hiç duyulmayan ve yaşanmayan suçların manşet manşet yazıldığına ne diyeceğiz, diye soranlara cevap veremiyorum. Erzincan artık tamamen muhafazakâr yaşamaya başlamış ya! Adam gibi yaşamak, adam gibi ibadet etmek değil muhafazakârlıkta ki kastım. 13 Mart 1992 sabahından sonra Erzincan’a üşüşen zihniyet mi? Erzincan’ı bu günlere sürükleyen ve mahveden. Orhan Veli Kanık;

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havalarda istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden,
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti,
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli’nin mısralarından eliniz tutuyorsa, ‘’güzel’i çıkarın bakalım geriye ne kalıyor. İşte beni de bu kötü ve korktuğum havalar, Erzincan’ı da herhalde - YASSI HORATALARI – mahvediyor.

Fotoğrafı büyütünce neler olduğunun, anlaşılmasının hiç de zor olmayacağını görüyorum. Ey akıl, Erzincan’a geri gel demek geçiyor içimden. O şehirde, bir çift laf ederek, olanları mahalli seviyede anlatacak, itidal tavsiye edecek, bir tek, halk, sivil toplum ve siyasi parti önderini arıyorum, maalesef o nu da bulamıyoruz. Erzincan bu kadar olumsuz gündem de iken.
Sonra, Başbakan Erdoğan’ın ‘’İSTİSNAİ OLUMSUZLUKLAR’’ ifadesini hatırlıyorum. Düşünmekten bile vazgeçiyorum.

İnsan bu, düşünmekten vazgeçemez mi?

 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön