HAMAS ve HAMASET

15 Haziran 2010


Gazze için her tarafı ayağa kaldıran AKP iktidarının İsrail ile ilişkilerini sadece dışişleri penceresinde, görünen küçük bir bölümünü perdeleri arayarak gelin birlikte izleyelim.

Öncelikle, UNRWA’nın (BİRLEŞMİŞ MİLLETLER FİLİTİNLİ MÜLTECİLERE YARDIM AJANSI’NIN) sürekli yaptığı yardımların halen devam ettiğini de belirterek;

Nisan 2002,
TÜRK KIZILAY’I Filistin halkına insani yardım götürüyor.
Nisan 2003,
İsrail Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Silvan Shalom Türkiye’ye ziyarette bulunuyor.
Mart 2004,
Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, siyasi istişareler yapmak üzere İsrail’e gidiyor.
Mart 2004,
20 yıl süreli 50 milyon m3 ARITILMIŞ suyun İsrail’e satışı hakkında İSRAİL ile bu hükümet anlaşma imzalıyor.(Bu anlaşma pahalı olduğu gerekçesiyle Nisan 2006 da iptal edildi.)
Ağustos 2004,
Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Konvoy halin de yardım malzemelerini, kara yolu ile Suriye ve Ürdün güzergâhını takip ederek Filistin’e gönderiyor. Bu işlemi ise TÜRK KIZILAY’I gerçekleştiriyor. Hükümet ise 1 milyon ABD doları yardım kararı alıyor.
Mart 2006,
Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Ali Tuygun, siyasi istişareler yapmak üzere İsrail’e gidiyor.
Mayıs 2006,
İsrail Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Türkiye’ye ziyarete geliyor.
Temmuz 2006,
TÜRK KIZILAY’I SEKSEN DÖRT TIR’LA Filistin’e insani yardım yapıyor.
Temmuz 2006,
Türkiye Filistin’e 1 Milyon ABD Doları, insani yardım kararı alıyor.
Ağustos 2006,
Dışişleri Bakanı ABDULLAH GÜL, İsrail ve Filistin’e ziyaretinde, İsrail Başbakanı Ehut Olmert, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Savunma Bakanı Amir Peretz ve Filistin Ulusal Yönetim Başkanı Mahmoud Abbas’la görüşüyor.
Kasım 2006,
TÜRK KIZILAY’I Filistin halkına yardım için bir gemi ile İsrail’in Ashdod Limanına yardım malzemesi götürüyor.
Aralık 2006,
TÜRK KIZILAY’I Filistin halkına yardım için bir gemi ile İsrail’in Ashdod Limanına yardım malzemesi götürüyor.
Ocak 2007,
Türk Dışişleri Bakanlığı, Yahudi Soykırımını anma gününde, İsrail’e gönderdiği mesajın bir bölümünde, ‘’TARİH BOYUNCA TÜRKLER ve YAHUDİLER ARASINDA DAYANIŞMA ve İŞBİRLİĞİNE DAYANAN GÜÇLÜ BAĞLAR MEVCUT OLMUŞTUR. BU GÜÇLÜ İLİŞKİLER HALEN SÜRMEKTEDİR’’ denilmektedir.
Ekim 2007,
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, İsrail’de, İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres, Başbakan Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile görüşüyor.
Kasım 2007,
İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres Türkiye ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’la görüşüyor.
Kasım 2007,
İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres TBMM’de konuşma yapıyor.
Mart 2008,
TÜRK KIZILAY’I DÖRT TIR’LA Gazze’ye insani yardım götürüyor.
Haziran 2008,
Türkiye, Suriye ile İsrail’in barış görüşmelerine aracılık yapıyor.
Temmuz 2008,
Türkiye, Suriye ile İsrail’in barış görüşmelerine aracılık yapıyor.
Şubat 2009,
İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mirzahi’nin yaptığı konuşma hakkında Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklama.
Ekim 2009,
Anadolu Kartalı Tatbikatının uluslar arası bölümü iptal ediliyor.
Ocak 2010,
İsrail ile düzenli olarak yürütülen siyasi istişare toplantılarının 13. sü Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu ile İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yossi Gal, Ankara’da görüşüyorlar.
Ocak 2010,
İsrail’in ‘’Türkiye İsrail’e ahlak dersi verecek son ülkedir’’ açıklaması kınanıyor.
Ocak 2010,
İsrail Dışişleri Bakan yardımcısının Tel Aviv Büyükelçimiz Oğuz Çelikkola’a takındığı tavır kınanıyor.
Mayıs 2010,
İsrail ile düzenli olarak yürütülen siyasi istişare toplantılarının 14.sü Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu ile İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yossi Gal arasında İsrail’de yapılıyor.
Mayıs 2010,
İran’la Nükleer Takas Anlaşması yapılıyor.
Mayıs 2010,
Uluslar arası sularda, Gazze’ye İnsani Yardım götüren Mavi Marmara Gemisine İsrail komandoları kahpece saldırı düzenliyor.
Mayıs 2010,
Çoğunluğu İHH üyesi Türk Vatandaşı olan birçok ülkeden 600’e yakın insan içerisinden dokuz vatandaşımız kalleşçe öldürülüyor.
Mayıs 2010,
Türkiye Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan 32 ülke vatandaşı derken, Dışişleri Bakanlığı Kriz Masası 34 ülke diyor.
Haziran 2010,
Başbakan, HAMAS ve HAMASETLE ülkeyi ayrıştırma boyutuna varan değerlendirmeleri ile ayağa kaldırıyor. Bütün dünyanın bakışları Türkiye üzerinde toplanıyor.
Haziran 2010,
Türk Vatandaşı 9 kişinin ölümüne her insan tepki gösteriyor. Bu tepkilerin insani yönüne yine bütün dünya devletleri katılıyor.
Bunlardan sonra, bir hükümet düşünün ki; İsrail ile her türlü işbirliğini yapacak, o devletin terör örgütünden farksız silahlı güçleri, uluslararası sularda sizin dokuz vatandaşınızı öldürecek. Sonrada eksen kaydıranlar diye yaftalayacaksınız.
‘’Yok, öyle, yirmi beş kuruşa simit’’
İnsana sormazlar mı? AKP olarak vatandaşın dini değerlerini kullanarak oy alacak ve iktidar olacaksınız. Din diyecek, Kur’an-ı Kerim’in A’raf-Bakara-Cumua-En’am-Hac-Maide-Müddesir-Nisa-Nahl-Secde ve Tevbe SURELERİNİN hükümlerine uymayacaksınız.
Sonra da, kalkıp Kur’an ve Tevrat ilmini aldığınızı söyleyeceksiniz.
‘’Yok, öyle, yirmi beş kuruşa simit’’
Bir ilimden bahseden Başbakandan, Hamas, İsrail, Filistin HAMASETİNDE Türkiye insanı, sorduğu hangi sorunun cevabını aldı. Var mı bileniniz.

‘’Kudüs’ün kaderi İstanbul’un kaderinden, Gazze’nin kaderi Ankara’nın kaderinden ayrı değildir.’’ Diyene yine Kur’an-ı Kerim’den KADER ile ilgili sureleri de anlatmak isterim ama kendimi fetva makamı yerine koymuş olurum ki, işte o benim haddim değil. Ancak KADERİ söyleyenlerde en az buna uymalıdırlar. Uymamak ve bütün bunlar ne büyük çelişki!

Mavi Marmara Gemisinde, yaşanan VAHŞET, AKP iktidarının sıfır problemli dış politikalarının sonucu mu dur. Yoksa İsrail ile bugüne kadar sürdürülen on dört siyasi istişarenin ürünümüdür.
Dışişleri Komisyon Başkanının İsrailli muhatapları ile olay öncesinde gerçekleştirdiği görüşmelere mi bağlamalıyız.
Sekiz yılın sonunda ARAP-KANININ kutsanmasını, ABD, BOP ve AB ile örülen duvarların yıkılması mı dır, elimiz de kalan!
Bakın bir ay olmadı ki; YUNANİSTAN açılımını hazmetmeye çalışırken, şimdi NUR-TOPU gibi, bir İSRAİL-bir İRAN-bir de ARAP açılımımız oldu. Şimdi, söyler misiniz bu ÜLKENİN EKSENİNİ kim nasıl kaydırıyor. Türkiye’nin eksenini kaydırmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Ekseni kayan olsa, olsa AKP iktidarı olacaktır.

Artan TERÖR, ŞEHİTLERİMİZ, nedense anayasa değişikliğinden, referandumdan sonra geliyor. Hiç düşündünüz mü?

Sıfır PROBLEMLİ DIŞ POLİTİKAMIZ; Alp Manas’lar, Kanıkey’ler, Köketay’lar, Konurbay’lar, Gökbörü’ler ve Gülnar Hanımlar ölürken KIRGIZLAR için Başbakan neden suskun? İslam DİNİNİN, yüceliği için asırlardır savaşan ve ŞEHİT düşen Nogay’ların, Umay’ların, Ürbü Eybit’lerin torunları değil mi?

Sonunda da, BARIŞ görüşmelerinde TÜRKİYENİN aracılığını dahi istemeyen bir HAMAS, AKP iktidarının dilinde ise HAMAS ve HAMASET…

Varsa yalanım, ARAP olayım. !


KAYNAK:www.mfa.gov.tr
 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön