''GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAMAK''

19 Eylül 2011


Türkiye’nin 31 Aralık 2010 tarihinde nüfusu 73.722.988 dir. Gayrimüslim vatandaşlarımızın tamamını 1.722.988 kabul edersek, Ülkemizde 72.000.000 TÜRK vatandaşımız yaşamaktadır. Ancak sosyolojik olarak kendilerini Kürt olarak tanımlayan yaklaşık 7.500.000’ vatandaşımız arasında, ne yazık ki, kendilerini azınlık olarak ayrıştırmaya çalışan bir kesim de vardır. Bize düşen ise kişi kendini ne olarak tanımlıyor ise onu öylece kabul etmemizdir. Sosyoloji de, demokrasi de bize bunu böyle söylüyor. Ancak Tarih, kabul etmeseniz de bunların aksini yazıyor.

Asırlardır NEOLİTİK ve PALOLİTİK devirlerin geçtiği zaman dilimleri, o devirlerle ilgili değişimler yeterince yakın zamana kadar ortaya konulamamıştır. Bu devirleri takip eden PROTO-HİTİT dönemlerine ait işaretler ise, Orta Asya medeniyetleriyle bağlantılı olarak elde edilmiştir.

Buradan PROTO-HİTİTLER derken, M.Ö. 5000–3000 yıllarının Anadolu’suna gidiyoruz. Karşımıza, KUŞARLAR, HATTİLER ve KANİŞLER ile diğerleri çıkıyor.

Rusların ‘’YAFESİ’’, Avrupalı müelliflerin ‘’ASYANİK’’ dediği, Sami ve Hindu olmayan Sümerler, Elamlar, Gutiler, Kasitler, Hititler, Mitanniler, Urartular da başkaca bildiklerimiz.

Belirli noktalara kısaca dikkatinizi çektikten sonra, Anadolu’ya dönelim.

Orta Asya medeniyetini Anadolu da ilk önce PROTO-HİTİTLER yaşatırken, NEOLOTİK devirde de Orta Asya’dan Anadolu’ya göçlerin devam ettiğini, bu göçlerle gelenlerin Firikya ile Pisidya arasında yaşayan LUVİLERİN yaşadığı bölgeleri işgal ederek yaşadıkları da ayrıca bildiklerimiz. Bunun yanında KUSAAR-NESAR Krallıkları da M.Ö. 2000’lerde dikkatimizi çekenlerdir.

Tarih filmini hızla sarmaya devam ederken, anılan dönemlerde Anadolu coğrafyasında ne Ermeni ne de Kürtlerle ilgili herhangi bir bulguyla karşılaşmıyoruz. Tarihi kendine göre yorumlayarak yazmakla da isme göre coğrafya ve millet maalesef ki yaratılamıyor. Tabiî kendiniz yazar, kendiniz inanırsanız ona da kimsenin bir diyeceği olmayacaktır.

Mesela, M.Ö. 95-55’de Ermenilerin en parlak devirlerinden biri olduğu anlatılırken, Büyük Dikran’ın Ermeni değil de Part olduğu nasıl oluyorsa hep unutulur. Yine, 5. Apgar’ın ismi yanlış okunarak Ermeni tarihinde anlatılanlarla bu Apgar arasında 200 yıl olduğu görülmek istenmediği gibi, kimsecikler tarafından da dile getirilmez.

Her nedense, güneşe, aya, ateşe, suya, dağa, toprağa, rüzgâra, yıldızlara, hayvanlara, İranlılar da inanmış iken, Kafkasya, Anadolu ve İran birbirleriyle bağlantılı coğrafya iken, nasıl oluyorsa Ağrı Dağı sadece Ermenilerin oluyor!

Kısacası Ermenilere gelince MİTOLOJİK her değer bugün de geçerli olabiliyor. Kürtler de de ‘’Demirci Kawa-Zalim Dahhak’’ ile Büğdüz efsaneleri bir anlam ifade ettiği gibi, Kürtlerin kökenleri ile yeterince ilgili kabul ediliyor!

Zeus, Jüpiter’i Ahuramazda, Hephaistos ile Vulkan’ı Mihr’e, Diana’ı, Artemis’i Anahit’e Venüs’ü Astgik’e, Hercule’i Vahakn’a, Mercure, Hermes’i Tiur yapanlar GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAMIYORLAR MI?

TÜRK MİLLETİ’NE de ‘’cambaz’a bak’’ diyenler, İskandinav ülkelerinin birinde Ermeni Meselesini, diğerinde Kürt Meselesini çözdüklerini zannediyorlar.

Bazı yollara döşenen taşlar üzerinden, Hazreti Muhammed’siz bir İSLÂM yaratılmaya çalışılırken, KURMAY eğitimi almış subaylar, generaller, amiraller, birer birer örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanıyor.

İsrail, özür dileyecekmiş, tazminat ödeyecekmiş, Gazze kuşatmasını kaldıracak mış!

Suriye, Mısır, Lübnan, Yemen, Tunus, Libya’da LAİK olacak mış!

Siz bugün kaç ŞEHİDİMİZ var biliyor mu sunuz? Tutuklanan kaç SUBAY, kaç GENERAL ve AMİRAL var, hiç haberiniz var mı?

Dilerseniz ben söyleyeyim, AKP iktidarında yanılmıyorsam bugün ŞEHİT sayımız 970’e yükseldi. Bu arada sakat kalanları, yaralıları, acı çekenleri ne hikmetse kör gözler hiç görmüyor veya görmek istemiyor.

Ya 72.000.000 TÜRK’E fikrini soran var mı? Milli Kimliği olmayan TÜRK’SÜZ bir ANAYASA için bilmem ki, ne düşünüyorsunuz?

Cambaza bakmaya devam edin. Ben TANRI DAĞLARINA, ÖTÜKEN’E kendi destansı EFSANEME, kendi MİTOLOJİ’ME geri dönerek, ERGENEKON’A gidiyorum.
 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön