DEVLET BAHÇELİ ve DENKLEMLERİMİZ

30 Kasım 2015


Elem dolu olsalar da hatıralar zihinlerden bir türlü silinmiyor. Mesela;

Bilmem sizde hatırlar mısınız? 1997 de Kongre Divan Başkanlığına seçtirdiğiniz kişi, olaylı o kongre sonrasında MHP GENEL BAŞKAN VEKİLLİĞİ görevini üstlenmişti. O, kişi ki, iki dönem MHP’den bulunduğu ilde BELEDİYE BAŞKANLIĞI yapmış, geçici de olsa merhum ALPASLAN TÜRKEŞ’İN koltuğuna oturmuştu. Sonra; “O” kişi AKEPE’NİN kurucu üyesi ve AKEPE milletvekili olmuştu. Bizler, hayretle ve üzüntüyle baka kalmıştık. Hani bu yaşanmışlığı, liderliğinizin ilk dönemlerindeki yetersizliğine mi sayalım?

Mesela;
Şu ON ÜÇ neden hep uğursuz sayılmıştır? Hatıra bu ya, 1997’den yine tam ON ÜÇ YIL sonra, MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Vedat Bilgin’in 2010 yılında bütün görevlerinden istifa etmesini, sonra da AKEPE’YE gitmesini nasıl izah edelim?

Bu ve sayısız benzer acı hatıraları bir kenara bırakarak, 1 Kasım 2015 seçiminden sonra, bütün MİLLİYETÇİ ve ÜLKÜCÜLERİN, bugünlerde söylediklerini, ALTI YIL önce yazmıştım. Kalemle uğraşanların eski tabirle Yerâa-cünbânların en arzu etmedikleri şey, daha önce dile getirdikleri konuları tekrar etmeleridir. Ancak, olayların akışı yazanı bazen de buna mecbur ediyor Şimdi O yazımı MECBURİYETTEN tekrar buraya alıyorum. Mevlana her ne kadar ;

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,
Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”


demiş ise de, artık bizler için söyleyebileceğimiz yeni hiçbir şey kalmadı. O nedenle, işte mecburiyet yazısı:

“11 EKİM 2009”


“BİR SİYASİ PARTİ BAŞKANINA AÇIK MEKTUP


Sayın
Dr. Devlet BAHÇELİ,

Size, aşağıda ifade edeceğim konular hakkında, yazmayı aslında hiç düşünmezdim. Geldiğim yaş (60) NOT:(ŞİMDİ 66) yılların kazandırdığı kişisel birikimler, her insana nasip olmayacak geniş bir çevre, (dost-düşman) genellikle en özellikli günlerde MHP’li olmayanlarca dahi siyasal olarak ÜLKEMİZ için neler düşündüğü sorulan bir kişi iken,

Genel Başkanlığını yürüttüğünüz siyasi partinin; gerek iktidar ortağı, gerekse sekiz yıllık muhalefet döneminde (NOT: Şimdi (ONDÖRT) toplumun siyasi beklentilerini karşılayamaz duruma gelişi, moral değerlere sığınmak ihtiyacı olan insanlarımızın bundan da yoksun bırakılışı, mektubumun ve talebimin gerekçesini teşkil etmektedir.

Belirtmeliyim ki, herhangi siyasi partinin üyesi olmadığım, olmayacağım çevremce net olarak bilindiği gibi, MHP’ NİN de kayıtlı bir üyesi değilim. Bu açıdan hiçbir makam ve mevkii talebimin olmadığını, ayrıca bilmenizi isterim.

Aşağıda ki, değerlendirme ve sorularıma gelince;

3 Kasım 2002 Seçimlerinin yapılmasına neden olan FERDİ kararınızı ve bugünkü sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hatırlarsak, iktidar ortağı olduğunuz seçim öncesinde, Türbanı ben çözeceğim demiştiniz. Çözemediğiniz gibi, nedenlerini de net olarak ortaya koyamadınız. Bu nedenle ÜLKÜCÜ kızlarımızın büyük bir bölümü, beklentileri gerçekleşmediği için, anlık tepkilerle kendilerini cemaatlerin içinde buldular. Orada ne Hz. Ayşe’ye ne de Hz. Fatma’ya yaranamadan neredeyse kimliksiz yaşamaya başladılar. Bunun genç bir kızın, genç bir kadının iç dünyasında ne gibi fırtınalar kopardığını hiç düşündünüz mü?

Kaldı ki, bu satırları yazan, İslam Dininin Örtünme Emrine, inancının tam olması yanında, İş dünyasında ve kamu da TÜRBAN kullanılmasına karşı olduğunun da bilinmesini ister.

ÜLKÜCÜLÜĞÜ artık manası sözlüklerde aranacak bir kavram haline getirirken, yine cemaatlere kaptırdığınız ÜLKÜCÜ gençlerin, orada da ne İSA’YA ne MUSA’YA yaranamadıklarını, nasıl bir noktaya geldiklerini hiç hesaba kattınız mı?

Genel Başkanlığı bırakacağınızı toplumun önünde ifade ettikten sonra, bu ifadelerinizi nasıl yok saydığınızı iç dünyanızda sorguladınız mı?

Akademik kariyeriniz apaçık ortada iken, Genel Başkan Yardımcısı olan (Prof. Dr. Eyüp Aktepe) Bakanlık yapan (Prof. Dr. Abdulhaluk Çay-Prof. Dr. Enis Öksüz) gibi, ülkemize binlerce öğrenci yetiştiren insanlarla yolunuzu ayırmanızı, siz onların koltuk beklentisi içinde olduklarını var saydığınızı düşünecek olursak, biz, akademisyenlerle bir türlü anlaşamamanızı, başka nasıl anlamalıyız?

Camide, sivil toplum kuruluşlarında, özel toplantılarda, ikili konuşmalarda, çarşıda, meyhanede, kahvehanede nedense MHP’NİN ar-ge dediğiniz biriminde, çalışan 600 akademisyenin kimler olduğunu ne duyduk, ne de isimlerini biliyoruz. Gerçekten böyle bir kadronuz var mıdır?

Ekonomi, tarım, adalet, özelleştirme, yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, istihdam ve Kıbrıs Konularında halkın bildiği tek bir sloganınız olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu ve diğer konularda hazırladığınız kitapçıkları bugüne kadar toplumun hangi kesimlerine ulaştırdınız?

Milliyetçilikle özdeşleşen, bir siyasi partinin AB’liğine ONURLU girişi kabul ettiğini, fakat toplumun MHP’NİN AB’YE karşı olduğu izlenimini, bugün hala neden anlatamadığınızı nasıl izah edersiniz?

Bir yerlerden emir almışcasına, ŞEHİT cenazelerinden neden ve nasıl uzak tutulduğunuzun bir nedeni var mıdır?

İp meselesini hiç açmıyorum. Ancak, hala YÜCE DİVAN’A sevk edilmiş bir Tayyip Erdoğan görmemekteyiz. Bir siyasi parti nasıl olur da sekiz yılda tek bir YÜCE DİVANLIK dosyayı hazırlayamaz? Ya NAMERDİM ifadenizi ne yapacağız?

Kahvehane köşelerinde, daha ne istiyorsunuz? Artık sarkık bıyıklar, beyaz çoraplı takım elbiseler ve ülkücü mafya yaftaları boynumuza asılmıyor. Söylemleri teselli kaynağı mı olacak MHP’LİLERİN?

Hukuk ve vicdan yargının suçluluğuna karar vermediği kişiyi SUÇLU kabul etmiyor. Ancak yargı karşısına çıkarılan, yargı süreci devam eden onlarca kişiden, suçsuzluğuna inandığınız, savunacağınız tek bir kişi de yok mudur? (NOT: ERGENEKON-BALYOZ DAVALARI)

Bu ÜLKEDE diğer siyasi partilerin ikinci, üçüncü sıradaki yöneticileri, büyükten küçüğe gazetelerin köşe yazarları, bazen muhabirleri gündem belirlerken, siz neden agresif tavrınızla önde, gündem de dikkatten uzak kalmaktasınız?

Başta Genel Başkan olarak sizin, Genel Başkan Yardımcılarınızın, Genel Sekreterinizin ve diğer yetkililerinizin, TÜRKİYE'NİN her yöresinde, tartışmasız VEFA ve SAYGI görmesi gereken ÜLKÜCÜLER köşelerine çekilmiş dururken, onlara bir satır mektup, kuru bir selam çok görülürken, dün ceza evine giren eski bir milletvekilini koşa, koşa ziyarete gitmeniz sizce nasıl bir davranış?

Bu satırları şayet size ulaştıracak olurlarsa; değerli zamanlarınızı almış olmayayım. Yukarıda ki, nedenlerle sizden MHP’NİN yaptıklarını ve yapabileceklerini açıklayan kapsamlı bir konuşmayla, GENEL BAŞKANLIĞA aday OLMAYACAĞINIZI açıklamanızı bekliyorum.
Muhtemel konuşmanızın içinde yürekten tecrübelerinizi ortaya koymanızı, sizden sonra gelecek kadrolara parti MİSYON ve VİZYONUNU bütün açıklığı ile anlatmanızı, onlardan sizin yapamadığınız MİLLİYETÇİLERİN bir araya getirilmesini talep etmenizi de özellikle önermenizi diliyorum.

Özellikle, ÜLKÜ OCAKLARININ kendine has MİSYONU ile yeniden yapılandırılmasını, ÜLKENİN gerçeklerini bilgisayarlarıyla köşelerine çekilerek değil, her konuda DÜNYA gerçeklerini bilerek yetiştirilmesi konusunda da, sizin geçtiğiniz çizginin yeniden yaşatılmasını da özellikle talep edeceğinizi yürekten umuyorum.

Söğüt Şenlikleri ve Erciyes Türk Dünyası Kurultayı için de mutlaka önerileriniz olacağına inanmak istiyorum!

Bazıları sizden belki özür dilemenizi bekleyebilir. Ben kişinin bireysel kararlarına saygı duymakla böyle bir talepte bulunmaya, kendimde hak görmüyorum. Fakat Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına seçilişinde ki katkınız nedeniyle, bu toplumun büyük bir ekseriyetinin sizden bir özür dileminizi beklemeye acaba hiç mi hakkı yoktur? (NOT: 7 Haziran 2015’de TBMM Başkanlığını AKEPE vermek gibi)

Ancak, ömrümüzün şu son deminde kaç kişi kaldık bilmiyorum. Gönlüm; sekiz yıl öncesinde olduğu gibi, İKTİDAR olmasak da, bu ÜLKENİN DEĞERLERİNİ yanlışsız MHP’NİN savunduğunu, ÜLKEMİN geleceği için doğruları MHP’NİN ortaya koyduğunu bütün çıplaklığı ile anlatmak imkânına tekrar kavuşmayı içtenlikle arzu ediyor.

Türkiye halkının artık AKP’YE alternatif bir siyasi parti olarak MHP var, diyeceği günleri beklediğini ve de özlediğini gözlüyorum. Bu özlemi, siz maalesef gerçekleştiremiyorsunuz.

Buna, GENEL BAŞKANLIĞA TEKRAR ADAY OLMAYARAK, vesile olacağınız inancımla, saygın ve sağlıklı bir hayat, MHP’NİN yaşayan AKİL adamı olarak kalmanızı, yaptıklarınızın da unutulmayacağını bilmenizi isterim.

SAYGI ve SEVGİLER. “


Artık Sayın Devlet Bahçeli'nin bu defa denklemi çözeceğini bekleyelim mi?
 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön