DERSİM'DEN ÖZÜR DİLEMEK Mİ?

30 Kasım 2014


Vikipedi, Dersim’i kısaca aşağıdaki şekilde anlatıyor:

‘’Munzur Dağları yahut Mercan sıradağları, Yukarı Fırat bölgesinde, Doğu Anadolu bölgesinin batısında yer alır. Tunceli ile Erzincan arasındaki platoda 130 km uzunlukta batıdan doğuya Avcı Dağları'na uzanır. Yüksekliği 3300 m'yi geçer. Yaşı 5 milyon yıldır. Üzerinde buzul gölleri, meşe ormanları, yabani türde çeşitli hayvanlar, sayısız bitki ve çiçek türleri, akarsular, dereler, yaylalar, alabalık gölleri bulunmaktadır.

En yüksek yeri 3463 m. ile Akbaba Tepesi'dir. Dorukları Biçare dağı, Ziyaret Tepe, Kutlular, Gültepe, Harami Tepe, Kuştepe, Gedik Tepe’dir. Munzur vadileri güneye Ovacık'a iner ve Pülümür vadisiyle birleşir. Munzur nehri Murad ırmağıyla şelaleler oluşturarak birleşir. Munzur Vadisi Milli Parkı 1971'de kurulmuş 42.000 hektarlık bir yeryüzü doğal parkıdır. Dağları çevreleyen ilçeler güneyde Çemişgezek, Ovacık, batıda Kemaliye (Eğin), doğuda Pülümür, kuzeyde Kemah'tır. Tırmanış geçitleri arasında Munzur ve Kemah geçitleri önemlidir. Köy yolları Sabırlı, Subaşı, Yeşilyayla, Cevizlik, Yeşilyazı, Paşadüzü, Kurutepe köyleriyle güneyden Kılıçkaya, Yaylabaşı, Çubuklu, Çakırlar, Dereköy, Kapıkaya, Doğanköy ile kuzeyden Munzur sıradağlarını çevirir.’’
Sayın Ali Kaya, ‘’Başlangıcından Günümüze Dersim Tarihi’’ isimli eserinin sunuş yazısında; ‘’Türkiye tarihi içinde, Dersim tarihine ilişkin olarak derli toplu bir eser ne yazık ki bulunmamaktadır. Bu durumun en önemli nedeni, bölgenin dağlık oluşu ve gezgin bilim adamlarının uğrağı olmaktan uzak kalışıdır. Bu nedenle, Dersim’in geçirdiği tarihsel evrim, toplumsal değişim konusunda günümüze ışık tutacak, bilimsel-gerçekçi veriler sunacak yeterlilikte eserlere ve kaynaklara sahip değiliz.’’ Kendi çalışmasına değindikten sonra, ‘’ Dersim’in tarihsel dönemlerine ilişkin çalışmalar nicelik olarak az da olsa kayda değerdir. Prehistorik mağaralar ile açık olan yerleşmeleri, URARTU kale yapıları, ERMENİ kilise-manastır mimarlık eserleri ve XII-XIII. Yüzyıla tarihlenen CAMİ ve TÜRBELER açısından zengin olan DERSİM, yerli-yabancı araştırmacıların ilgisini üzerine çekebilmiştir.’’ Demektedir.

Demek ki, Dersim de, Munzur da, Tunceli’den ibaret değildir.

Buradan hareketle; sizlere Dersim olaylarının sahne olduğu ve hemen hemen tamamını kapsayan bölgenin, 1914 yılı nüfus yapısını, günümüzdeki idari yapılanma doğrultusunda hatırlatmak istiyorum:





Yukarıda belirttiğim yerlere DERSİM diyenlere sormak gerekmez mi? TUNCELİ isminin değişmesini isteyenler; neden DARANALİS, MAMEKİ, HUZAME, İŞUWA, ZUHMA, SUPANİ olmasını istemez de DERSİM ’de ısrar ederler? Yine DERSİM diyenlere sormak gerekmez mi? Buralarda sadece Kürtler (Aleviler) mi yaşamaktadır? Osmanlı döneminden itibaren ki bunu 1473’e kadar götürerek, isyanların çıktığı yer veya yerler neresidir? Orada kimler yaşamış ve yaşamaktadır?

Devletin 1937-38 yıllarında yaptığına ister tedip, ister katliam diyelim. Bunun sonucunda ölenleri, öldürülenleri kutsayalım. Buna vicdan sahibi herkes herhalde katılacaktır. Türklerle Kürtlerin ve de Alevilerin gerçekte var olan DEMOKRATİK birliğini neden yok saymaktayız? Türkiye’de PKK gibi teröre başvuranların dışında hangi Kürt’e hangi Alevi’ye karşı düşmanlık beslenmektedir?

Bu kısa sorulardan sonra, HİÇ SORULMAYAN SORUYU ben sorayım!

Yukarıda ki COĞRAFİ tanımı, 1914 nüfus bilgilerini laf olsun diye yazmadım. 1937-38’e gelinceye kadar, bu bölgede neler yaşandığını kimler bilmektedir? DERSİM AŞİRETLERİ, 1800’li yıllardan itibaren, kaç TÜRK’Ü, kaç ERMENİ’Yİ, ÖLDÜRMÜŞTÜR? Acaba yöre insanının nelerini GASP etmiştir. Nelerini çalmıştır. Hangi soygunları gerçekleştirmiştir? Bu nedenlerle söz konusu bölgeden, ne kadar nüfus GÖÇ etmek mecburiyetinde kalmıştır?

Var mı bileniniz?

Her merminin, her topun, her uçağın, DERSİM de her öldürülenin, her batıya gönderilen DERSİMLİNİN, kayıp kızların, yakılan ve yıkılan köylerin milimetrik HESABINI yapan anlı-şanlı TARİHÇİLER, acaba DERSİM AŞİRETLERİNİN, yakıp yıktığı köyleri, yaptıkları soygunları, öldürdükleri insanların sayısını vd. lerini neden SORMAZLAR, neden BİLMEZLER? Neden hiç konu etmezler? Neden TARİHE tek bir pencereden bakarlar?

Var mı bileniniz?

Şayet ÖZÜR DİLENECEKSE! Özür dilemek bir ERDEMSE! Şayet özür dilemek kısmen de olsa vicdanları rahatlatıyorsa! ÖNCELİKLE DERSİM AŞİRETLERİNİN SAVUNUCULUĞUNU YAPANLARIN ve DERSİMLİLERİN, BÖLGE İNSANINA YAPTIKLARI ( kibarca söyleyecek olursak) ŞEKAVETTEN dolayı ÖZÜR DİLEMELERİ GEREKMEZ Mİ?

Savunmasız bölge İNSANINI koruyamayan, DEVLET acaba öncelikle kim ve kimlerden ÖZÜR DİLEMELİ? ÖZÜR DİLEMEK için acaba ÖNCE KİMLERE SORMALI?

Var mı bileniniz?
Gelecek nesillere gelin, kin ve nefret tohumu ekilmiş bir VATAN bırakmayalım. Her geçen gün farklı mecralara taşınan DERSİM bizi ayrıştıran değil, bütün tabiat güzellikleriyle birleştiren olsun. Bugüne kadar susan, SÖZLÜ TARİH yapmayı bırakın, yaşananları anlatmayan, kısacası YARAYI kaşımayan insanlarında var olduğunu;

Var mı bileniniz?

Elazığ, Maden, Erzincan, Eğin, Kemah, Kuruçay Refahiye, Tercan, Erzurum, Arapkir, Çemişgezek ve bütün köyleri ve köylüleri konuşmaya kalkışırsa; DERSİMLİ ne cevap verecektir?

Var mı bileniniz?

Şimdi birlikte düşünelim, birlikte karar verelim; çare DERSİM’DEN ÖZÜR DİLEMEK Mİ?

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön