CONDOLEEZZA RİCE ve AKPM BİLDİRİSİ

25 Nisan 2008


Denilecektir ki, AKPM si bildirisiyle Condoleezza Rice’nin ne ilgisi var..? İzin verirseniz ben yazarak sizde okuyarak bulmaya çalışalım.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin AK Partinin kapatılması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca hazırlanan iddianame ile ilgili bildirisi, herkesin bildiği gibi yayınlandı. Kırk yedi ülkenin üç yüz yetmiş üyesinden sadece yirmi bir üyenin imzası olduğu da ayrıca belirtildi. Bu bildirinin herhangi bir yaptırım gücünün olmadığını da yine hepimiz bilmekteyiz.

Bildirinin hazırlanması talebinin AKPM’sinin Türk Heyeti içindeki AK Partili bir milletvekili tarafından istendiği iddia edilmektedir. AK Partililer ise bunu yalanlamaktadırlar. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclis Başkanı Luiz Maria De Puiq ise, talebin Türk heyetinden geldiğini söylerken devamla ‘’hatta heyete göre, Türk Parlamentosu Başkanı bizi resmi olarak Ankara’ya davet edecek. Çünkü, sadece bir siyasi partiyle ikili bir konu olsa kabul etmezdik. Başka durumlarda da siyasi partilere karşı kapatma davaları açılmış ama o durumlarda bizden böyle bir eylemde bulunmamız istenmedi.’’ Demiş….

Diğer tarafta, Türkiye’ye gelen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Sekreter Yardımcısı, Maud de Boer-Buquicchio’ da Ak Partinin bildirinin hazırlanması ve yayınlanması talebinde bulunduğu iddiaları karşısında ‘’Hayır, böyle bir talep olmadı.’’ Diyor.

Ak Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu da, ‘’Ak Parti hakkında açılan davaya ilişkin, AKPM kararıyla bildiri yayımlanmasının, AKPM’nin gündeminde olduğunu, ancak kendilerinin kesinlikle bir taleplerinin olmadığını’’ devamla ‘’Benimde heyet Başkanı olduğum AKPM Başkanlık Divanı kararıyla bir bildiri yayınlanması ve Türkiye’ye bir ziyaret gündeme gelmiştir.’’ Demektedir. (Finike konuşması)

Luiz Maria De Puiq, Maud de Boer-Buquicchio ve Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuşmalarını değerlendirerek, bu talebin Ak Parti Milletvekilinden gelip gelmediğine siz karar verin…

Anadolu’da ‘’HERŞEYİN BİR USULÜ VAR’’ dedikleri gibi, bir de ‘’MİNAREYİ ÇALAN KILIFINIDA HAZIRLAR’’ derler. Sayın Başbakan sa ‘’Bu iktidar ile muhalefet mücadelesinin dışarıya yansımasıdır.’’ Diyor. Buna ancak denilse denilse, yine başka bir Anadolu tabiriyle ‘’çarşaflamak’’ denilebilir..
Tabii, hangi usul, hangi minare, hangi kılıf diye sormazsak…
Heyecan içinde söylenenler, her şeyden önce özellikle siyasilerin günlük tepkilerle günlük olaylara bakmaları nedeniyle, bütünü görmelerine de engel olmaktadır. Bizler de çoğu zaman o rüzgara kapılarak bu hususu gözden nedense kaçırıyoruz.

Söz konusu AKPM Bildirisinin yayımlanmasından birkaç gün önce 15 Nisan 2008 günü Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, AMERİKAN-TÜRK Konseyinde düzenlenen öğle yemeğinde bir konuşma yapıyor. Bu konuşmayı kimlerin dinlediğini, Rice’nin neler söylediğini, onun konuşmasının satır aralarında görelim.

Condoleezza Rice; ‘’Yakın zamanda görüşme imkanı bulduğum Türkiye’nin ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Sayın Kürşat Tüzmen’e teşekkür etmek isterim. Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül de burada bulunuyor, aynı zamanda Türkiye’nin Amerika Büyükelçisi ile, Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi’nin de aramızda olduğunu görüyorum. İçinde bulunduğumuz karmaşık ortamda son yıllarda önemi gittikçe artan, son derece mühim bir ilişkiyi daha da geliştirmeye kendini adamış kişilerden oluşan çok seçkin bir grupla birlikteyiz. Kordiplomatik pek çok arkadaşımızı da bura da görmek harika.’’

‘’Türkiye, ABD’nin hayati öneme sahip stratejik bir ortağıdır, o yüzden bu yılki konferans temasının ‘’BÖLGESEL MÜTTEFİKLER ve KÜRESEL ORTAKLAR’’ olması yerindedir. Bu ilişkinin öneminin yıllardır farkında olduğum için, 2005 yılında Dışişleri Bakanı olarak gerçekleştirdiğim ilk seyahatimde Türkiye’ye ilk kez gittim. Ancak bir yıl sonra, zamanın Dışişleri Bakanı ve meslektaşım olan şimdiki Cumhurbaşkanı Sayın Gül ile birlikte ABD-Türkiye ilişkileri için STRATEJİK bir VİZYON belgesi oluşturmaya karar verdik, çünkü Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin gelişerek, 21. yy.ın getirdiği zorluklar yolunda ilerlediğini göstermek istedik. Askeri müttefik ve Nato gibi önemli unsurlar içeren bir ilişki olduğunu göstermek istedik.’’

‘’ Çok açık söyleyeyim; ABD, PKK’yı Türkiye’nin, Irak’ın ve Amerika’nın ortak bir düşmanı olarak görmektedir. Ülkelerimiz ve Avrupa’daki ortaklarımız birlikte çalışarak, PKK’nın Kuzey Irak’taki güvenli bölgesini yok etmek ve Avrupa’daki suç ve finans ağlarını ortadan kaldırmak için kapsamlı bir strateji izliyoruz. Aynı zamanda komşu ülkeler süreciyle Irak’ta istikrarı sağlamak amacıyla bu ülkede pozitif bir değişim gerçekleştirmek için çalışıyoruz.’’

‘’Irak, Afganistan ve Kosova haklarını savunmak ve onlara özgürlük ve fırsat sağlamak amacıyla Türkiye ve ABD birlikte çalışmaya devam edecektir. Başkan Bush’un söylediği gibi, ‘’Özgürlüğe karşı direnilebilir, özgürlük ertelenebilir, ancak özgürlük inkar edilemez.’’

‘’Türkiye’nin AB üyeliğini kuvvetle desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu üyelik, hem Türkiye, hem de Avrupa için iyi olacaktır. KIBRIS konusunda, adada iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon kurulması yönünde bir anlaşmaya varılması için yinelenen çabalara karşı Ankara’nın açık olması da, AVRUPA’nın yapılanması süreci açısından kilit bir unsurdur.’’

‘’ 2007 yılında zorlukları daha da güçlenerek aşan Türk demokrasisinin olgunluğuna ve canlılığına tanık olduk. 2007, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelendiği, hem meclis hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı siyasi açıdan zorlu bir yıldı. Bildiğiniz gibi, MÜCADELELER devam etmektedir..Ama Türk halkı, Türk seçmenleri, laik ve demokratik bir bağlamda, laik ve demokratik ilkeler çerçevesinde önlerindeki sıkıntıları aşacaktır. Demokratik bir toplumdan da beklenebilecek tek şey sıkıntılı zamanlarda bu ilkelere sadık kalmasıdır.’’

‘’Bu ifade üzerine, Başbakan Erdoğan’ın yakınlarda yaptığı ‘meclisin, Türklüğe hakareti cezalandıran Türk Ceza Kanunun 301. maddesini değiştireceği’ yolunda ki açıklaması nı takdir ediyoruz ve destekliyoruz. Kişinin inançlarını ifade etmesi DEVLETE hakaret anlamına gelmez, yurttaşlığın en temel şekillerinden biridir.’’

‘’Türkiye’yi tüm dini ve etnik grupların sivil haklarını koruma ve tanımanın yanı sıra EKÜMENİK Patrikhanesi’nin RUHBAN Okulu’nun mesleki okul olarak tekrar açılmasını teşvik etmeye devam etmekteyiz.’’

‘’ABD. ve Türkiye büyük Ortadoğu’da özgürlük, demokrasi ve refahı desteklemeye devam edecektir. Bunun ötesinde farklı insanların birlikte yaşaması, gücü paylaşması ve kimsenin baskısı, dışlaması veya daha kötüsü olmadan farklılıklarını barışla çözmesinin en iyi yol olduğunu zorlu deneyimlerimizden biliyoruz. Bu değerler birlikte yaptığımız her şeyin temelidir.’’

‘’Evet. Bu davayı elbette çok yakından izliyoruz, kuşkusuz bu Türklerin vereceği bir karadır. Biz bu kararın Türkiye’nin laik demokratik ilkeleri çerçevesinde verileceğini ümit ediyor ve inanıyoruz. Bunun yapılış şeklinde, seçmenin sesine de kulak verilmesinin sağlanmasının herkesin yararına olacağını düşünüyoruz. Türkiye’nin demokratik kurumları vardır ve konunun bu çerçevede çözülmesi en büyük ümidimizdir.’’

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bunları söylüyor. Birde AKPM nin bildirgesinde hangi başlıklar var ona bakalım;

‘ ’Bu yazılı bildiri, altında imzası olanları bağlar. Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılmasına ve üyelerinin 71’nin siyasetten yasaklanmasına ilişkin yargı süreci bizi endişelendirmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bu talebi kabul edilebilir bulması bizi endişelendirmiştir.
Yargının bağımsızlığını tanıyarak örgütlenme ve ifade özgürlüğünün çoğulcu bir demokraside zorunlu olduğuna dikkat çekiyoruz. Siyasi partileri kurmak ve katılmak ve siyasi fikirleri ifade etmek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri tarafından garanti altına alınmıştır. Bu, şiddet içermediği sürece ANAYASAL DÜZENİ değiştirmeyi düşünmeye kadar varan fikirleri de içerir.
Türk adli ve yargı makamlarının AİHM içtihatlarına saygı göstermesini bekliyoruz. Siyasi parti kapatması ve bireylere siyasal yasaklar getirilmesi konusunda AİHM içtihatlarına saygı gösterilmesini bekliyoruz.
Türkiye’de siyasi parti kapatmalarına ilişkin bir geçmişi vardır. Parti kapatmalarına ilişkin bu davalar AİHM’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu sonucu ile sonuçlanmıştır. 1995 ve 2001 yılında yapılan Anayasa reformları ve 2003 yılındaki siyasi partiler yasası reformlarına rağmen parti kapatma girişimleri devam etmektedir. Daha fazla reform gerekmektedir. Türkiye’nin demokratik reform sürecini takip etme konusunda ki, kararlılığının verdiği cesaretle, Türkiye’nin gecikmeksizin AİHM sözleşmesine tam uyum sağlayacak Anayasal ve idari reformları gerçekleştirmesi çağrısını yapıyoruz.’’

Hepimiz daha fazla reformlardan yanayız. Bu ülkede büyük bir çoğunluluk bizim gibi bir siyasi partinin kapatılmasını da tasvip etmiyor. Fakat konuya bakarken, bu gün iddianamenin muhatabı olan siyasi partinin, uzun süredir iktidarda olduğunu, yasama yetkisiyle mevcut kanunları değiştirmediğini de göz ardı etmeyelim. Türkiye’de herkesin kanunları bilmek ve uymak zorunluluğu vardır. Bundan siyasi partileri de ayrı tutamayız.

Şimdi insana sormazlar mı, Ey Amerikalı, ve Avrupalı dostlarımız..! ve de, Türkiye de AK Parti savunucuları, sözde demokrasi havarileri, şu söz konusu Yargıtay İddianamesinin tamamını kaçınız okudunuz…? Neye göre bu yargılara varıyorsunuz…?

Ve insana sormazlar mı, şu Ermenistan Anayasasının (Bağımsızlık Bildirisi) 11. ve 13. maddeleri için neden bir bildiri yayınlamıyorsunuz.? Ermenistan’ın yeni hükümet üyelerini kutlayanların, bunlar hiç mi akıllarına gelmez. Kimlerin neler dediğine dikkatle bakarsak bize de, olanları ve olacakları düşünmek kalır.

Tabii ki, düşünmek isteyenler varsa…



Kaynak: C.R. Konuşması ABD Büyükelçiliği

 

 

 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön