CHİRAC'IN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ ve ERMENİ PAYANDALIĞI

08 Ekim 2006


16. Türk Yüzyılın da Roma-Cermen İmparatoru Şarlken’in esareti altında yaşayan Fransız Kralı 1. Fransuva, annesinin, Kanuni Sultan Süleyman’ a yakarışları sonrasında kurtarılmıştır. Chirac’ın dedeleri Osmanlı sayesinde, o dönem ticaret ve siyasette de imtiyazlar elde etmişlerdir. Bildiğimiz yoldan, Fransa’nın bu güne geldiği, nedense Fransızlarca unutulmaktadır…!

Yine Osmanlı İmparatorluğu dönemi. Kanunu Sultan Süleyman’dan sonra ikiyüz yıl geçmiş. Kafataslarının içinde beyinleri olmayan Fransızların, o tarihlerde Ermenilerin durumunu nasıl değerlendirdiklerini ve de 1894 Yılı Şubat Ayın içinde, Fransız elçisi Pol Kambon’un, Fransız Başbakanı, Casimir Periery’e göndermiş olduğu raporunda, neler yazmış olduğunu özellikle de okuyalım.

‘’ – Ermenistan da, Bulgaristan veya Yunanistan gibi aynı ırka mensup, bir halk kitlesi olmadığı gibi, burası için tabii bir hudut da ÇİZİLEMEZ..
- Ermenilerin toplu olarak sakini oldukları yerler, Osmanlı, İran, Rusya devletleri arasında parçalanmıştır. Umumi bir harbin bile, bu üç parçayı birleştirmesi ne kadar güç olur.
- Osmanlı mülkünde mümtaz bir Ermenistan teşkiline kalkışılsa bile Ermenistan nerede başlar, nerede biter..? Bu da bilinmiyor..
- Bu halde yalnız ıslahat kalıyor. Fakat alınan ıslahat vaidlerinin de kıymeti malum..! Bir halli cidden ıslah edebilmek umumi ıslahata muhtaç…!
- Tefferuta ait ıslahat ise, on sene evvel belki Ermenileri memnun edebilirdi…! Şimdi bunlarla memnun olacakları ümid edilemez. ERMENİ MESELESİNE MÜMKÜN OLABİLECEK HAL ŞEKLİ YOKTUR. Bu mesele açık kalacaktır.
- Osmanlı hükümet idaresi, bunu gittikçe vehamete uğratacak, vakit vakit gösterilecek şiddetler, büyük şikayetleri intac eyleyecektir.
- Tekerrür edecek bu haller Avrupa matbuatına aks ile Hıristiyan memleketlerinde merhamet duyguları uyandıracak, bugün İngiltere’ye ve Amerika’ya münhasır olan hareket diğer Hıristiyan milletlere de, sirayet edecek, nihayet müdahale vukuu mecburi görülecek…!
- Fakat ne vakit..? Yarın mı…? Çok seneler sonra mı…? Şunu söyleyebilirim ki, Osmanlı Devletin de, en garip vaziyetler, pek uzun zamanlar sürebilir. Yalnız bunların her vakit patlak vermesine intizar etmeli ve bundan hayrete düşmemeli.’’
Bu raporu yazan, aynı Fransız elçisi, Sultan Abdülhamid’e ;
- ‘’Yapılacak ıslahat ve tecziye edilecek mücrimler olduğunu, gerek Padişahın, gerek Hükümetin nüfusunu hissettirmesi gerektiğini.’’ Söylüyordu….!

Bu söylenenler Fransa’nın resmi kayıtlarında dururken, Bir başka Fransız, yani Jacques Chirac dedelerinin Çin-Hindi yarım adasında bugün dahi kurumayan kanın ve bağımsızlıkları için mücadele ederken, can veren bir milyon beş yüz bin CEZAYİRLİNİN nasıl öldürüldüğünü de unutturmaya çalışmaktadır.

Bunları unutan, unutturmak isteyen ve Ermenistan’ı ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Chirac Erivan da düzenlediği basın toplantısında ‘’ Türkiye, AB üyesi olmak için Ermeni soykırımını tanımalı mı dır..? sorusuna, bakın nasıl cevap veriyor…
‘’ Dürüstçe konuşacaksak, öyle olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin soykırımı tanıması gerektiğine inanıyorum. Çünkü ülkeler hatalarını ve dramlarını kabul ederek büyürler. Almanya Yahudi soykırımını kabul ederek büyüdü. Bir ülke, eğer bir topluma ait olmak , inandıklarını, değerlerini paylaşmak istiyorsa. Türkiye de tarihine, geleneklerine ve kültürüne bakarak kendine ders çıkarmalıdır.’’

Gazetecilerin başka bir sorusu; ‘’ 12 Ekim de Fransa meclisinde oylanacak – Ermeni soykırımını inkar yasasını- destekleyecek mi siniz..? Chirac, ‘’ Fransa meclisi zaten soykırımı tanımıştır. Biz bir hukuk devletiyiz. Her türlü ayırımcılığa karşıyız. Artık soykırım trajedisi konusunda polemiğe gerek yok. Bu polemiğinde ötesinde siyasi gerçektir.’’

Akıldan yoksun Chirac, bazı şeyleri birbirine karıştırmaktadır. Bunu irdelemeyi bir kenara bırakarak, Belçika Adalet Bakanı Laurette Onkeliny’in, Chirac’ın incileri (!) için neler söylediğine bakalım…

‘’ Yahudi soykırımıyla Ermeni soykırımı ayni kefeye konamaz. Uluslar arası yargı kararı olmayan bir konuda, biz nasıl yargıya varalım. Siyaset, tarihle meşgul olmamak, sadece totaliter rejimlerde tarihi siyasetçiler yazar. Belki soykırım olduğunu düşünebilirim, ama bir başkası inanmadığını söylüyorsa, onu cezalandırmak çok saçma.’’ Diyor.
Aynı çizgide konuşan, Filandiya AB dönem başkanı da ‘’ Bu konu siyasetin değil, tarihin konusudur.’’ Demektedir.
İki yüzlü Fransa Cumhurbaşkanı, acaba Erivan’dan Azerbaycan’a, DAĞLIK KARABAĞA neden bakmamıştır…? Ermenistan’ın KARABAĞ da yapmış olduğu katliamı neden hiç görmemiştir. Neden Chirac siyasetinin içerisine halen AZERİLERİN yaşadığı acıları almamıştır..? Her şeyden önce, Fransa aklıyla hareket etmemektedir. Zira 2001 de soykırımını tanıma ve soykırımını inkar edenlerin cezalandırılması yasasına, Fransa Sosyalist Partisi, 27.4.2006 da aşağıdaki maddesini teklifle,
‘’Madde-2 : 1915 Tarihli Ermeni soykırımının varlığını, 29 Temmuz 1881 tarihli Basın özgürlüğü yasasının 23. maddesinde gösterilen yöntemlerden biriyle ihlal edenler, aynı yasanın 24. mükerrer maddesi gereğince cezalandırılacaktır. ‘’ (Bir konuşma yaparak, bir yazı yayınlayarak) şeklinde eklenmesini istiyor.

Fransa’nın 1881 tarihli basın özgürlüğü yasasına istinaden, istediğinin gülünç olduğunu fark etmemek için, ancak Fransızlar kadar iki yüzlü, Fransızlar kadar aptal olunması gerekir. Mösyöye, 1890 lar da ve devam eden yıllarda, Ermenilerin yalanlarla dolu savunduklarını, yine bitmek bilmeyen yalanlarla, Fransa Pro Armenia Gazetesin de Osmanlı Devleti aleyhinde ki, çok aşırı yayınların nasıl ve kimler tarafından yapıldığının, birilerinin hatırlaması, birilerinin de, hatırlatması gerekmektedir. İsterseniz bunu bilmeyenler için o gazetenin başyazarı Pierre Qillard olduğunu biz söyleyelim.

Jacques Chirac’ın şüphe ettiğimiz aklıyla, Ermenistan da , konuştuklarının doğru olmadığını sadece ben söylemiyorum. Bakın daha çarpıcını bir Hıristiyan olan, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Rene var der Linden ‘’ AB nin Türkiye’nin üyelik şartlarını belirlediğini, Chirac’ın ilk kez birdenbire fikir değiştirmediğini ve bunu hep yaptığını, ciddi meseleler varsa bunlar tartışılır, ama bunlara ek yapılamayacağını’’ söylüyor.

Bu iki yüzlülüğe, Fransız kültür emperyalizminin etkilerini, ne yazık ki, yaşayanlar olarak, başka neler yazabiliriz aklıma gelmiyor. Acaba ULUSLAR ARASI ADALET DİVANI’NA (Lahey) konuyu taşıyarak, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI YALANINA bir son veremeyiz mi..? Buna, BM.ler, İki yüzlüler ve Ermeni PAYANDALARI mı engel olmaktadır. Kısacası yalana sığınan herkese,

‘’KESER DÖNER, SAP DÖNER, ELBET BİR GÜN HESAP DÖNER’’ demekten başka bir şey düşünemiyorum…
KAYNAK: Ermeni Meselesinin İç Yüzü (S.Kani İrtem)

 

 

 

 

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2018 Her hakkı saklıdır. Başa Dön